Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Bırakın kavgayı…

Ülkenin acil çözüm bekleyen o kadar sorunu varken, gündem CHP’deki iç tartışmaya yoğunlaştı.

Gazeteci Rahmi Turan’ın CHP’li önemli bir ismin Saray’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü yazmasıyla başlayan kriz Muharrem İnce ve CHP üst yönetimini karşı karşıya  getirdi. 

Talat Atilla’nın istihbaratı ile konuyu gündeme taşıyan Rahmi Turan, yanıltıldığını belirterek, Erdoğan, Muharrem İnce ve okurlardan özür diledi. Her ne kadar şimdilik dinmiş gözükse de parti içi tartışmalar 2020 baharında yapılacak CHP Genel Kurulu’na dek sürecek gibi.

Hani deler ya, “Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz “ diye.  Buna uygun asparagas olduğu belirlenen istihbaratla kaleme alına yazının nelere yol açtığı, ülkenin gündemini boşa harcadığı, Muharrem İnce ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın töhmet altında bırakıldığı bir haftada yaşanan süreçte görüldü.

Üfürme yazıdan ötürü Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce arasında genel başkanlık kılıcı erkenden çekildi. Elbette ki, burada mağdur olan, onuru ile oynanan Saray’da Cumhurbaşkanı ile görüştüğü ileri sürülen, bunun gerçek olmadığı anlaşılan Muharrem İnce. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İnce ile parti üst yönetiminin, hatta Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun arasının limoni olduğu aşikar. Bu yazıdan sonra ikili arasındaki gerginlik iyiden iyiye su yüzüne çıktı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine sahip çıkmadığını vurgulayan İnce’nin belki de eleştirilecek, doğru olmayan tek tavrı elinde kanıt olmadan haberi hazırladığını öne sürdüğü bazı MYK üyelerini  “çete” olarak suçlaması. Belki gururuna dokunan o yazının üzerinde yarattığı travma ile bir anda ağzından çıktı o sözler. Ne var ki “çete” suçlamasında o kadar iddialıydı ki üzerine basa basa birkaç kez telaffuz etti bu sözcüğü.

Muharrem İnce haklı olarak Rahmi Turan ile Talat Atilla hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Hesabını onlar versin artık yargıya.

Aslında CHP yaşanan bu krizi çok iyi yönetemedi. Keşke, yazı gazetede çıktığı gün Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini arayan Muharrem İnce ile birlikte kamuoyunun karşısına çıkıp, “Yok böyle bir şey. Bizim partimizde kimse Saray’da Erdoğan’la görüşmez” mesajını verip İnce’ye sahip çıksaydı. Birliktelik görüntüsü verilseydi bu denli iç tartışmalar yaşanmaz, seçmen nezdinde kuşkular oluşmazdı. Parti tabanının tartışmalardan hoşnutsuz olduğu kesin. En azından olay bu aşamaya gelmeden, önlenebilirdi. Ama olmadı. Her iki tarafın da bugünkü tabloda sorumluluğu var.

Hayat pahalılığından bunalan, işsizlikten kıvranan yurttaş CHP’den bu sorunlara çözüm önerilerinde bulunmasını, iktidarın karşısında ciddi seçenek olmasını bekliyor. Parti içi kavga yerine, enerjisini iktidar olmaya endekslemesini bekliyor. Haklı olarak da, “Bırakın kavgayı” diyerek mesajını gönderiyor. Hiçbir partilinin yerel seçimlerle seçmende oluşan umudu yok etmeye hakkı yok.

Araştırmaya dayanmadan, elinde kanıt bulunmadan, geçmişte yaptığı haberlerin doğruluğu sorgulanan bir gazetecinin üfürmesi ile yazıyı kaleme alan Rahmi Turan, krizde en büyük kaybeden oldu, saygınlığını hayli yitirdi.

Aslında son bir haftada yaşananlardan genç gazetecilerin öğreneceği çok şey var.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.