OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

YEDİĞİMİZ İÇTİĞİMİZ ZEHİR Mİ?

Sağlıklı beslendiğinize emin misiniz? İçtiğiniz sütün meralarda otlamış semiz hayvanlardan peynir, tereyağı, yoğurt yapıldığına inanıyor musunuz? Ya da kahvaltıların baştacı yumurtaların özgür tavuklardan geldiğini? Yediğimiz içtiğimiz gıdaların içerisine nelerin katıldığını biliyor muyuz? Bu sorunun cevabını vermek gün geçtikçe zorlaşıyor.

Hızla artan nüfus sebebiyle gıdaların daha büyük hacimde üretilmesi, uzun süre dayanıklılık gerektirmesi gıda katkı maddeleri kullanılmasına yol açmıştır.Ne yazık ki marketler artık içeriklerinin şüphe yarattığı gıdalarla dolu. Üzerinde 'doğaldır' yazan birçok aromalı içeceğin, renkli şekerleme paketlerinin etiketlerine büyüteci çevirdiğimizde farklı sonuçlarla karşılaşıyoruz.  Açık veya paketlenmiş tüketime sunulan aldığımız her markada kimyasal karışım bulunup bulunmadığını elbette bilemeyiz ancak sürdürülebilir bir yaşam için işlenmiş gıdalardan mutlaka uzak durmamız gerektiğini bilmeliyiz.

Gıda sektörüne, raflara ve dolayısıyla bedenimize giren belirsiz kimyevi maddeler ölüm tehlikesi saçıyor. Bugün öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; limonata yapay tatlandırıcıdan yapılırken, mobilya cilası limondan yapılıyor. Alerji, astım, kanser, kalp hastalıkları ve doğum kusurları gibi sağlığımız üzerinde toksikolojik etkiler oluşturabilen şaibeli kimyasallara gerçekten ihtiyacınız var mı? Her yanı kuşatan bu ağır taarruz karşısında tüketici olarak ne yapmalıyız?

Mevcut hayat tarzı, çarpık ekonomik sistem ve sosyal yapı besinlerdeki renklendirici, tatlandırıcı daha birçok özellik vermek amacıyla eklenen katkı maddelerinden tamamen kaçınmanın neredeyse imkânsız hale geldiğini gözler önüne sermektedir. Fakat bunları az zarar görecek şekilde kullanmayı mümkün kılan stratejiler geliştirilebilir. Durum çok ciddi! Yüzlerce gıda ve hoş koku katkı ürününe gıda kodeksinde izin veren devlet, tüketicileri beslenme ve korunma hakkı konusunda aydınlatmalıdır.

Evinin güvenliğini alarm taktırarak değil, evden çıkarken koridorun ışığını açık bırakarak sağlayan Türk insanının, ''Aman ne yapalım atın ömrü arpadan olsun'' deyip sağlığını boşvermişliğine hiç şaşırmam. ''Zaman böyle birader o kadar da ince elenmez ki'' diye kendini avutan 'abime' mevcut sonuçların ortaya koyduğu tartışmasız gerçeği şöyle izah edeyim. Bir tabut düşün. İçinde sen, senin içinde 'havai fişekleri'...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.