Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

ORDU'NUN KİMLİĞİ

Şehir... İnsanların, tarihi, sosyal, kültürel, siyasi ve dini özelliklerini biçimlendiren mekanlardır. Öyle ki mezarlıklar dahi bir şehrin sosyal yapısını ortaya koyar. Çünkü şehir, insanın aynasıdır. Yıllar boyu başta ekonomik ve siyasi nedenlerle kırsaldan şehir merkezlerine doğru kontrolsüz göç dalgasına maruz kalan şehirlerimiz insanların beton duvarların arasına sıkışıp kaldığı kalabalık ve kaosun iç içe geçtiği yerlere dönüşmüştür. Bugün hala, şehir denildiğinde insanın aklına düzgün yapılanması, ferah sokakları, temiz havası, parkları gelmiyor. İnsan 'konservesi' apartmanlar, şehrin kalbini delen bir küçük iğne deliği yeşile hasret mekanlar oluşturdu. Şehir sensin hemşerim! Gelecek vizyonumuzu beraber belirleyelim. Markalaşmada önemli aşama olan şehir kimliğini aramaya beraber çıkalım. İsminin önünde 'büyükşehir' ibaresi bulunan Ordu Belediyesi, şehrimizi insanların mutluluğuna göre yeniden yapılandırma gibi bir mecburiyeti bulunmaktadır. Ruhumuzun özgürleşmesine izin ve imkan veren, şehre damgasını vuran, kimlik kazandıran güçlü, ayırt edici sembol unsurlar arıyoruz. Su içinde suya tutunan nergis çiçeği gibi kökleri derinde Ordu'ya, Ordu'lunun gözünden ve gönlünden bakmak şehrin kendisini bulmasına azami katkı sunacaktır. Hem Ordu'da yaşayanlar, hem de dışarıdan gelenler için bir tarif ve ilgi merkezine dönüşecek, yerleşim yerinin kimliğini yansıtacak bir sembolden mahrumuz. Ordu'ya ilk defa gelen veya bir kişi ile randevulaşacaksanız sizi yönlendirecek, “Saat kulesi altında buluşalım. Meydanda bekliyorum. Kent parkındayım. Çeşmenin önündeyim.” gibi belirleyici bir simge mekan bulunmamaktadır. Bir Taç Mahal veya yıkılsa bile şehrin şöhretini istikbale taşıyan 'matematik dili' Elhamra Sarayı, bulunduğu kente karakter kazandıran, medeniyetlerin kristalleşmiş bir yansıması olan mimari eserlerdir. Bu yapılar, taş yığınından ibaret değildir. Orada şehre rengini, desenini veren bir kültür, bir aydınlık vardır. Bir şehrin neyi ile tanındığından daha fazlası ve aynı zamanda beraber yaşadığı ve ziyaretine gelen insanlara şehrin neler sunabileceğinin de vaadidir. Çoklu kimliklerden oluşan kentimizin estetiği ve yaşanılabilirliği, çekim gücü artması gerekirken, tam aksine şehrin iç daraltan caddelerinde, sokaklarında trafiğin içimizi yağmalayan boğuculuğu,  üst üste istiflenmiş betonların iticiliği öne çıkıyor. Niçin? Yegane belirleyicinin ‘ekonomik rant’ olması, başka hiçbir insani unsura yer bırakmıyor. Tek ölçü: Rant. Gökyüzünün ihtişamını gölgeleyen çarpık binaların arasında yüreğimizin derinliklerinden gelen buyruğa uyarak tabiatın izini sürsek, bir 'yeşil avlusuna' sığınsak, gürültü kirliliğinde eksilmeden mavide bir şadırvan serinliği duysak… Sonra zamanın dilsiz şahitleri saat kulesine yürüsek, duvarına yaslansak, şehrin ruhumuza ilişmeye çalışan negatiflerini tesirsiz hale getirebilir, şehrin istikbaline ait ümitlerimizi canlı tutabiliriz.

*

'Biz buradayız' diyen ihtişamlı Ordu için!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.