Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

VAPUR GÖRMEMİŞ DENİZ

Hiç düşündünüz mü insanın da vapurun da yolculuğunun aynı olduğunu: İkisi de bir çığlıkla başlar çetin yolculuğuna. Biri acı sirenlerine dumanlarını katarak yol alırken, diğeri ise hıçkırıklara boğularak başlar yoluna. Garip olan her ikisi de ağlarken onların gelişini bekleyenlerin gülmeye başlamalarıdır. Her gece aynı yıldıza bakıp ağlaşan Ordu ile balıkların gözyaşı Karadeniz ile ne kadar dost? Bulutla gökyüzü gibidir Ordu ile Karadeniz, ikisi de mavi, birlikte gibi, ama aslında hiç birleşemediler. Birbirine dokunmayan, iki avare sevgili. Ve bunların hepsi vapurumuz olmadığından... Üç tarafı denizlerle çevrili sözü, sıkıcı bir ders kitabı nakaratından ibarettir sadece. Deniz aslında bir yolculuktur.Gözlerinizi kapadığınızda aklınıza ne geliyor? İçimizdeki fırtınaların başka vadilere aktığı denizin mavi macunu ağzında bembeyaz köpürterek, ufkun dört tarafına kanadını vurup dalgaların yokuşunu aşan vapurların olmamasına burnunuz sızlıyor mu? Eğer denizden bahsediyorsak; bulut da olmalı, balık, martı ve vapur. Biz o vapurun giderken, arkasında bıraktığı izi seviyoruz. Denizi ortadan ikiye yırtan dalgalarını seviyoruz. Biz beklemeyi seviyoruz, mevzu vapur değil. Gözlerimizin siyah 'yangını' Ordu'muzun, akşamın ufkuna mavi saçlarını seren Karadeniz ile buluşmasını tarlayı sabanla harmanlar gibi suda akan vapurlar sağlayabilir. Kentin tanıtımına olumlu katkılar sunacağına, reklam rüzgarlarının akışına öncülük edeceğine, turizm hedefinin gelişeceğine, yeni iş sahalarının tarafımıza doğru yöneleceğine inanmak gerek. Hayalini kurduğunuz bir şehir, bir deniz var mı? Akıntıya 'yürek' çeken düşlerim var benim. Dalgalara tutunmuş hamsilerden kaçan bir vapur mesela. Tatlı bir av borusu gibi kahkahaları kulağımızda insanların, uyarılma tedirginliği olmadan huzur içinde uykuya dalabilen bebek masumiyetiyle, ince belli bardakta içilen tek şekerli demli çaylara seyahat keyfi katan; denizin ortasında dağınık perçemi rüzgarla uçuştukça, yerden arşa kanatlanan dolu dizgin boşalan küheylan gibi vapurları kim istemez? Seyredenler Karadeniz taştı sanır dediği, yarısından kesilmiş portakal iriliğinde, avuçtan taşmayacak göğüsleri ılık meltemlerin okşadığı, güvertesinde eksik bozuk parayla satın alınan simitleri martılara atıp kaçan utangaç sevgililerin konağı, iri terlikli tombul kızların, parlak çilli noktaları olan, umudu kıymalı pide arasına sıkıştırıp vişneli gazozları yuvarlarken, güneş gün batımının salıncağında sallanırken, aile boyu havada simit kapmak için yarışan martıların titrek belirsiz akislerini izlediği, baharda papatyalar açılıp her yanı sardığı gibi neşe yumağı çocukların yeni biçilmiş ıslak çimenler üzerinde koşulan coşkusu gibi, seyredenler mum ışığında dans eder sandığı... Olsun olsun bir 'kuğumuz' olsun denizin içinde... Önünde dalgası olsun. Kalp biçiminde...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.