Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

25 Kasım 2010, Tripoli... İçine çürük limon kokusu sinmiş gibi bunaltıcı havada, avucun içindeki nasır gibi acı veren tayyare meydanında, bagaj bandı bozulduğundan, minik bir dağı andıran yığılı eşyalar arasından kaybolan valizimi bulmak için, gözlerinde nikotin saklı, yüzü iğde sarısı, mumya bakışlı polise bilmem kaçıncı defa durumu sormaya kalkıyorum. Verdiği tek cevap: 'Sabır ya hacı!'  Turizm geliri hedeflemeyen ülke için bu kadar gevşek insanların bir araya geldiği başka yer hiç duymamıştım.Devir Kaddafi'nin astığı astık, kestiği kestik dönem. Neme lazım fazla diklenip de saf gri sema altında, uyur gibi sessiz duran fizan çöllerinde, çifte kavrulmuş kızgın kumları saymak da var kaderde. Yüksek duvarlarla çevrili müstakil evinde bizi el üstünde tutan, çeşitli ikramda bulunan yerel müşterimiz, ziyaretçiler tarafından delik deşik edilen,  roma antik kenti Leptis Magna'ya götürüyor. Eski şehirlerin tadı bir başkadır. Isırılmış bir elmayı ikinci kez dişlediğinizde, elmanın daha önce koparılmış yeri havayla temas eder ve elma hızla içine doğru koyulaşmaya başlar. Bu koyuluk daha yumuşak bir tat oluşturur kendi üzerinde. Tıpkı giderek güzelleşen bu tat gibi, tarihi kentler de eskimeye borçludur güzelleşmeyi. Adını Kaddafi'nin eylül ayında gerçekleştirdiği darbeden alan Şar Al September caddesi üzerinde meydana yürüme mesafesinde Türkiye elçiliği önünden geçmiştik. Kalenin arkasında kalan, daha çok sarraflardan oluşan ve hareketliliğin genellikle akşam üzeri başladığı labirent çarşı 'Yeşil Sosyalizme' vurgu amaçlı, dükkanlar beyaz duvar üzerine koyu yeşil kapı ve kepenklidir. Saat kulesi sömürge dönemine ait İtalyan mimarisine dair ip uçlarından biri. Sahile kurulu Trablus kalesi içinde kanallarla denize bağlı yapay havuz tehditlerden kaçış için tasarlanmış ek güvenlik tedbirinden başka bir şey değil. Lokantada yemek yerken Türk dizilerini göz kırpmadan, hayranlıkla seyreden saftirik halkı gözlemledik. Rüzgarlı havada içtiği sigara gibi geçiyor hayatı çoğunun, halkın hayatından en iri dilimi ecnebiler almış. Halka sadece bir kaç nefes bırakmışlar. Ve bu yüzden ilmeği kaçmış hayatların, asfaltın dışına taşan kumla kaplı yolların, umutları dar çerçeveli insanların tılsımlı bir tükenişi vardı gözleri gökyüzüne cepheli. Ülkenin bütün iletişim medya araçları devlete ait; muhalif ve çatlak seslere geçit verilmiyor. Taksi şoförlerinin tamamına yakını; ahaliyi zapt-u rapt altında tutan devletin polis ve askerden oluşan muhaberat elemanları. Çok ağır baskıcı bir rejim var, kesinlikle siyaset, içki kullanımı, disko, bar  yerler yasak. Bu yönde çok sıkı takip söz konusu. Sokaklarda gayri  ahlaki bozuk hareketlere rastlamazsınız. Hemen her yerde Türk mallarını ve hizmetini görmeniz mümkün.  Mesai saatlerinin 11-15 arasında olduğu ülkede halkın çoğu devletin dağıttığı işsizlik maaşı ve konut yardımıyla geçinmektedir. Gördüklerimin sadece yarısını anlattım. Dişe dokunur gezilecek görülecek yeri yok, seyahat tercihlerinizde asla bulunmaması gereken,  kelek bir ülke. Çölün derdini taşıyan kum tanesidir Libya. Burada yaşamak, devamlı bir köprüden geçme hissi aslında. Karşıya geçince, geçtiğiniz karşılarda sen yokmuşsun hissi...

*                                                                                                                                                  

Seyahat, eşikte tutar insanı. Ayrılamazsın, yerleşemezsin. Yollar seni çağırıyorsa eğer, gitmekten başka şansın yoktur. Bütün yönelişler onadır. Haftaya; gözün görmediği, kulağın duymadığı, adımların varmadığı uzaklara birlikte gider miyiz?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?