evden eve nakliyat eşya depolama Nakliyat nakliye uluslararası evden eve nakliyat gebze nakliyat
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

NASIL BİR ORDU HAYAL EDİYORSUNUZ?

Yaşadığınız şehri hangi cümle ile tanımlarsınız? Size göre şehrinizin en temel sorunları nelerdir? Kısa orta ve uzun vadede nerede ve nasıl görmek istersiniz? "Olmaz ya... Ordu, tüm yaşayanların birbirine barışık; saygılı insanlarla dolu olsa. Mağaza, lokanta önlerine sandalye, masaların taşmadığı, kaldırımların işgal edilmediği bir şehirde yaşamayı kim istemez... Ne güzel olurdu. İçinde bulunduğu bu şehre saygılı, kendisiyle dost bir topluluk olsak... Ordu'nun hiç kabahati yok. Suç kıymetini bilmeyen bizde. Herkes memleketini sever. Ben de öyle. Memleketimi görmek istediğim iyi bir yer var. Şehrimin geleceğiyle ilgili hayallerim, fikirlerim...                                                                                              

          İnsanların kaldırımda yürüme hürriyetinin, araçların park etme hürriyetinin önüne geçmesini.

Motorlu taşıt sürücülerinin, trafikte kornalar çalmamasını. Yerel idarecilerin gürültü kirliliğinin, işitme yeteneğine, sinir sistemine neden olduğu zararlara sert tedbirler almasını. Yoksulların öksüz bir martı gibi hıçkıran kentin gri rengi içinde gökkuşağını aramamasını. Trafikte zıplayan, ilkel toplu ulaşım araçlarının kaldırılmasını.                                                                                 

Zavallı kostümle dilenen merhamet avcılarının ve dar kaldırımları işgal eden işportacıların kentin her noktasından süpürülmesini.

Depresyon listesinde en üst sıralardan aşağıya inmesini. Denizin bir kedinin yere yuvarlanışı gibi hırıltıyla beklememesini.

Özgürlüğü kanatlarıyla gökyüzüne çizen martıların sesini bırakıp şehri terk etmemesini.

Yüzüne 'sonbahar' düşmüş işsiz gençlerin hayallerinin, gözleri bağlı şekilde idam mangasının karşısında vurulmayı bekler gibi durmamasını. Bir otopsi yapılsa aslında yaşamadığı ortaya çıkacak pek çok emeklinin yağmur damlalarını yakalayabilmek için başı yukarı doğru kaldırır gibi durmamasını.                                         

          Yılankavi caddelerin neyin nereye konulduğu belirsiz bir tavan arası gibi karışmamasını. Yolu şehre düşenlerin adımlarının kentin hafızası bir müze salonuna gitmesini. Güneşin sahipsiz portakal gibi Melet Irmağı'na düştüğü saatlerde gözlerimizin önünden zümrüt bir ırmak geçmesini. Birbirine yaslanan metruk binalar arasından geçerken bir Afrika kasabasında yürüyor hissine kapılmamayı. Kontrolsüz göç dalgasına maruz kalmadan, insan 'konservesi' apartmanlar ve yeşile hasret mekanlar olmamasını. Cüzdanı sokakta düşürdüğümüzde ertesi gün aynı yerde bulmayı.Gece ıssız bir sokakta korkusuzca yalnız başına eve doğru yürümeyi.                                                                                                                                   

          Ordu orantısız gelişiyor. Kırsal kesimde pek bir cazibe kalmadı. Tarımdaki çalışan sayısı giderek azaldığından iş talepleri merkezde göç travması oluşturuyor. Nasıl bir şehirde yaşamak istediğimize bizden çok, bizim dışımızdaki unsurlar karar veriyor. Daha sürdürülebilir şehir için,gür seda sesle taleplerimizi ifade etmeliyiz.

*Hayal kurup, gerçekleştirebildiğimiz güzel günler adına!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.