sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Bir kilo fındık bir kilo balık etmiyor

TMO’nun fındık taban fiyatını açıklamaması Karadenizli üreticinin umudunu suya düşürdü. Kurumun bu sezon serbest piyasaya artık girmeyeceği görüşü iyiden iyiye yaygınlaştı. Devlet yüz binlerce fındıkçıya sahip çıkmayarak bir anlamda yetim bıraktı.

TMO’dan beklediğini bulamayan üretici fındığı 11-13 lira arasında tüccara satmaya başladı. Zaten sezon başı borcu olanlar ile gurbette yaşayanlar ürününü daha düşük fiyattan elinden çıkarmıştı. Maliyetinin altındaki fiyatla tüccara mahkum olan fındıkçı, TMO’nun duyarsızlığı karşısında şoke oldu. Oysa rekoltenin düşük olmasından ötürü bu sezon eline fazla para geçeceğinden hayli umutlu idi.

11 ile 13 lira arasında piyasada işlem gören bir kilo fındık ile palamut ve istavritin dışında bir kilo balık satın alabilmek çok zor.  Bereketli av sezonu yaşanacağı belirtilmesine karşın palamut ve istavrit hariç tezgahları bol balık doldurmuyor.

Az avlanmasından ötürü çinakop 15-20, barbun 20-25, mezgit 10-15, kalkan 70-80 lira arasında müşteri bekliyor. En ucuz olan palamudun tanesi 10-15, istavrit ise 10 liraya satılıyor. Buna karşılık fındık beklendiği gibi 15 liradan alıcı bulamıyor.

Bir kilo fındığı en çok 13 liraya tüccara verebilen üreticinin eline geçen para ile palamut ve istavritin dışında balık alabilmesi zor. Yetiştirilmesi, toplanması zahmetli ürün olan fındığın bir kilo balık kadar değerli olamaması fındıkçıyı oldukça üzüyor. Yine de TMO’dan açıklama yapılmasını bekliyor. Sanırın beyhude bekleyiş.

Fındık ile balık Karadeniz’in birbiri ile özdeşleşmiş iki temel ürünü.  Fındık üreticisi bir yılın umudunu, geleceğini, aşını bahçesine, balıkçı ise sekiz ay avlanmanın yapıldığı denize bağlar. İkisinin de ortak yönleri vardır. İkisi de çileli, zahmetli şekilde emek harcayarak ekmek parasının peşinde koşar.

Ancak, fındık üreticisi devlet tarafından dönüm başına yapılan maddi yardım ve teşvikle balıkçıya göre ekonomik olarak daha iyi durumda. Verilen para çok olmasa bile yine bütçelerine katkı sağlıyor. Bilebildiğim kadar balıkçıya yardım yapılmıyor, teşvikte bulunulmuyor. Yani onlar fındıkçıya göre devlet yardımından uzak. Eğer yapılıyorsa bilgim yok.

Bu arada piyasada, “Devlet fındık üreticisine dönüm başına para vererek, üreticiyi tembelliğe alıştırdı. Ne bahçesine bakım yapıyor ne de ağaçlarını yeniliyor. Ürünü kalitesiz ondan para etmiyor” diye hayli yaygın görüş var.

Ağaçların yaşlı olduğu doğru.  Orta ve Doğu Karadeniz’de, özellikle kıyı kesiminde fındık bahçeleri yıllar öncesi dikildiğinden verim düşük kalıyor.  Belki bahçesine bakım yapmayanlar, aksatanlar olabilir. Ne var ki, ekmeğini yediği fındığa gözü gibi bakan, zamanı geldiğinde bahçesini temizleyen, ilaçlayan bilinçli üretici o kadar çok ki. Hem niye ihanet etsin, nankör davransın geçimini sağladığı bahçesine.

Üretici bazı çevrelerce sürekli dile getirilen bu yöndeki açıklamaları, iddiaları çürütebilme adına ağaçlarını yenilemeli, bakımını eksiksiz yerine getirmeli. Bakın o zaman daha kaliteli ve bol ürün nasıl yetişiyormuş. Gerçi yıllardır hak ettiği değerden satın alınmamasından, devletin yeterli desteği vermemesinden ötürü kırgın, küs olabilir, boş verebilir.

Yine de fındık Karadeniz’in temel geçim kaynağı. Bölgenin dik arazi yapısında zahmetli olsa da başka ürün yetiştirilme olanağı pek yok gibi. Hem dünyanın en leziz fındığının elde edildiği bölge niye vazgeçsin. Hak ettiği ederi bulmasa, yerlerde sürünse de fındık aynı zamanda ihraç edilen tarım ürünlerinin başında yer alarak ülkeye döviz kazandırıyor.

Kuşkusuz balıkçılar daha dert küpü, sorunlar yumağında boğuluyor. Sürekli yükselen mazot ve diğer girdi fiyatları karşısında masrafları artıyor. Yanı sıra kötü avlanma biçimlerinden ötürü denizlerde avlanan balık miktarı giderek azalıyor. Dolayısıyla beklediğini alamadığı avlanma sezonu kısa sürüyor.

Aslında balıkçılar devlet tarafından desteklenerek denizler bir, iki yıl nadasa alınmalı av yasağı getirilmeli.

Tabii bu öneriyi gerçekleştirebilmek zor görünse de denizlerden balık fışkırması için göz ardı edilmemeli. Avlanan balık miktarının giderek azalması dikkate alınırsa önümüzdeki yıllarda nadas zorunlu olarak uygulanabilir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.