Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

TÜRKİYE'DE TRİBÜN KÜLTÜRÜ VAR MI?

Stattaki seyirciler futbol maçlarını ayakta mı izlesin yoksa koltukta mı?  Kitap okuyan kişi sayısının az olduğu fakat sahada 90 dakika ve televizyon kanallarında saatlerce yorum izleyenlerin ülkesinde bu soruyu tartışmaya gerek bile yoktur. Maç ayakta izlenir. Hatta maçın keyfi, diğer taraftarın omzuna zıplarken çıkar. Sahayı en iyi yerden gören tribünlerin taraftar grupları tarafından parsellendiği Türkiye'de maç sonucuna göre ayakta maç izleyenler saldırganlaşabiliyor. Yaşadığımız dönemde yıllardır nice maçlar seyrettiğimiz İngiltere'den örnekler verelim. İnsanlar sanki cetvelle çizilmiş gibi oturuyorlar, merdivende çömelen, hatta gelmeyenin yerine tüneyen yoktur. Sadece gol kutlamaları sırasında ayağa kalkılır, kutlama sona erince yerine oturulur. Müzik yayını herkesin duyabileceği bir düzeydedir. Gelelim Türk seyircisine. Rakip takım oyuncularını ıslıklama, argo sözler nedeniyle maçın büyük bölümünü izlemez. Seyirci nereyi bulursa oraya oturur. Önemli bir kısmı beleş içeri dalmanın mücadelesini verir. Rakip futbolcuya köşe veya taç atışı esnasında, eline geçeni fırlatmak hiçbiri kesmezse, sahaya inip saldırıya kadar geniş bir yelpazeye uzanıyor.

Çağdaş ülkelerde futbol tribünleri ailelerin beraber hoş vakit geçirdikleri sosyal etkinlik yerleridir. Din, dil, ırk ayırmadan, sosyal statüye bakmadan kitleleri aynı renkler altında buluşturan tribünler oyuncusundan taraftarına, kulüp yöneticisine kadar herkese sevinci de, öfkeyi de bir arada yaşatan özel mekanlardır. Adeta ülkelerin ekonomisine yön veren büyük bir endüstri haline gelen bu spor dalının iki gücü vardır. Halk ve Para… Eskiden taraftarların vefa duyguları tribünlerde çekilen cefa ile ölçülürdü. Oysa şimdi kitleleri yönlendirmedeki en etkin araçlardan birisi olan futbolun sosyal ve ekonomik gelişim gücüne inanan kulüplerin birer müşteri olarak gördüğü taraftar, “tüketici” evrimine dönüşmüş durumda. Her biri 'uyku tulumu' statlar günümüzde önemli parasal gelir yaratan yapılara dönüştü. Bu ciddi gelişimin farkına varamayan bazı kulüpler rekabette geri kalmamanın arayışı içine girdi.

Türkiye'nin ekonomik şartlarının üzerinde kaynaklar aktardığı, Avrupa'da dahi hatırı sayılır bütçelere imkan verdiği takımların performansı ve seviyesi beklentilerin altında kaldığında spora ilgisi ve aidiyet duygusu yüksek tutkulu taraftar kitleleri de tribünleri terk ediyor. Spordan şiddete dönüşen taraftarlık kültürü bütün amacı eğlence olan aktivitenin, çatışmaya sürüklenmesi tribün kültürü yerleşmemesindeki önemli faktörlerden sadece biri...

Aslında sadece bir oyun futbol; bir spor. Ama “Ölmeye geldik” diye tezahürat yapan bir tribün kültürüne sahip Türkiye'de gezegeni yakacak kadar renklerine bağlı tribün grupları, 'düşman'ı kadınlaştırarak aşağılıyor.  Çünkü artık 'futbol erkekliği üreten bir alan haline geldi’

*

Çağdaş bir stadyum içerisinde, çağdışı kalan yığınlar duysun diye!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.