Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

Kıpırdamayın çekiyorum: Tahıl Pazarı

Önce isminden başlayalım. Tahıl Pazarı... Normalde pazarda ne alınır, satılır? Arpa, buğday, çavdar, darı, yulaf. Peki var mı bunlar? Yok. Mısır, nohut, bulgur o da yok. Dünyada hububat bulunmayan tek tahıl pazarı burası! Simitçi, gazozcu, baloncu, tıraş bıçağı seyyar satıcısı bol ama, gıdım mercimek yok.  Bölük bölük sessizliği işgale gelmiş kargalar gibi, açık böğründen kılları dışarıya fırlayan, kafası kuş yuvası saçlı 'zombi' tipler var. Bakıldığı yerde bırakılan, bırakıldığı yerde unutulan, kimi ararsan, ne ararsan hepsi burada. Tahıl yok birader!

Türkiye'de yaşamakla görmek arasında tarifsiz farklar vardır. Bir şehri tanımak için ona yüksek bir yerden bakın. Nasıl organize edildiğini inceleyin. Ben de öyle yaptım. Üst katlardan birinden meydanı gözetledim. Tahıl pazarını anlamanın belli yöntemleri vardır. Misal, kışın yağmur yağdığında, yazın güneş yüzüme yapıştığında tek kapılı buzdolabı ebadındaki geniş kalça üzerinde duran bikini gibi ucube çadır altında yer kapmaya çalışırım. Nasıl bölümlenmiş öyle hala anlamış değilim. İşportacılar çok önemlidir, Cumartesi gününü iple çekerim. Yan yana dizilmiş tezgahlar arasında geçiş yaparken marketten çıkarken fazladan aldığı iki poşetle mutlu olan insanlar gibi keyiflenirim. Şehirde stres atacak bundan daha elverişli mekan bulunabilir mi?

Eğer yabancı misafiriniz ''şehrinizin nesi meşhur?''  sorusu yöneltirse hemen burayı gösterin. Ekonomik ve toplumsal etkinliğin merkezi! Mimari yapılaşmanın görsel şöleni! Evde beslediğim Japon balığı öldükten beri buraya daha sık gelip gözlerimi dinlendiriyorum. Tahıl pazarının çok faydasını görüyorum! Kendimi doktor yazısı gibi karmaşık hissettiğimde, fosforlu mürekkep balığı gibi oradan oraya koşuşturanları seyredince bilhassa şakaklarımda bir gevşeme oluyor. Akvaryumun vermediği rahatlığı burada buluyorum. Sıvası dökük, boya yüzü görmemiş birbirine yaslanan, ''insan konservesi'' binaların, bitimsiz gürültü ve karmaşanın içinde kayboluyorum. Araç otoparklarına dönen ıssız sokaklar, yan yana yürümeyelim diye düzülen yüksek dar kaldırımlar, geçmiş dönem belediyesinin ''aziz hatırası'' altyapı eksikliği, yağmurla dereye dönen yollar içinde nasıl dayanır insan? Bir yara, her gün daha fazla kanarsa!

Burası kentin ete kemiğe büründüğü, kimliğini taşıdığı ''nezih'' bir mekan. Kentimizin kültürünü, tarihini, mimarisini ve yaşam tarzını yansıtan bu memleket köşesini UNESCO'nun Dünya mirası listesine koyması için bireysel müracaatta bulunmayı düşünüyorum. Şimdi bir düşünün, kaldırım üstleri dükkanların malzemesi, sağdan soldan yayılan taverna müziği, aklınıza ne gelirse sokağa taştığı çarpık bir meydanın şehrinde turist beklemek ölü gözünden yaş beklemekten farksız. Bir suskunluk yemini gibi, Ordu'nun ''kabuğunun'' içinde yaşayan yaradır Tahıl! Burası neyin nerede olduğu belirsiz bir tavan arası gibi. Karışık ve darmadağın. Tahıl pazarını anlatmak, kalbe saplı hançeri daha da derine itmektir...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.