evden eve nakliyat eşya depolama Nakliyat nakliye uluslararası evden eve nakliyat gebze nakliyat
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

KOLTUK HASTALIĞI!

Herkeste değil elbet ama, bazı insanlarda fark edilecek düzeyde bir koltuk hastalığı var.                 Ki; bu rahatsızlık sara gibi ara ara nöbet halinde geliyor insana. Koltuktan kurtulduğunu zannediyor, fakat bakıyorsunuz üzerinde oturuyor. Yeryüzündeki her türlü savaşın sebebi olan koltuk, mıknatısla çekilen bozuk para gibi asırlar boyu nice insanı kucağına düşürdü. Yerküredeki kötülüklerin 'anası' oldu. Kalpler toza bulanmış karanlığa döndü, biraz 'ertesi gün'                     gibi kaldı insanlar, eksik, hırçın, asabi...

          Aslında arkeolojik kazılar sayesinde, Mısır ve Çin kültüründe karşımıza çıkan ilk koltuklar günümüzdeki gibi oturmak için tasarlanmamıştı. Koltuğun yaygın olarak kullanıma girmesi 16. asra denk gelir. Koltuk siyaset sahnesine girdiğinden beri hırsın, ihtirasın ve mücadelenin amansız sembolü oldu. Bir fotoğrafa yaklaşınca görüntü kalitesi bozulur ya, işte bazı siyasetçileri tanıyıp yaklaşınca da öyle oldu. Siyaset, ayakkabı mağazası gibi; her 'numara' var! Etrafınıza bakın yeter! Utandığımız anlar olmuyor değil. Gördüklerimiz 'iç kanatıcı' cinsten. Dün 'Ak' dediklerine bugün 'Kara' diyenler iç içe geçmiş. Siyasi ikbal uğruna nice değerler ayaklar altına alınmış. Dolmuştaki dörtlü koltuklara beş kişi oturmaya çalışan matematik kıtlığına eşit bu...

          Yaşananları küçük dilimizi yutarak, ibretle izliyoruz. Ceketin bile astarı varken ceket kadar yüzü olmayan çok kişinin yere düşen 'maskesini' görüyoruz. Isırgan otundan yapılmış bir elbisedir koltuk; her yerine batar, canını yakar. Anne karnına sığarken, dünyaya neden sığamadığını ve sonunda iki metrekarecik yere sığacağını düşünmeli insan. Kişiliğini makamından alanların, makamdan sonra kişiliksiz kalacağını hesaplamalı. Mesele oturacak yeri değil, kalacak yeri olmalı insanın, bir kalbin ve duanın içinde... Umarım kalemin fısıltıları kulaklara ulaşır. Ne koltuk kalıcı, ne de ömür. Aklınızda bulunsun, her cümle mutlaka noktayla sonuçlanacak ve ne kadar yüksekte durursanız durun, ölümsüzlükle ödüllendirilmedi kimse.                    

          Perdenin aralığından gözler gibi seyrine daldığım, bir şenlik ateşinin çukurunu andıran                içi timsah dolu bir bataklıktır Dünya, hayat da nihayetinde timsaha yem olacak kuzguni bir gelincikten başkası değil. Gözü midesinden büyükler ey! koltuğu sırtından indirince daha hızlı koşarsın, bak kuşlara...

*                                                                                                                                                                  Gökten üç elma düştü; Birisi bu yazıyı dizip koşanın başına. Birisi okuyana, öbürü de paylaşıp çoğaltana...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.