Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Denizden palamut fışkıracak

Eğer deneyimli balıkçıların öngörüsü gerçekleşirse bu sezon denizden adeta palamut fışkıracak.

Palamutta yaşanacak bolluk, kuşkusuz yoksulların yüzünü güldürecek, mideler bayram edecek.

Dört ayı aşkın süren özlem bitiyor,  denizlerde yeni av sezonu 1 Eylül’de başlıyor. Hazırlıklarını tamamlayan tekneler “vira bismillah” diyerek denizlere açılarak yeni av sezonuna merhaba diyecek.

Geçen yılın aksine bu sezon bereketli bir sezon yaşanacağını dile getiren balıkçılar, özellikle erkenden kendini gösteren Çingene palamudundaki bolluğun rekor yaşanacağının işareti olarak değerlendiriyor.  Yıllardır ucuz balığa hasret kalan tüketicinin yüzü bu sezon gülecek gibi. Hatta, tüketici başına Avrupa’daki gibi 25 kilogram balık düşebileceği bile öne sürülüyor. Bırakın 25 kiloyu, balık sever tüketici bol ve ucuz şekilde yılların hasretini gidersin yeter, artar bile. 

Gerçi geçen sezon da palamut, istavrit ve hamside bol rekolte bekleniyordu, ancak deniz suyunun sıcaklığı, iklim koşulları öngörüleri boşa çıkarmıştı. Suyun ılıman olmasından ötürü yoksul sofralarının vazgeçilmezi olan hamsi erkenden elini ayağını çekerek, Gürcistan’a göç etmişti. Zaten önceki iki av sezonunda da palamut ve hamsi başta olmak üzere, diğer balıklar yok denecek kadar az avlanmıştı.  

Palamudun yanı sıra geçen sezon kıt olan hamsinin de çok fazla avlanması bekleniyor. Kış mevsiminin temel tüketim maddesi olan hamsinin balıkçı tezgahlarını doldurması, kuşkusuz Karadenizli kadar mutfağına et giremeyen dar gelirli kitleyi sevindirecek. Kilosu 50-60 lira olan kırmızı etin yanına bile yanaşamayan milyonlarca insan ucuz hamsi ile bu açığını kapatmaya çalışacak.

 Yani balıkçıların öngörüsü gerçekleşirse bu sezon  ucuz fiyatla palamuda, hamsiye, mezgide, istavrite doyacak  tüketici.Umarım balıkçıların beklentisi boşa çıkmaz, mideler bayram eder. 

Aslında üç yanı denizlerle çevrili olan Türkiye’de kişi başına tüketilen balık miktarı Avrupa ülkelerinin hayli altında. AB’de 25 -30 kilogram olan kişi başına yıllık tüketim Türkiye’de 8 -9 kilogram düzeyinde. Yani 10 kiloya bile ulaşamıyor.

Avlanma biçimleri, ana girdi mazot fiyatının sürekli artması balıkçılığı olumsuz etkiliyor. Özellikle gırgırlarla gerçekleştirilen avlanma biçimi denizlerdeki balık miktarını azaltıyor.  Araştırmalar balık miktarında yüzde 30 oranında azalmanın olduğunu ortaya koyuyor.

Balıkçılıkta bir dönem lider ülke olan Türkiye, ne acıdır ki balık ithal eden ülke konumuna geldi. Tezgahlarda boy gösteren, iştahları kabartan balıkların tümü denizlerimizde avlanmıyor.  Bilinçsizce ve hoyratça avlanmadan ötürü, Türkiye dünyanın dört bir yanından balık ithal ediyor.

Türkiye, Norveç’ten somon ve uskumru, Romanya ve Bulgaristan’dan kalkan, Senegal’den lagos ile dil balığı, Gine ve Mısır’dan barbun, mercan,Vietnam, Tayland ve Endonezya’dan karides ithal ediyor. İthal balıklar büyük kentlerdeki lüks lokantalarda aşırı fiyatla tüketiciye sunuluyor.

Üç yanındaki denizleri ve uzun nehirleriyle balıkçılığa elverişli ülke Türkiye’nin balık ithal etmesi üzücü olduğu kadar da bir hayli düşündürücü.

Kuşkusuz balıkçılıkta düşündüren tablonun en önemli etmeni kuralsız avlanma sistemi. Balık türlerinin azalmaması, çoğalması için avlanmaya ilişkin yasal düzenlemeler ve katı kurallar aksaksız uygulanmalı, uymayan balıkçılara belirli süre av yasağı getirilmeli. Ne denli büyük tekne kaptanları yasalara ve kurallara aykırı davranmadıklarını vurgulasa da, aralarında küçük boyda, yavru balık ayvan o kadar çok tekne var ki. Asıl sorun onlardan kaynaklanıyor.

Temel girdi mazot fiyatının sürekli artmasından dolayı balıkçılığa ilgi giderek azalıyor,  tekneler denize bile açılamıyor. Avlanan az miktardaki balık pahalı olarak tezgahta müşteri bekliyor.

Demem o ki, tekne sahipleri  sahipsiz korunaksız, yurt dışından balık ithal eder duruma geldik, sektör zor durumda, balık severler canının çektiği balığı bulamıyor. Bulsa bile pahalı olmasından ötürü yanına yaklaşamıyor.

Seçenek olarak piyasaya sürülen çiftliklerde yetiştirilen kültür balıkları ise tadı, kokusu ile kesinlikle deniz ürünlerinin yerini alamıyor.

Çözüm, balıkçılara uygun koşullarda kredi desteği ile sahip çıkmak, mazot fiyatlarındaki artışı durdurmak,  bilinçli avlanmaya ilişkin eğitim vermek, teknelerin günün koşullarına uygun teknolojik donanımlarla yenilenmesine katkıda sağlamak ve av yasağına uymayanlara ağır yaptırımlar uygulamaktır.

Türk balıkçılığının yeniden dirilmesi, ayağa kalkması için balıkçıların talepleri mutlaka dikkate alınıp, yerine getirilmeli, kurallar eksiksiz uygulanmalı.

Umarım balıkçıların öngördüğü gibi, bu sezon bol balık olur, tezgahlar şenlenir, tutkunların yıllara dayanan özlemi giderilir.

Tüm balıkçılara rastgele.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.