Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Çernobil Felaketi Unutulmasın

Yirminci yüzyılın ilk ve en büyük nükleer kazası olarak nitelendirilen Çernobil’deki reaktör patlamasının üzerinden otuz üç yıl geçti.

26 Nisan 1986’daki nükleer patlama kabus gibi çöktü Rusya’nın ve Karadeniz’in üzerine. Dünyayı sarsan, oluşturduğu hava kirliliği ve insanları üzerindeki olumsuz etkisi ile yıllarca gündemden düşmeyen Çernobil’deki patlamadan en yoğun şekilde etkilenen ülkelerden biri de Türkiye idi.

Özellikle Karadeniz bölgesinde çıplak gözle görülen, havaya ve çevreye savrulan nükleer atıkların yarattığı acı sonucu yıllar sonra yaşadı Türk yurttaşlar.

O dönem yetkililerin “Bir şey olmaz” söylemleri, dönemin Ticaret Bakanı Cahit Aral’ın “radyasyon yok” diyerek  çay dolu bardağı yudumlaması medyada yer almış, günlerce konuşulmuş, tartışılmıştı. Tehlikenin son derece ciddi ve korkunç olmasına karşın hiçbir şey olmamış gibi yapılan açıklamalar, görüşler havada uçuştu, olay basit bir şekilde geçiştirilmeye çalışıldı.

Ama öyle değildi acı gerçek.  

Ne kadar yalanlansa, ne kadar inkar edilse de Çernobil’ deki patlamanın savurduğu duman ve küller Karadeniz’in üzerine bir kabus olarak çöktü. Bu kabusun faturası yıllar sonra bölge insanı üzerindeki dramatik etkisini göstermeye başladı. Bölgede gittikçe yayılan kanser ve diğer hastalıklar, Karadeniz insanını genç yaşlı demeden yaşamdan kopardı,  bir çoğunu sakat bıraktı. Tehlikenin ne denli büyük olduğu ve canlılar üzerinde ne denli yıkım yaptığı yıllar sonra anlaşıldı, ama iş işten geçmişti bir kez.

Hala da çekiyor bu bölgenin insanı, doğası Çernobil’in darbesinden, yıkımından. Otuz üç  yıl geçti Çernobil’de nükleer faaliyetin etkileri sürüyor, hala milyonlarca kişi radyasyonla kirlenmiş alanlarda yaşamını sürdürüyor. Ukrayna, Belarus ve Rusya’da Çernobil’den etkilenen bölgelerdeki insanlar hala radyoaktif bulaşmış gıdayla besleniyor. Patlama sırasında 10-14 yaşında olup Çernobil’den etkilenmiş bölgelerde yaşayanların trioid kanser oranları etkilenmemiş bölgelerde yaşayanlara oranla 10 kat daha fazla.  

Belleklere kazınan ve tarihin kara sayfaları arasında yerini alan Çernobil’deki patlamadan ders alınmaz bir şekilde nükleer enerji sevdası sürüyor. Yapımı süren Mersin Akkuyu’nun yanı sıra Sinop-İnceburun ile İğneada’ya nükleer tesis  projeleri gündemde . Türkiye 2022 yılında nükleer enerji üretmeyi amaçlıyor.  Dünya çevre dostu, güneş, rüzgar gibi  temiz ve yenilenebilir enerjiye ağırlık verirken, Türkiye nükleer santral peşinde koşuyor.  

Nükleer santrallere sahip Almanya yakın gelecekte bunları kapatmayı öngörüyor. Almanya nükleer santrallerin yerine Türkiye’den daha az sahip olduğu güneşe yöneliyor, rüzgarla çalışan  yatırımlara ağırlık veriyor.

TEMA’nın araştırmalarına göre, Almanya’da nükleer santrale yakın yerlerde çoğunlukla çocuklarda kanserde yüzde 67, lösemide ise yüzde 117 artış oldu. Nükleer santralin tehlikesini, sağlığa  olumsuz yansımasını Almanya’daki acı gerçek net şekilde gözler önüne seriyor. Son derece kirli, pahalı ve tehlikeli olan nükleer santraller yerine, bol potansiyele sahip güneş ve rüzgar enerjisine yönelmeyi nedense ıskalıyor, göz ardı ediyor Türkiye.  Yetmezmiş gibi tam bir doğa ve canlı katili olan termik santrallerin sayısının artırılması planlanıyor, yenilerinin yapılması öngörülüyor. Nükleer enerjinin iddia edildiği hiç de ucuz olmadığını açıklıyor uzmanlar. Bu tesislerden üretilecek enerjinin rüzgar ve güneşe göre kat kat daha pahalı olduğunu ifade ediyor.

Uzmanlar, yenilenebilir enerjinin hem güvenlik hem de atık riski bulunmadığına dikkat çekerek, tüm bu etmenler dikkate alınarak nükleer enerjiye karşı çıkılması gerektiğini belirtiyor.

Öyle ya, Çernobil gibi acı bir tecrübe, dünya ülkelerinin vazgeçmesi, yaratacağı tehlike, yayacağı radyasyon ve en önemlisi pahalı olması belli iken neden bu ısrar nükleer santrallere. Anlamak, akıl sır erdirmek olası değil. Ülkemizde diğer ülkelere göre fazlasıyla bulunan güneş ve rüzgardan neden yeterince yararlanılamıyor?

Eğer nükleer santraller kurulur, yeni kömürlü santraller yapılırsa Türkiye’nin hali ne olur acaba? Bunu düşünmek bile akıllara ziyan. Bu santraller hayata geçirilirken Çernobil felaketi unutulmasın. 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.