Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şinasi KARA

Şinasi KARA

HUKUK DEVLETİ

Modern devletin en önemli prensibi "Hukuk Devleti" olmaktır. Hukuk devleti olmanın kuralları var. Bu kurala uymayan devletleri "polis devleti" olarak tanımlıyoruz.

Hukuk Devletinde "yasaların üstünlüğü" prensibine  istisnasız uyulur. Bir ülkede kendini yasalardan üstün  gören insanlar ve uygulamalar var ise orada hukuk devletinin varlığından söz edilemez. Kendini yasalardan üstün gören ya da üstün sayan sistemdeki kişinin Kral, Seçilmiş Başkan, Milletvekili ya da  Parti Başkanı olması sonucu değiştirmiyor.

Hukuk Devletinin Anayasaya sahip olması şarttır.  İngiltere dışındaki ülkelerde, yazılı anayasa prensibi uygulanıyor.  Anayasaların mevcudiyeti tek başına yeterli değildir. Anayasanın, insan hakları beyannamesi ile tanınan "temel hak ve özgürlüklere" saygılı olması gerekiyor. Temel hak ve özgürlükleri tanımayan anayasaların mevcudiyeti, hukuk devleti olmaya yeterli gelemiyor.

Yasaların, anayasaya uygun olma mecburiyeti vardır. Hukuk devletinde bu denetimi yapacak bir yargı kurumu bulunacaktır.  Türkiye'de Anayasa Mahkemesi bu işlevi üstlenmiştir. Yasaların, Anayasaya  uygun olup olmadığını denetleyecek bir  yasama kurumu olmadan  Hukuk Devletine ulaşılamıyor. Zira keyfi yasalar ile siyasi iktidarların, temel prensipleri çiğnenmesi mümkün hale gelebiliyor.

Olağan üstü hal uygulamaları, Hukuk Devleti Prensipleri ile çelişiyor. Olağan üstü hal süreklilik kazanır ise hukuk devleti özelliği ortadan kalkıyor. Hükümetlerin çıkardığı  Kanun Hükmündeki Kararnameler, hukuk devleti ilkelerini kökten sarsıyor.

Yazılı yasalar yetmiyor. Hukuk devletinde "bağımsız ve tarafsız yargının" var olması gerekiyor. Yargı  tarafsız ve bağımsızlığını etkileyecek uygulamalar, Hukuk Devletini ortadan kaldırıyor.

Hukuk devletinde, devletin işlem ve eylemlerinden dolayı yargı yolunun açık olması gerekiyor. Her hangi bir nedene bağlı olarak, yargı yolu kapanmış ise, orada hukuk devletinden söz edilemiyor. Türkiye’de, devletin işlem ve eylemlerinden dolayı vergi ve  idare mahkemesine dava açılabiliyor. Hukuk devletinde yargının "idari ve adli" ayırım yapılması kabul görmüyor. Zira idari mahkemede görevli hâkimin, idareden taraf olacağına kesin özü ile bakılıyor.

Hukuk devleti neden önemseniyor?

Servet ve sermayenin kaynağı toprağa bağlı olduğu zaman ve yerlerde "polis ya da jandarma devleti" ile halkı idare etmek mümkün. Zira toprağa bağlı satın alma gücü mobil karakter taşımıyor. Sanayi toplumuna geçince iş değişiyor.

Sanayi toplumunda servet ve sermaye taşınır yapı kazanıyor. Tahviller, hisse senetleri, rezerv paralar zaman ve mekândan bağımsız taşınabiliyor.  Polis Devletinde "servet ve sermayeyi tutmak" mümkün olamıyor. Sermaye birikimi sağlanamıyor. Sermaye yetersizliği nedeniyle, ekonomik büyüme  ve gelişme duruyor.

Sanayi toplumunda "servet ve sermayenin mobil karakteri"  Hukuk Devleti ilkelerini uygulamaya mecburiyet getiriyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?