TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

SPOR KULÜPLERİ ŞİRKETLEŞMELİ

Türkiye’de futbol kulüplerinin şirketleşmemesi, Avrupa kulüpleriyle aramızdaki sportif ve ticari alandaki farkın kapanmasını imkansız kılıyor. Dernek statüsünde faaliyetlerini sürdüren kurumsallaşamamış kulüplerin ehil kişilerce yönetilmemesi iflaslara neden olabilmektedir. Tüketim boyutlarını fark eden yabancı kulüpler dünyanın her yerinden taraftar kazanmanın yolunu keşfettiler. Bugün Avrupa’nın dev kulüplerinin formaları, logolu ürünleri dünyanın dört bir tarafında satılıyor. Futbol sadece bir spor dalı kalmanın ötesine geçip yaygın ticari endüstri olup çıkmıştır. Artık sadece futbol değil, bir eğlencedir. Taraftar ise, para ödeyerek hizmet satın alan ’müşteri’. Bu kabuk değişimi sürecinde takımlarımız, bir kulüpten öte bir turizm elçisi misyonuna kavuşturacak dünya markası çıkaramadı.

Avrupa’daki takımların neredeyse tamamı şirkettir. Oysa Türkiye henüz emekleme çağında! Sporda küreselleşmenin meyvelerini toplamak mülkiyeti sahiplik modeli şirketleşmeye gidilmesiyle mümkündür. 5253 sayılı Dernekler Kanunu’na göre kurulmuş olan spor kulüpleri vergi avantajlarının yanı sıra, devlet kuruluşlarından yardım alabilme, taşınmaz edinebilme, izinsiz bağış toplayabilme haklarına sahiptirler. Endüstriyel rekabette Batı'lı rakiplerinin oldukça gerisinde kalan kulüplerimizin gelişen endüstriyel piyasada daha etkin aktörler olabilmeleri, dış pazar pastasından pay kapabilmeleri köklü yapısal değişime bağlıdır.

Futbolu sevmek futbolu yönetmeye yetmiyor. Çapsız yöneticilerin futbolumuzu kalkındırabileceği masalına inanan var mı? Biz, futbolu da kendi bozuk düzenimiz içinde yürütüyoruz. Her şey çok iyi yönetiliyor da futbol kötü yönetiliyor, olamaz. Altyapı ve şehircilik çalışmalarıyla ilgili hizmetler için çocuklarının önlüklerinden, kızlarının gelinliklerine, evlerinin tuğlalarından, çorbaya bandığı ekmeğe kadar vatandaşın boğazından kesip ödediği toplanmış vergileri belediye takımlarına savuran basiretsiz idareciler durdukça, kulüplerin gelir gider tablosunu denkleştirmek,  adil yarışma ortamını korumak imkansız. Şirket denilen şeye gelirsek, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları veya yapmadıkları sebebiyle sorumluluklarının olduğu bir yapıdır. Bir futbol kulübünü şirketleştirdiğiniz anda artık o şirkette ortaklar ve yöneticiler sistemin bir parçasıdır. Hisselerini devredecek yeni hissedar bulamadıktan sonra çekip gidemezler, Hadi birini buldular devrettiler kendi dönemleriyle ilgili sorumluluklardan yırtamazlar. Ömür boyu kendi dönemlerinin yükümlülüğünü çekerler. Yani, biri gelip kasayı boşaltıp, diğeri gelip cebini dolduramaz. Çok ciddi aksaklıklara yol açan bu çarpık yapı değiştirilip aksine kâr amaçlı şirketleşmeye uygun bir zemin oluşturulmalıdır.

Ülkemizde stadyumların spor kulüplerine değil devlete ait olması, kulüplerin genellikle fazla taşınmaza sahip olmaması gibi nedenlerle, satışa konan temel değer kulübün markası olmaktadır. Avrupa'nın en borçlu 5'inci ligi konumundaki Süper Lig'de kulüplerin kendi imkânlarıyla ekonomik sarmaldan çıkma imkânları yok. Futbol kulübünü yönetmekten, futbol şirketini yönetmeye doğru hızla yol alınmadıkça, sportif başarıyı yakalamak mümkün görünmüyor.

*

Türk sporu rahat nefes alsın diye!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.