Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

SUUDİ ARABİSTAN'LA İRAN SAVAŞACAK MI?   

       Orta Doğu'da iki farklı mezhebi temsil eden ve on yıllar boyu derin bir güç mücadelesi içindeki Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilim son zamanlarda hiç olmadığı kadar arttı.

         İki ülke arasındaki dolaylı çatışmalar Yemen ve Suriye başta olmak üzere birçok sahada amansız devam ediyor. Cadde ve sokaklarını daha önce hiç görülmemiş şekilde ABD bayraklarıyla donatan Suudi Arabistan Krallığının, başta ABD olmak üzere, İngiltere ve Fransa gibi bir dizi Batılı ülkenin ''oyuncağı'' gerçeği sır değil. İran'ın da Rusya ve bölgenin bir diğer önemli ülkesi Irak ile sıkı ilişkileri bulunması olası bir savaşta İsrail'i dahi içine çekeceğine şüphe yok. Yemen'de bataklığa saplanıp, Suriye'de de esasen yenilen Suudi Arabistan şimdi gözünü bir sonraki vekalet savaşı adayı Lübnan'a dikmiş gibi görünüyor.  

          Hangi taşın altından yılan, hangi ağacın arkasından sırtlan çıkar belli olmayan Ortadoğu coğrafyasında pek uzak olmayan günlerde önemli ''gök gürültüleri'' yaşanacak.                           Türkiye'nin çatışmaları dikkatsiz bir güç yoluyla değil müzakere yoluyla çözme kararlılığı yetersiz kaldığı durumda felaket sürpriz olmaz. Riyad yayılmacı politikalarını ilerletmek için, Washington'un saldırgan politikalarına desteğini kesmez ise işlerin kontrolden çıkması kaçınılmaz. Amerika'nın husumet tırmanışını hızlandırdığı bölgede Suudi Arabistan'ı İran'la vuruşturarak, Suudi kuklanın gücünü zayıflatmayı, kendisine daha fazla bağımlı kılmayı  ve enerji kaynaklarına çökmeyi planlıyor. Bu görünen yüzü bir de hesaba katılmayan diğer yüzü var; o da Suudi topraklarını pasta dilimleri gibi üçe bölmek. Esas hedef; İran'ın Suriye, Yemen, Lübnan ve Irak’taki askeri ve siyasi kollarının kesilmesi. Şimdiye kadar Tahran ve Riyad hep kendilerine vekalet eden taşeronlar aracılığıyla çatıştılar. Her ikisi de doğrudan topyekun bir savaşa girmedi fakat Suudi Arabistan ve İran'ın ''güreş minderi'' Yemen'den, Riyad'a başarılı bir füze saldırısı bu durumu tamamen değiştirebilir.

          Toz bulutundan görüş mesafesinin düştüğü bölgede, aktörlere yakından bakmak gerekiyor. Savaş çıkarsa n'olur? Hava kuvvetleri kıyaslamasında Suudiler rakibine göre avantaj  üstünlüğü olsa da İran'ın, çok daha fazla balistik ve güdümlü füzeleri, Suudi şehirlerini taş devrine çevirebilecek menzil ve kapasiteye sahip. Ayrıca Suudilerin petrol ve doğalgaz üretim tesisleri hava saldırısına karşı oldukça korumasız. Savaş için tek bir kıvılcımın yeteceği hassas dengenin Suudilerin aleyhine bozulacağına, devlet kimliğini kaybedeceğine kesin gözüyle bakabiliriz. 

          Kan ve gözyaşından beslenen ''leş kargaları''ABD ve İsrail, İslam dünyasının iki güçlü ülkesini kapıştırmak için kolları sıvadı. Ve gerilimin öbür tarafında duran Türkiye'yi tarafını seçmeye zorlamak için senaryo geliştiriyorlar. Tüm bu karmaşa içinde Türkiye, iki düşman ülke arasındaki  ‘hava yastığı’ siyasetini iyi dengelemesi kaçınılmaz görünüyor.                                        

*

Ortadoğu'ya aynı açıdan değil, aynı acıdan bakanlara!                                                      


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.