sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Bu nasıl yaz?

Nerdeyse yaz mevsiminin ortasını geçtik,  sıcak havaya, güneşli günlere özlem kaldık.

Türkiye’nin her yanında yağmur, sel, fırtına etkili oluyor. Sellerin yol açtığı felaketten canlar gidiyor.

Önceden Karadeniz’de tanık olduğumuz sağanak yağışlar, son yıllarda ülkenin her yanında, tatil beldelerinde kendini gösteriyor. Sıcak havası ve bol güneşli günleri ile tatilcilerin gözdesi olan Bodrum, Çeşme, Marmaris, Datça, Antalya, Ayvalık gibi il ve ilçelerde bile seller yaşamı olumsuz etkiliyor.

Sosyal medyada “Bu ne biçim, nasıl yaz?” diye paylaşımda bulunuyor insanlar. Yani o denli şaşırtıyor mevsimsel değişiklikler.

Geçtiğimiz günlerde Araklı’da 10 kişinin canını alan sel, bu kez Düzce’de 7 kişinin kaybolmasına neden oldu.

Zaten, her yaz mevsiminde sel felaketi istinasız Karadeniz’i vuruyor, insanları hayattan koparıyor, binaları yıkıyor. Bir anlamda bölge ile adeta özdeşleşti sağanak yağışlar, afetler.

Karadeniz, daraltılan dere yatakları ile yaylalara gelişigüzel yapılan kaçak binalara göz yumulmasının bedelini ödüyor. Dediğim gibi, salt Karadeniz’de değil, artık ülkenin her yerinde görmek olası serin ve yağışlı havaları.

Mevsim değişikliğinin tek sorumlusu hiç kuşku yok ki, yaşadığı bölgeye adeta ihanet eden, doğaya ve diğer canlılara zarar veren insanlar. Doğa kırımı sonucu dünyanın başına bela olan küresel iklim çirkin ve acımasız yüzünü iyiden iyiye göstermeye başladı, hatta dünyaya egemen oldu.

Bir yanda ABD’de günlerce süren fırtınalar evlerine kapanan insanlar, diğer yanda açlığın pençesinde kıvranan yoksul insanların yaşadığı Afrika ülkelerinde sele, yağmura maruz kalanlar. Yani zengini de yoksulu da küresel iklimin kurbanı. Hiç kimseye, ülkelere torpil yapmıyor. Dünyanın ortak yazgısı haline geldi.

Eğer, doğanın özgün yapısı ile bu kadar oynar, bilim insanlarının tüm uyarılarına karşın yenilenebilir temiz enerji yerine, zehir saçan termik ve nükleer santrallere öncelik verirseniz, Karadeniz’de olduğu gibi her dere yatağına HES’leri kondurursanız, ağaçları, ormanları imara açar, buralarda siyanürle altın ve maden ararsanız sonunda küresel iklim denilen felaket gelir sizi, insanları vurur, yerleşim yerlerini yerle bir eder, dünyanın altını üstünü getirir.

Dere yatakları yeni imar alanları oluşturma amacıyla özellikle
belediyeler tarafından daraltılıyor. Kıyı kesiminden yaylalara dek
yürümenin bile mümkün olmadığı dik yerlerde ucube binaların varlığı
her  geçen yıl artıyor. Belediyeler kaçak ve tehlike arz eden yapılara
bir şekilde göz yumuyor, görmezden geliyor. Kuşkusuz dere yataklarına
ve cennet köşesi yaylalara yapılan kaçak binaların mantar gibi
üremesinde imar barışı yasaları da etkili oluyor

İstanbul’un göğe doğru uzanan binalarını gözünüzde canlandırın. 30,40, 50 katlı adeta göğü yaran ucube binalardan ötürü İstanbul’un hava akımı kesildi. Sadece İstanbul değil, tüm büyük kentlerde, hatta Ünye ve Fatsa da bile dikey yapılar o kadar çok arttı ki…   

Küresel iklimin oluşmasını ve yol açtığı felaketleri belki onlarca kez yazdım, yazmağa da devam edeceğim. Çünkü tehlike çok büyük ve gelecekte daha da yayılacak.

İnsanların artık bilinçlenmesi, yaşam şeklini değiştirmesi gerekiyor.

Toplumsal bilincin oluşabilmesi için, bilim insanlarının yanı sıra, yazılı ve görsel medyaya, gazetecilere, yazarlara, sivil toplum örgütlerine, siyasi partilere, derneklere çok önemli görev düşüyor. Gerçekleştirecekleri etkinliklerle küresel iklime karşı yapılması gerekenleri insanlara anlatması kaçınılmaz.

 

Doğanın aşınmasına karşı insanlar duyarlı olmaz, toplumsal bilinç ıskalanırsa daha çok  “Bu nasıl yaz? der bugünkü günleri bile ararız.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.