OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Yakın komşuluk ilişkilerinin kurulabildiği en küçük sosyal yapıdır mahalle. Komşuluk eskiden çok önemliydi. Herkes herkesle tanış, akrabadır adeta. Evde yoksak “Komşuya gitmiştir” denirdi. Alışveriş bile kolaydır. Biri un verirse, öbürü pekmez uzatırdı. Mal var ama para yoktu o zamanlar. Komşuda pişer bize de düşerdi, ev almaz komşu alırdık, komşusu açken tok yatmak olmazdı.                             

Ay ışığı olmadığı gecelerde minik bir fener ya da ucu yanık bir çıranın aleviyle misafirliğe gidilirdi. Dilleri dışarı çıkmış, beyaz spor ayakkabılarıyla, koltuk altında topla okul bahçesine yalnız giderken, nasılsa oynayacak birileri vardır diyebilmekti arkadaşlık. Gökyüzüne bakarken, ayaklarımız yere değmezdi. Daracık Arnavut kaldırımı sokaklara eğilen cumbalı evler yerini göğü diklemesine kesen çok katlı binalara bıraktı. Sokaktan geçen yoğurtçunun çıngırak sesi, bakkal, manav ve kasaptan oluşan mahalle esnafına her sabah verilen selamla birlikte çoktan                         o köşeye dikilen hipermarketin gölgesine karıştı. Zamansız okunan salaya kulak kesilen mahalle kıraathanesinin müdavimleri artık yok. Kandillerde, bayramlarda ellerinde tatlı tabağıyla kapıyı tıklatan komşular tarihi romanlarda yaşıyor. Geldiğimiz şehir bu değil. Şehir değişti. Sobanın etrafında toplanılır, siyah-beyaz televizyondaki Türk sineması beklenirken, kavunlar dilimlendirdi çiçekli plastik tabaklara. Herkes bilmez. Hey gidi günler hey!

          Büyükannemizin ziyaret beklediği, bahçe duvarlarından mor sümbüllerin sarktığı ahşap konağın yerinde suni göletin etrafında konumlanmış bir site yükseldi. Top koşturduğumuz parkın erguvanları yerini beton parke taşlarının üzerine yerleştirilmiş dev saksılardaki çiçeklere bıraktı. Karşı köşesinde çizgi roman satılan, ilk festival filminin izlendiği sinema toptan yıkıldı, yerine büyük ve parlak bir otel yapıldı. Zaman o kadar cimri ki; hiçbir saniyesini geri vermiyor.  Akrebin yelkovanla girdiği yarışta yenik düşen biz oluyoruz hep. Beton yığınlar mantar hızında yayılıyor. Uzak dediğimiz otogar yeni yollarla kente dahil oldu, şehrin merkezi bölünerek çoğaldı, adını öğrenmeye çalıştığımız ilçelerde yeni merkezler oluştu. Zamanın ruhu kentin yollarını, siluetini suratla değiştirdi. Önceden yatay genişleyen şimdi dikey yükselen 'insan konservesi' yapılar yaklaşarak uzaklaşan komşuluk modelini geliştirdi. Bildiğimiz şehir bu. Kimsenin kimseyi görmediği bir mahalle oldu artık burası. Bu mahalle. Bu şehir. Bu memleket. Hayaletler gibi korkutuyoruz birbirimizi. Güzel olan ne çok şey kaybettik. Sokak oyunları, yaraya merhem olan vefalı komşuları. Gülüşlerin, hatıraların uçuştuğu günlerdeki gizli sayfalardır belki de mahalle. Eskiden komşuluk vardı, nereye taşındı haberi olan var mı?

*                                                                                                     Hayal kurmayı seviyorum, çünkü orda her şey yolunda!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.