Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Bilgisayarlar henüz daktiloları kovmamıştı, lambalı radyoların geceleri aydınlattığı senelerdi. Sokak lambasının altında duran gencin gözleri penceredeydi hep, aralanmış perdelerden bakan bir çift gözün hayali ömre bedeldi. Güneş; saçlarını rüzgara 'satan' neşeli kızların gülüşünde saklıydı. Kelebek yüreğindeki heyecana, radyoda çalan bir şarkı ortak olurdu. Erken saatlerin kuş sesleri gibiydi çocuk çığlıkları. Annelerin mutfak penceresinden Cennet'e bakar gibi baktığı yıllardı. 

Mektuplu zamanların aşkları güzeldi, sevince satan, anlık zevke tapan yoktu.                  Bazen bir kelebeğin ömrü kadardı öpücükler, ne kırmaya gelirdi, ne de kırılmaya. Duvarda güneşlenen kertenkeleyi kovalar, pamuk helva yapışmış suratımızı ovalardık. Davetsiz 'misafir' televizyon, en sarsılmaz 'kalemize' henüz sızmamıştı. Boya kovası içine düşmüş de çıkmış gibi, topuklu giyince kendini fıstık sanan, ayakkabılarını çıkarınca yer fıstığına benzeyen kimi buruşuk fingirdekler magazin programlarında defalarca karşımıza çıkmaya başlamamıştı.                              Uyduruk yarışma programlarında ''gazoz şişesi'' gibi giyinen yarışmacıların,                  dizilerdeki zibidilerin rezilliklerini manşet atan medyanın esemesi bile yoktu.                       

Yağmurda denize giren çocuklar, şimdi televizyonların karşısında üşüyor.                      Habis kanser hücreleri gibi kontrolsüz çoğalan dizi furyası ve seviyesiz yarışmalar mengene kavrayışlı akrebin kıskacından akıttığı zehirden farksız. Eskiden evler dar, gönüller genişti, şimdi gönüller dar, evler geniş. Eskiden paranın önemi yoktu, şimdi parası olmayanın. Şarkılar da gariplerden yanaydı, siyah beyaz filmler de. Eskiden su içerdik testiden. Yeni anlıyoruz çiçek desenli bardaktan içmenin nafile olduğunu. 

'Sihirli kutu' körpe dimağlara 'kıyısız' bir hayat sundu. Hava kirliliğinden değil ama,            haya kirliliğinden nefes alamıyoruz. Erik ağacına tırmanmayan, eline hiç misket almamış, mahalle maçında dizi sıyrılmamış, kafası kuş yuvası saçlı 'zombiler' türedi. Haysiyetin "sikke kadar" değeri kalmadığı bir zamanın içindeyiz. Namusluların hikâyesi okunmaya bile değmiyor. Artık çağ değişti. Bu çağa ne hevesim var, ne sevesim. Oysa daha temizdik, eskiden. Bir göz öbür göze düşman oldu. Biz böyle değildik, mandalina dilimleri gibi ayrıştık. Kuşlar uçardı gönlümüzü taklit için. Eskidendi, çok eskiden...

*

Kâğıdın kalbine ardı sıra yürüyen kelimeler sabun gibi, tekrarladıkça köpürür içindeki kirin hepsini alır götürür. Umarım.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.