Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

KARADENİZ'DE HAYVANCILIK

Bir kimse toprağını ekiyorsa, hayvancılık yapıyorsa çok kıymetli ve kutsal bir iş yapıyor demektir. Türkiye’de tarım ve hayvancılık politikaları eskiye nazaran daha iyi fakat yeterli değil. Anadolu'nun coğrafik yapısı ve geniş meraları göz önüne alındığında, ucuz maliyetli ve kaliteli hayvancılık için önemli potansiyele sahibiz fakat hala tohum konusunda yeterli değiliz. Toplum olarak sağlımıza devasa boyutta paralar harcamaktayız. Sağlıklı bir toplum aynı zamanda ekonomisi güçlü bir toplum anlamına gelir. Desteklemediğimiz tarım ve hayvancılık sağlıksız bir toplum olarak bize geri dönüyor. Market raflarındaki hazır gıdalara, içeceklere mahkum  yaşıyoruz.

            Ülkemiz küçükbaş hayvan yetiştiriciliği bakımından uygundur. Kentlere orantısız göç akını yoğunlaşmadan önce çiftçinin en önemli gelir kaynağı hayvancılıktı. Atatürk'ün 'Türkiye bir tarım ülkesidir' anlamına gelen "Köylü milletin efendisidir" sözü artık hükmünü yitirmeye yüz tuttu. Et fiyatlarındaki yükselişi durdurmak ancak yerli hayvancılığa yönelmekle mümkündür. Hayvancılığı kalkındırmak gerekir. Çiftçiler hayvanlarını daha buzağı döneminde satıyor. Mahalle kasabı kesecek hayvan bulamıyor. Büyükler alıyor, kırılma noktası bu. Mera alanlarının her geçen yıl daralması nedeniyle hayvan üreticileri hayvanlarını daha çok ahırlarda yem ile beslemek zorunda kalıyor.

            Karadeniz, tarım ve hayvancılıkta geri bir noktada. Coğrafi şartları uygun olduğu halde mesleğini sürdürebilen kişi sayısında büyük azalma var. Sektörde pazarlama zincirinin uzunluğu göz önüne alındığında üreticilerin yaşadığı sıkıntıların hafife alınmayacak büyük sorunlar olduğu görülmektedir. İsterseniz hayvancılıkta öne çıkan temel sorunlara göz atalım.
1-Yem başta olmak üzere yüksek girdi fiyatları nedeniyle üretim maliyeti çok yüksek.
2- Ülkeye yerli üreticinin maliyetinin çok altında fiyatlarla canlı hayvan ve et ithal ediliyor.
3- İşletmelerin ürettikleri et ve sütün pazarlanmasına yönelik ciddi planlama yapılmaması.
4- Yüksek verimli kültür ırkı veya melezlerin sürü oluşturulmaması.

5- Yem/süt paritesindeki dengesizliğin giderilememesi.

6- Çok sık mevzuat değişiklikleri nedeniyle sektörün önünü görememesi.

7- Hayvancılığın gelişimi için yem ve besicilik eğitimleri eksikliği.
8- Kredilerin geri ödemesinde sıkıntı yaşanması.

            Tarım politikaları artık nutuklardan öteye geçmek zorundadır. Doğru seçenek keşfedilmezse, gün gelir et kuyumcu vitrininde asılı durur! Gelen geçen de sadece seyretmekle yetinir. Ülkemizin, coğrafyamızın hayvan varlığını artırarak, kendi kendine yeten bir ülke haline gelmeliyiz. Bir çift söz de üretici birliklerine; ticari faaliyetlerle uğraşmak yerine önce hayvancılığın önündeki problemleri giderecek çözümlere odaklanın. Çünkü o tarafta işler pek iyi gitmiyor ve çözüm daha fazla ithalat değil.

*

Sabahın ilk ışıklarıyla, otlağa çıkarılan davarların çan sesleri,

Memeleri sütten sarkmış inekler,

Yanık türkülerle dağları inleten çobanlar,

Duymak istiyoruz!        

Köylerde hayat canlansın!

Köyler dolsun, boşalmasın...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.