Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

YEŞİL PASAPORT İSTİYORUM

Türk vatandaşlarını süründürmeler...
İşadamlarına kısa süreli vizeler...
Milleti canından bezdirmeler...
31 senedir yurtdışına gidip geliyorum. Konsolosluk kapılarında nöbet tutmaktan, vize evrakları toplamaktan saçlarıma aklar düştü! Harcadığım zamana mı yanayım, uçup giden paraya mı, neredeyse mülteci muamelesi gördüm. Artık vizeler nedeniyle pasaportlarım kalın bir cilt defterine dönüştü! Geçen hafta beşinci pasaporta geçtim. Avrupa Birliği, Türkiye'ye 85 milyon insan kapağı Avrupa’ya atacak muamelesi çekiyor. Türk vatandaşlarının son birkaç yılda Schengen vizesi için ödediği para orta ölçekli bir AB üyesi ülkenin bütçesine neredeyse denk.

            Türkiye, yaklaşık 60 yıldır AB kapısında sıra bekliyor! Tek bir adım yol kat edemedi. AB'nin vize işkencesi tam gaz sürüyor. İşin daha beteri bu konuda hiçbir iyileştirme olmuyor. Her şey ''aynı tas aynı hamam'' devam ediyor... Fakat Sırbistan, Karadağ ve Makedonya vatandaşlarına tanınan imtiyazlı haklar, bizim vatandaşlarımıza tanınmıyor. Ve bizler yabancı bir ülkenin hudut kapılarında pasaport polisinin karşısında kibarlık yapmaya çalışıyoruz! Kendimizi kandırmanın manası yoktur. AB, bir Hıristiyan kulübüdür ve hiçbir şekilde Türklere karşı dün olduğu gibi bugün de samimi değildir.

            Evvela AB'nin Türkiye'ye sert tavrının altında bazı haklı gerekçeleri bulunduğunu kabul edelim. Mesela Türkiye'de pasaport rejiminde çok ciddi adaletsizlik var. Birkaç yıl önce bir gazete haberinde okumuştum. Aynı nüfusa sahip İngiltere'de 6.000 yeşil pasaport varken bu sayı Türkiye'de 1.5 milyonu aşmış. Yani herkese bol kepçe yeşil pasaport dağıtılmış! Tartışma konusu olmamasını hesaplayarak bazı meslek gruplarını bilhassa burada yazmayacağım. Daha fazla dolaşım gücüne sahip bir pasaport türü olan yeşil pasaport hiç alakası olmayan kişilere bile dağıtılmış. Hiç hayatında yurtdışına çıkmamış veya çıkma imkan ve ihtimali olmayanlara verilmiş. Daha da garibi şu; eşinin kazandığı haktan dolayı bu ayrıcalığı kullananlar çoğunlukta. Halbuki üretime ve istihdama katkı sunan kişilere dağıtılması gerekiyor.

            Aralıksız 22 yıldır dış ticaret işiyle uğraşıyorum. Çeşitli fabrikalarda dış ticaret müdürlüğü ve idarecilik yaptım. Dünyanın en zengin ve en fakir ülkeleri de dahil onlarca ülkeye iş seyahati gerçekleştirdim. Görev yaptığım firmalarda ihracat yapmak suretiyle ülkeme büyük döviz girdisi sağladım. Devletimin kasasına milyonlarca dolar kazandırdım. Ülke ve şehir ekonomisinin gelişimi ve istihdamı için var gücümle gayret gösteriyorum. Gel gör ki, bir dış ticaret uzmanı olarak yabancı misyon temsilciliklerinde vize işleri için eziyet çekiyorum. Bu adalet mi? Bu yazıyı Sayın Cumhurbaşkanına da göndereceğim ve kıymetli desteklerini talep edeceğim. Devletimiz üreten insanlarına hak ettiği değeri vermelidir. Türkiye'nin cari açığını kapatması ve döviz kurunun aşağı yönde hareket etmesi sadece üreten insanlar ile mümkündür, tüketen değil.

*

Uzun sözü, meramını anlatamayan söyler, kısa olsun meramımız anlaşılsın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.