TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

MEKSİKA

Ağustos 1998, Mexico city... Sarı uzun tüylü kuyruğunu dimdik tutup havada uçuşturarak dolaşan sokak kedisinin sert bakışları bile geldiğiniz ülkede tedirgin olmanız gerektirecek işaret fişeğidir. Bir bölgede kar yağarken diğer tarafta denize girilebilen geniş coğrafyada, iki bin metre yükseklikte, volkanik Texcoco gölü üzerinde kurulmuş, yirmi üç milyon nüfuslu bir şehir. Kenti keşfe tarihi kalıntılar, kültürüne ışık tutan müzeler ve Palacio Nacional (Hükümet binası) dahil resmi yapılarla çevreli Centro Historico'dan başlayabilirsiniz. Dünyanın en büyük ve en eski piramitlerinden bazılarını barındıran kentte görülmeye değer ilk yer, Azteklerden bu yana kimi kez engizisyon mahkemelerine, kimi zaman seyyar satıcılara ev sahipliği yaparak farklı amaçlarla kullanılmış, kentin kalbinin attığı El Zocalo meydanıdır. Ortada dev bir Meksika bayrağının dalgalandığı alanda; büyücüden işsize, işportacıdan dilenciye, laterna müzik aleti çalan yaşlı adamın kutusundan yükselen latin ezgilerine kulak kabartan acemi turistleri süzen yankesici tiplere kadar ne ararsan var. Bolivar caddesinin hemen köşesinde, tamamı İznik çinileriyle süslü, üzerinde 'Eylül 1910'    yazılı Osmanlı saat kulesi, kolay ulaşım sebebiyle yerli halkın randevu noktası. Çeşmelerle donatımlı bulvar üzerinde sıralı büyükelçilikler, çok uluslu şirket merkezleriyle kentin aydınlık yüzü Reforma caddesi tuzu kuru, ensesi kalınların yuvalandığı özgün mekandır. Hep yol kenarında müşteri bekleyen kadın vardır ama müşteri bekleyen müzisyene hiç rastlamamıştım.

İri şapka (Sombrero), uzun sivri burun topuklu ayakkabılarıyla Mariachi’lerin 'mabedi' Garibaldi meydanı, amele pazarı gibi günün her saatinde düğün, dernek, davet işleri için müşterilerini bekleyen seyyar çalgıcılarla dolup taşmaktadır. Ülke çapında çok sık rastlayacağınız ve en ucuza bulacağınız tek yiyecek 'tacos'. Yarım ay böreği andıran 'tortilla' ekmeği üzerinde pişmiş et, balık ve sebzelerin salsa sosuyla sarılmasından oluşan yemek.  Doğduğunda herkes ağlarken Meksikalılar esnemiş galiba, hep bi uykusuzluk. Öğlen tatilinde insanların dinlenmek adına kısa aralıklarla uyukladığı siesta vaktinde tüm resmi kurumlar kapalı. Ekonomik çalkantılarla boğuşan memlekette yaşam standardı dip seviyede olduğundan, soyulmadan ülkesine dönen turist şanslıdır desek abartmış olmayız. Lokantayı bile pompalı tüfekli güvenlikçilerin koruması ne menem bir yere geldiğinizin en müthiş kanıtıdır. Hangi parkına giderseniz gidin mutlaka karşınıza bir protesto gösterisi çıkacaktır. Yılbaşlarını 12 üzüm yiyerek kutlarlar. Tam saat 12 olduğunda, kilise çanı 12 kere çalar, her vuruşunda bir üzüm yenir ve bir dilek tutulur. Ülkede sağlık sorunlarının çoğu yanlış beslenme ve hava kirliliği kaynaklıdır. Bu nedenle sokak satıcılarından kesinlikle yiyecek, içecek almayın. Araçla trafiğe çıkmanız için sürücü belgesine veya ehliyet sınavına ihtiyacınız yok. Tek kriter 18 yaşını doldurmak. Yabancı dil bilen yok denecek kadar az olduğundan, birkaç kelime İspanyolca bilmeden yola çıkmayın. Gidelim mi yani? Kartalın havaya kaldırdığı arı kovanı abur cubur bir yer. Delilik sınırında bir cesaretiniz yoksa gitmeyin bence!

*

Diğerlerinden farklı olan, gitmek için fırsat kolladığınız, tutkuyla beklediğiniz yerler vardır. Bir müzik size melodileriyle dokunmaya başladıysa, ruhu uzakta değildir! Haftaya, müziğin 'kalbine' yolculukta siz de yerinizi alın... 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.