Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

TREN İSTASYONUNDA VAPUR BEKLEYEN ŞEHİR 

Hürriyetiniz elinizden alınmadan 'hapishanede' yatmak ister miydiniz? Kulağa şaka gibi gelse de mimari tasarımları itibariyle otel olmaya en elverişli binalar eski hapishaneler. Açıkgöz otel yatırımcıları bu terk edilmiş hapishaneleri gözden kaçırmamış, turizm sektörüne kazandırmış. Büyük ihtimalle uzak durmayı tercih edecek olsanız da terk edilmiş hapishaneler gittikçe daha popüler tatil seçenekleri arasında yer almaktadır. Hapishaneden çevrilmiş otelde konaklamak için suç işlemeniz gerekmez. Dünyada birçok örneği bulunan bu “eski hapishane, yeni otel” konseptinin en ünlülerinden biri Sultanahmet'te. 1919 tarihinde cezaevi olarak inşa edilen bina, 1980’li yıllara kadar hapishane olarak hizmet vermiş ve 1996'dan bu yana 65 odalı   lüks bir otel. Kaçmayı aklınızın ucundan geçirmeyeceğiniz eski bir Alman tutukevi şimdinin 56 odalı Alcatraz oteli. Eski Charles Sokağı Hapishanesi aslında bir nevi Boston efsanesidir. 1851'de 220 hücrelik kapasiteyle açılan hapishanede Malcom X gibi ünlüler konaklamıştır. 2007'de tadilatın ardından 298 odalı lüks Liberty Otel olarak Massachusetts’in en havalı otellerinden birine dönüştürülmüştür. Yıllar önce avlusunda azılı mahkumların gezindiği şimdi turistlerin bahçesinde çay keyfi sürdüğü Oxford'da Malmaison, Letonya'da Karosta ve İsviçre Luzern'de hapishaneden otele çevrilen binalar ülke ve kent ekonomisine büyük gelir sağlamaktadır. Långholmen Adası, Stockholm. 1989'da kapısına kilit vurana kadar, 500 kodesiyle İsveç’in en büyük hapishanesiyken, 1991 senesinden bu yana çekici bir tatil noktası. Hollanda, Roermond’ta yer alan Het Arresthuis Otel tehlikeli tutukevinden 2013 yılında göz alıcı dinlenme tesisine kavuştu. Güney Avusturalya‘nın güneşli Limestone kıyısındaki Old Mount Gambier Gaol 2010'de bir hostel yapılmıştır. Önümüzde onlarca örnek durmaktadır. İlimizde 1937-1977 seneleri arasında binlerce mahkumun konakladığı Taşbaşı mapushanesi var. Dün üşenmedim incelemelerde bulunmak üzere bu 'özel' yeri ziyaret ettim. Sahipsiz ve perişan vaziyette yalnızlığını yaşayan çilekeş binayı görünce yüreğim dilimlendi. Saçı yandan tıraşlı japon balığı gibi donakaldım. Kentimizin elindeki kıymetlerini çarçur edişine şahit oldum. Biri bana Ordu'nun en güzel manzarası nerede diye sorsa tereddütsüz burayı gösteririm. Acaba bu müthiş yapı bahçesinde tavuskuşu dolaşan, denize karşı demli çay yudumlanan, düğün organizasyonu düzenlenen şık bir otele dönüştürülemez mi? Kurtuluşunu turizmde arayan Ordu'nun, avını bekleyen timsah gibi hareketsiz durması turist çekmek için yeterli olmayabilir. Bizim memlekette turizm işleri bir Nasrettin Hoca fıkrası gibi.   Ya tutarsa? Ortada sistem falan yok. Deniz var vapur yok. Irmak var tekne yok. Havalimanı var otobüs yok. Ve ben, tahterevallide düşleri ağır geldiği için, havada kalan bir çocuk gibiyim!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.