Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

Neymiş marka kent olacakmış

Son zamanlarda bazı yerel yapıların başındaki yetkililerin pek merak saldığı “marka şehir” yaratma konusu ne kadar gerçekçi? Marka bir fikirler bütünüdür. Fındık, fıstık, leblebi, ters ev, top sahası veya bunların toplamı değildir. Yalnızca bir logo ve simgeyle marka şehir olmak mümkün değildir. Markalaşmak, sadece bir reklam, pazarlama veya yatırımcı çekme projesi değildir. Sunduğu şeyi farklılaştırmaktan ibarettir. Sunarken üründen değil, tüketiciye yaşatacağınız deneyimden bahsetmelisiniz. Çarpıcı sloganlar, kampanyalar, sosyal medya, etkinlikler markalaşmaya destek araçlardır.

Günümüzde bazı şehirler ülkelerden bile daha öndedir. Örneğin Paris Fransa’dan, Venedik İtalya’dan daha fazla meşhurdur. Ülkelerin tanınması ve gelişmesi bu nedenle marka şehirlere bağlıdır. Enerji şehri New York, ''I Love NY'' simgesiyle bütünleşmiştir. Paris, romantizmdir. Milano, modadır. Londra, kültürel canlılıktır. Las Vegas, eğlencedir. Rio, festivaldir.

Markalaşmanın çok çeşitli ve önemli aşamaları var. Markalaşan ve markaya konu olan unsurlar sadece ürünler değildir, insanlar da markalaşabilir.

Şehri makyajlamak yerine ekonomik, kültürel nitelikli yapısal problemlerin çözümüne öncelik veren projeler üretmek şart. İnsan faktörünü dışlayan hiçbir proje başarılı olamaz. Markalaşmaya talip olan kentler önce vatandaşlarını mutlu etmelidir. Markalı şehrin turisti çekebilecek ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir ''değeri'' olmak zorunda. Bu yüzden iletişime çok büyük önem vermek gerekir.

Ordu'yu ele alalım. Kıymetli bir mücevher gibi kapışılacak hangi turizm sembolü var? Ordu spor ve eğitimde ne kadar var? Marka iletişim planını olmadığından Ordu ismini yurtdışında duyana hiç rastlamazsınız. Trafiği iflas etmiş bir şehirle övünmek, hamamda türkü söylemeye benzer! Marka şehri olmanın temelinde altyapı vardır. Trafik akışını hızlandırabilecek, bol şerit sayılı farklı düzeyde kavşak, geniş bulvar ve bağlantı yolları olmayan bir yer marka kent mi olur? Şehrin göbeğindeki Cumhuriyet mahallesinde bile açılmamış yollar var. Yerleşim yerinin tam ortasına dökülen hafriyat nedeniyle çirkin bir ''moloz dağının'' gözleri hançerlediği bir kent hangi hedef kitlenin zihninde olumlu algı oluşturabilir?

Ancak Afrika kıtasında rastlayabileceğimiz dolmuş araçlarıyla toplu ulaşım sağlayabilen bir yerden bahsediyoruz. Farklı yönlere savrulan balonlar gibi korumasız emekliler, sosyal tesis ve etkinlik alanları bulunmadığından parklarda donuk bakışlarla hatıralara sığınıyor. Söyleyin, Ordu yaşlı dostu mudur? ''Ey hayat, biz Ordu'ya gidiyoruz. Sen de arkadan gel'' diyebileceğimiz bir yer değil burası... Yaşlı, hasta ve bebeklerin ''huzurunu çalan'' düğün, asker uğurlama ve maç galibiyet kutlamaları gibi kamu düzenini bozucu ses kirliliğine yönelik gürültü haritası niçin yok? Kaldırımlar yayalar hariç herkesin! Bir tarafta kural tanımaz sürücülerin arabaları diğer tarafta cirit atan işportacılar!

Doğru bir başlangıç için rekabet yarışında diğerlerinin önüne geçebilecek çalışmalar yürütülmelidir. 4 gün önce iş nedeniyle defalarca gittiğim Dubai'den yeni döndüm. Dubai ile Ordu arasındaki gelişmişlik farkı uzay boşluğu kadar. İki kent arasına 2 tane galaksi sığar! Festival deyince akla sadece şarkı, türkü konserleri gelmesin! Tarihi ve tabiat zenginliğine rağmen kendini yeterince anlatamayan, denize küs Ordu ''fazla uzağa gidemez''. Ordu marka kent olacakmış! Marka kıyafetler, yüksek binalar ve pahalı parfümlerin kapatamayacağı kadar çirkin bir düzensizlik var. Bütün mesele bu...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.