sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Agatha Christie’nin Romanı Gibi

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı olayındaki giz perdesinin hala aralanamaması kuşkuları giderek artırıyor. Olay uzadıkça Agatha Christie’nin polisiye romanlarına döndü.

2 Ekim günü İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’na girdikten sonra kendisinden bir daha haber alınmayan rejim karşıtı Suudi gazetecinin cinayete kurban gitmesinden kaygı duyuluyor. Rejim karşıtı olmanın yanı sıra Washington Post gazetesine de yazan Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul Başkonsolosluğunda kaybolması Türkiye’ye olayın açıklığa kavuşturulması için ciddi sorumluluklar yükledi.

Türkiye’nin üzerine düşeni yapmasına karşın, olayın bir numaralı sorumlusu Suudi Arabistan’ın çekinceli ve duyarsız tutumu olayın bugüne dek aydınlatılamamasında önemli rol oynadı.  Aradan geçen 14 günün ardından Türk yetkilileri ile birlikte konsolosluk binasında ortak inceleme yapılmasını nihayet kabul eden Suudi yetkililerin tavırları doğal olarak kuşkuların üzerilerinde yoğunlaşmasına yol açtı.

Gizem tazeliğini korurken Suudi Arabistan’dan iki uçak dolusu görevlinin konsolosluğa gelmesi, kısa bir süre konsoloslukta kalmalarının ardından ülkelerine dönmesi kuşkuları artırırken, yanıtı hala verilemeyen soruları gündeme taşımıştı. Kaşıkçı’nın evleneceği Türk nişanlısı da cinayetin söz konusu olabileceği görüşünde. Hatta bu düşüncelerini Washington gazetesinde yayımlanan yazısında belirtti.

Rejim karşıtlarını öldürmekle bilinen acımasız şeriatçı Suudi yönetimin olayın üzerinden geçen uzun sürenin ardından savcılara ülke içi soruşturma talimatı vermesi de anlamlı bulunuyor. Öyle ya, dünyanın odaklandığı bir olayın gün yüzüne çıkarılmasına yönelik çalışmanın başlatılmasında bu kadar niye geç kalındı?

Kaşıkçı’nın makalelerini yayımlayan ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post, önemli  bir iddiayı ortaya attı. Gazeteye göre, Türk yetkililerin elinde Kaşıkçı’nın konsolosluk binasında öldürülüp parçalandığını kanıtlayan görüntü ve ses kayıtları varmış. Zaten, Kaşıkçı’nın öldürüldüğüne ilişkin salt Washington Post değil, diğer ülkelerin basınında da hayli önemli iddia ve görüşler yer alıyor.

Hatta Suudi Arabistan’dan gelen ekibin muhalif gazeteciyi öldürüp parçalara ayırdığı, cesedinin bavullarla dışarıya çıkarıldığı, ya da konsolosluk konutunun bahçesine  gömüldüğü iddia ediliyor.  Son derece ürpertici bu iddiaların kanıtlanabilmesi görevi konsoloslukta ortak çalışma yürüten Türk polisi ile Suudi yetkililere düşüyor.

Aslında, Türk polisi pek çok karanlık cinayeti aydınlattığı gibi üzerindeki sis perdesi  hala aralanamayan bu olayı da kısa sürede açığa çıkarabilirdi. Ne var ki, konsolosluk binasının diplomatik dokunulmazlıkta olması işin uzamasına yol açtı. Ancak, uluslararası hukuka göre, Büyükelçilikler hariç konsolosluklara acil ve gerekli olaylarda girerek arama yapabiliyor.

Eğer Suudi yetkililer olayı daha uzun sürüncemede bıraksaydı kuşkusuz Türk polisi, uluslararası hukuka göre İstanbul Başkonsolosluğu’na girerek arama yapacaktı. Belki de sır perdesi aydınlığa kavuşacaktı.

Suudi Arabistan’ın uzun süre olay karşısında suskun kalması Adnan Kaşıkçı’nın konsoloslukta öldürülüp, cinayet izlerinin ortadan kaldırıldığı düşüncesini pekiştiriyor.

Olayın bir diğer giz perdesi Cemal Kaşıkçı’nın rejim karşıtı olmasından ötürü kaygılar taşıdığı halde kendi ayağı ile konsolosluğa gitmesi. Öyle ya, Suudi Arabistan bugüne dek rejim muhaliflerini ortadan kaldırmakla aşina. Bunu bile bile muhalif bir gazeteci konsolosluğa çekinmeden nasıl gider.

Dedim ya, olay tıpkı sonucu merakla beklenen Agatha Christie’nin cinayet romanları gibi. Eğer iddia edildiği gibi, Türk polisinin elinde Kaşıkçı’nın öldürülmesine ilişkin görüntü ve ses kayıtları varsa olay kısa sürede açıklığa kavuşur. Bu arada var olduğu söylenen görüntüler üzerine açıklama yapılması da kaçınılmaz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.