Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

TÜRKİYE'Yİ ŞARKILARLA ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR

Milli duygularımızı kabartan 'memleketim' şarkısının Yahudi halk ezgisi olduğunu biliyor musunuz? Türkiye'deki Yahudi cemaatinin yayın organı Şalom denilen gazete, Türkçe bilinen Yahudi menşeli şarkıların listesini yayınladı. Habere göre ülkemizde oldukça popüler olan Ajda Pekkan'ın "Hoşgör Sen", Gönül Yazar'ın "Arkadaşımın Aşkısın", Nilüfer'in "Başıma Gelenler" Selçuk Ural'ın "Güle Güle Sana" Şenay'ın "Sev Kardeşim" Tanju Okan'ın "Çal Çingene" ve Tarkan'ın "Gül Döktüm Yollarına" bunlardan sadece bazıları. 1960'ların başında ortaya çıkan yabancı dildeki şarkıları Türkçeleştirme hareketleri 1970'lerin başında yerini 'Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği' ismini aldı.

          Travma elbette bununla sınırlı değil… Bir zamanların Yeşilçam filmlerinde bolca dönen  'Şiribim Şiribom' şarkısı sinagoglardan çıkarak karışmış hayatımıza. Bizim “Kasap Havası” diye bildiğimiz nağmeler bile,  kuruluş yıldönümünü Telaviv sokaklarında coşkuyla kutlayan Yahudilerin, ‘hadi neşelenelim’ yani ‘hava nagila’ deyip dans ettiği halk türküsüdür. Milletçe dilimize pelesenk edilen 'Dağ başını duman almış' parçası İsveç milli marşından damarlarımıza enjekte edilmiştir. İsrail'in zafer şarkılarından olan "Sev Kardeşim" bir dönem CHP'nin de seçim şarkısıydı.

         Aslında şaşılacak pek bir şey yok, şimdi ne var bunda diye düşünebilirsiniz. İsmini dahi                  doğru dürüst telaffuz edemeyen, sadece görüntüsünden dolayı 'sanatçı' kategorisinde           piyasaya sürülen bir ülkede müziğin 'kirlenmesi' gayet normaldir. Yabancı kültürlerin olumsuz                    etkisi ve toplumun öz değerlerine yeterince sahip çıkmaması müzikte de kendini göstermektedir. Bir milletin musiki değerlerini kaybetmesi, aslından uzaklaşmasıdır. İnsanların kendi müzik esintilerini hiçe sayarak başka müziklerden etkilenmesi tükeniş sendromudur. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde ortaya çıkan musikimizi, sonraki nesillere iletmede doğal akışı sekteye uğramıştır. Çağlar boyu süregelen Türk musiki mirasının kaybedilmesi yozlaşmaya sebep olur. Milli ve yerli müziğinden uzaklaşan gençlere pek çok batı müziği bestecisinin hayatlarının anlatıldığı, adına özel köşeler düzenlendiği okullarımızda, kendi müziğimizin kahramanları maalesef yeterince tanıtılıp evlatlarımıza anlatılmıyor. Koridorlarında yabancı ezgilerin çınladığı eğitim yuvalarımızdan yetişen fidanların geleceği kimlerin kontrolünde geçecek düşünebiliyor musunuz?

          Yazı, Türk müziğinin son yıllarda yabancı müzik karşısında yitirdiği itibarını yeniden kazandırılmasına umarım hizmet eder. Şüphesiz müzik, toplumlarda en büyük etkisi olan sanat dalıdır. Özellikle Güneş batarken, 'yaraların açıldığı' Anadolu coğrafyasında harmanlaşmış türküler, ağıtlar, şarkılar barışın ve kardeşliğin nefesi, Türk insanının hislerini dışa vuran sesidir.                        Bu ülkede müzik; cevabı hatırlamak için değil, cevabı unutmak için dinlenir. Türk müziği, kalp sancısından kurtulmaktır! Dünyada hiçbir milletin müziğinde olamayan bir ezgi zenginliği ve bu ezgilerle birlikte bir de sevgi edebiyatı doğmuştur. ''Yüzünde göz izi var, sana kim baktı yarim?'' gibi bir mısra, hangi milletin dilinde var?

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.