Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Denizde kıtlık…

Tezgahlarda az sayıdaki balık cep yakıyor, yanına bile yaklaşılmıyor.

Sezon başında öngörüldüğü gibi, hamsinin dışında avlanan balık neredeyse yok gibi. Geçen sezon mumla aranan hamsi, bu sezon oldukça fazla. Palamut bile   30 ile 50 lira arasında alıcı bekliyor. İlk başlarda umut veren lüfer, çinakop, sarı kanat iyiden iyiye azaldı.

Dar gelirli balık severler, ucuz fiyatından ötürü hamsi ile yetinmeye çalışıyor. Bir zamanlar çok tercih edilmeyen mezgit ile kıraça da bulunmuyor tezgahlarda. Bulunsa bile hayli yüksek fiyatından dolayı yanına yaklaşılmıyor. Oysa bu balıklar hamsi ile birlikte yoksul sofralarının vazgeçilmeziydi.

Deneyimli balıkçılar, 1 Eylül’de açılan av sezonu öncesi hamsinin bol, palamudun az olacağını açıklamışlardı. Dedikleri gibi de oldu. Şu ana dek hamsinin dışında balık çok az avlanıyor. Dolayısı ile pahalı fiyattan satılıyor.

Kuşkusuz denizlerdeki kıtlığın, balık çeşidinin azalmasında bir numaralı etken  yanlış ve bilinçsiz avlanma sistemi. Bilim insanlarının yıllardır dile getirdiği avlanma sistemindeki yanlışlık, kirlenme ne yazık ki hep kulak ardı edildi. Sonuçta bugün denizden eskisi gibi balık fışkırmaz oldu.

Yanlış ve kaçak avlanma uyarılarını dikkate almayan, boy yasağına uymayan bazı açıkgöz balıkçıların hoyrat tutumundan ötürü denizler “stop” dedi. Olayın korkunç boyutlara ulaştığını ve ciddiyetini nihayet anlayan siyasi irade, geçtiğimiz günlerde su ürünleri yasasında değişikliğe gitti.  Yeni düzenleme ile yasa dışı avlanma yapan, boy yasağına uymayan trol ve gırgır sahiplerine ağır yaptırımlar getirildi. Öyle ki, ağır para cezalarının yanı sıra, vahşi avlanma ya devam edenlerin trol ve gırgırlarına el konulacak, kamulaştırılacak.

Aslında, bu düzenlemenin çok önceden hayata geçirilmesi gerekiyordu. Hep ötelendi, bugünlere gelindi. Bıçak kemiğe dayanınca,  ağır yaptırımlar yasaya eklendi. Tabii ki, balıkçıların tümü bu kapsamda değil. Ancak, bazıları var ki, denizin altını üstünü getirerek, üreme dönemindeki balıkları, yavruları ağlarına dolduruyor. Onlar, aslında ekmeklerine kan doğradıklarının farkında değil. Avlanan balık miktarı ve çeşidi azalınca akılları başlarına geldi. Ne var ki, iş işten çoktan geçti, denizden balık çıkmaz oldu.

Kuşkusuz, deniz suyunun kirlenmesi ve küresel iklime koşut her yıl ısınması  balık miktarını azalttı. O denli uyarılara karşın, denizler birer çöp yığınına dönüştü.  Öyle ki, soğuk ve duru suyu ile örnek gösterilen Karadeniz de kirlenmeden, ısınmadan payını aldı. Gıpta ile bakılan Karadeniz’de insanlar artık  denize girmeye çekiniyor. Temiz kıyısı ve plajları ile övünen Karadenizliler, kirlenmeden yakınıyor.

 Oysa, kirlenmeyi oluşturan, denizleri çöp yığınına dönüştüren duyarsız ve sorumsuz insanlar. Yani, insan eli ile katlediliyor Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz. Sonuçta, avlanan balık çeşidi her yıl giderek azalıyor. Vahşi avlanmaya ve denizin kirletilmesine ağır yaptırımlar öngören yeni su ürünleri yasası umarım eksiksiz uygulanır, olumlu sonuç alınır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.