evden eve nakliyat eşya depolama Nakliyat nakliye uluslararası evden eve nakliyat gebze nakliyat
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Böyleleri temizlenmedikçe

Kimi milyon liralık makam aracı ile kimi aldığı dudak uçuklatan tazminatlarla kimi de babadan oğla geçen yönetim kurulu üyeliği ile kamuoyunun dikkatini çekiyor, hayli tepki görüyor.

Sendikacılardan bahsediyorum. Elbette ki, tümünü kastetmiyorum. Demokrasinin olmazsa olmaz kurumlarından sendikaların başındaki bazı kişilerin böylesine olumsuz ve hoş olmayan hareketleri halk nezdinde emekçi örgütlerinin saygınlığını aşağıya çekiyor. Emekçiler, işten atılma korkularının yanında bu tür olumsuz davranışlardan ötürü sendikalara uzak kalıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, 16, 17 milyon işçiden sadece 1 milyon 800 bini sendikalı. Yüzde 13’ler düzeyinde bulunan sendikalaşma oranı son yıllarda artmasına karşın,  yine de Avrupa ülkelerinin gerisinde.  Bu tablo Türkiye’de sendikalaşmanın ne denli içler acısı durumda olduğunu açıkça gösteriyor.

 “İşten atılırım” kaygısından ötürü emeçliler sendikalara üye olmuyor. Bunun yanı sıra,  işyerinde sendika istemeyen, işçilere gözdağı veren işverenlerin katı tutumu sendikalaşmayı engelliyor. Bir de bazı yöneticilerin sorumsuz tutumları sendikaya olan güveni dibe itiyor.

Oysa sendikalı olmak her daim işçinin lehine. Toplu iş sözleşmesi ile saptanan ücreti, izinleri ve sosyal hakları diğerlerine göre daha iyi durumda. Sendikasız işçiler başta toplu iş sözleşmesi olmak üzere temel sendikal haklardan yoksun.

Sendikasız işçilerin ücret artışı ve diğer sosyal hakları patronun iki dudağının arasından çıkacak söze bağlı. Yani sendikasızlar her an kapı önüne konulma kaygısı yaşadığından patronundan daha fazla ücret artışı, genişletilmiş sosyal hak gibi taleplerde bulunmaya cesaret edemiyor. Çünkü arkasında koruyacağı, destek çıkacağı sendika yok.

Sendikalı işçinin ücreti ve diğer hakları toplu iş sözleşmesi ile saptanıyor. Eğer işten atılırsa sendika yargıda hakkını arıyor. Çoğunlukla mahkemeden işe dönme kararı alabiliyor. Eğer işveren bu karara rağmen işbaşı yaptırmazsa faizleriyle birlikte ücretini işçiye ödemek zorunda.

Elbette ki işten atılan sendikasız emekçiler de yargıya başvurup işe iade kararı alabiliyor. Ama işine son verilen sendikalı işçileri üyesi olduğu kurum daha bir güçlü kılıyor, cesaretlendiriyor.

Türkiye sendikalaşmadaki dikkat çekici düşük oranla OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Üyesi Ülkeler) arasında son sıralarda bulunuyor. Yine üye olmaya çabaladığı AB içinde de aşağı sıralarda.

Türkiye’de sendikalaşmanın bu denli düşük olmasında sendika yöneticilerinin etkisi çok fazla. Yazının girişinde vurguladığım gibi bazı sorumsuz sendikacıların bireysel tercihleri, yaşam tarzları sendikalara olan güveni oldukça aşındırıyor. Aslında tüm sendika yöneticileri “Nerede hata yapıyoruz” diye kendilerini sorgulamalı.

Üyesi olduğu işçinin çıkarı yerine kendi çıkarını önceleyen böyleleri sendika camiasından temizlenmedikçe güven erozyonu devam eder.

Çalışma yaşamında 12 Eylül döneminde çıkarılan yasalarda büyük değişiklik yapılarak, sendikalara noter aracılığı ile üye olma koşulu kaldırıldı. İşçilere “e devlet” üzerinden üye olabilme olanağı tanındı.

Yine o yasalarla getirilen yüzde 10’luk işkolu barajı önce yüzde 3’e, daha sonra yüzde 1’e indirildi. Yani sendikaların toplu iş sözleşmesi yetkisi kazanabilmesi için işkolundaki toplam işçilerin yüzde 1’ni üye yapması gerekiyor.

Getirilen bu kolaylığa karşın, 16-17 milyon işçiden sadece 1 milyon 800 bini örgütlü ise sendikacıların  başını iki elinin arasına alıp düşünmesi gerekir. Ama nerede?

İşçiler korkuyor, işveren baskı yapıyor, kiralık işçilik, esnek çalışma gibi düzenlemelerle sendikalaşma engelleniyor. Ya sendika yöneticileri ne yapıyor?

Yurdun dört bir yanını gezip işçiye sendikalaşmanın yararını, sağlayacağı hakları anlatıyorlar mı? Yoksa mevcut üyeleri yeterli görüp koltuklarında rahatça oturuyorlar mı?

Sendikacılar bu olumsuz tablo karşısında kendilerini sorgulamalı, kamuoyuna şeffaf ve güvenilir görüntü vermeli, işçinin güvenini kazanmalı, kendi çıkarını önceleyenleri aralarından temizlemeli.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.