istanbul escort kartal escort pendik escort ümraniye escort anadolu yakası escort tuzla escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

ÖLÜMDEN BAŞKA HER ŞEY ÖDÜNÇTÜR

Yüz yıl önce yaşayanlar şimdi yoklar, kırılan oyuncaklarını toplayan çocuk hüznüyle, kuzeyden esen yelin asmalar arasında ıslık çalışı, bir bebeğin hıçkırığı, bir kedinin hırıltısı, bir kayanın vadiye yuvarlanışı tedirginliğiyle biz de geçip gideceğiz buralardan. Ölüm; bir güve gibi ince ince kemiriyor hayatımızı. Yine de sinsi ısırıklarının acısını hissetmiyoruz şekilsiz bir iz bırakana kadar, işte ancak o an ayılıyoruz başımıza gelenlere. Zaten ömür dediğimiz nedir ki? Çaya batırdığımızda erimesinden korkup iki saniye sonra geri çektiğimiz bisküvi gibi kısa zaman...

Elmaya sinen yasadışı çekim, onu ısıran insanın gözünü ve yönünü şeytanın aldatan gülümseyişine kaydırdığından beri şu hışır gezegende bütün kavga 'toz' için oldu. Gözü danede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmadı. Saniyeler sonra ne olacağını bilmeden yıllar sonrasının hayalini kuran Adem'in evlatlarının hali de bala düşen sinekten farksız. Fakat gel de, çiğneyebildiğinden fazlasını ısırma gayretindeki, gözü midesinden büyük 'çekirgelere' anlat bunu!

Hayat; her salınışında uçuşup giden kum taneleriyle birlikte sonsuzluğa karışan kumdan bir salıncaktır! Fitnenin, bozgunculuğun yabani sarmaşık gibi her yanı sardığı bir dünyada, kalbimizi ateşten tuğlalarla ören sevgisizlik duvarını kardeşlikle yıkalım! İnsanları geçimsiz yapan, birbirine hasım eden iletişimsizlik, sevgisizliktir. Aslında her birimiz tek kanatlı 'melekleriz' ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.

Havada hızla akan mızrak gibi üzerimize gelen ölümden kaçış yok!

Pazartesi, merhum babam, ağaç dalından havalanan kuşların, yaprakları pul pul dökülmüş yorgun ağaçlara çarpa çarpa yükselişi gibi geldi geçti... Çocukken, neşeli bir sincabın enerjisiyle, ince akasya dallarına benzer kollarla sarılırdık, ekmeğin yumuşak hamuru gibi göğsüne...

Mevsim ne olursa olsun, babasız kalınca üşüyor insan... İkindi çağında solan gelincik gibi yalnız kaldık, nazlı ovaların bağrında... Paslanmış demir rengindeki gözlerimiz, ışığı söndürülmüş odaları andıran bedenimiz, solgun çiçeklerin kokusunu taşıyor gibi duruyor saçlarımız. Geri gelmemek üzere giden bir kuşun kanat sesleri kaldı sadece kulaklarımızda şimdi!

*

Elbet biz de gelir geçeriz. Günler, haftalar, aylar gelir geçer, dünya gelir geçer, 'beden müzesi' kalbiniz hep huzur, sofranız bereket bula!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.