Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Faturayı niye biz ödeyelim?

Türkiye, barındırdığı 5 milyona yakın sığınmacı ile dünya birincisi.

Sığınmacılar arasında 3 milyon 600 bin ile Suriyeliler başı çekiyor. Yurdumuzda hatırı sayılır Iraklı ve Afganlı da barınıyor.

Son günlerde, özellikle Suriyelilere karşı toplumda tepki, hatta nefret oluşmaya başladı. Giderek çoğalan, birçok kentte ikamet ettikleri semtlerde, mahallelerde egemenlik kuran Suriyeli sığınmacılar, nahoş olaylara karışmaya, Türk yurttaşlara çirkin tavırlar takınmaya, asayişi bozmaya yönelik girişimlerde bulunmaya başladı. Hatta, kurdukları işyerlerine Arapça levhalar astılar, Türkçe adeta dışlandı.

Türk gençler işsiz gezerken kayıt dışı çok düşük ücretle çalışmaları, eğitim ve sağlık hizmetinde ayrıcalıklara sahip olmaları Suriyeli sığınmacılara yönelik hoşgörüyü azalttı, tepkiyi artırdı. Hastane önünde uzun kuyruklar oluşurken bu insanların hemen muayene olabilmeleri vatandaşı iyice çileden çıkarıyor.

Geldiklerinde “Tanrı misafiri” olarak kabul gören Suriyeliler, geçen süreçte çirkin tavırları, kabalıkları, bir takım hizmetlerden farklı şekilde yararlanmaları ile istenmeyenler sınıfına girdi.

Türkiye, bu insanlar için 10 yılda 40 milyar dolar harcadı. Bir anlamda yemedi yedirdi , içmedi içirdi. Bu para yatırımlarda kullanılsa, yeni fabrika ve işyerleri açılsaydı kuşkusuz boş gezen yüz binlerce Türk genci iş ve aş sahibi olacaktı.

AB üyesi ülkelerin “ Aman bize gelmesin sizde kalsınlar” diyerek vaat ettiği yardım parasının çoğu gönderilmedi. Sığınmacılardan öcü gibi korkan Batılı ülkeler para yardımının yanı sıra söz verdikleri Türk yurttaşlara vize serbestliğini de hayata geçirmedi. Türkiye, bunun karşılığında doğal olarak Geri Kabul Anlaşmasını iptal etti. Yani, Avrupalı ülkeler Suriyeli ve diğer ülkenin sığınmacılarını Türkiye’nin başına bela olarak bırakarak, aradan sıyrıldı.

Toplumda oluşan tepki ile birlikte hükümetin de Suriyelilere olan bakışı değişti, bir takım önlemleri hayata geçirmeye başladı. Nitekim, İçişleri Bakanlığı oturma izni olmadığı halde diğer illerden İstanbul’a yerleşen kaçak 200 bin Suriyelinin kayıtlı olduğu illere dönmesi için 20 Ağustos’a dek süre verdi.  80 bini de sınır dışı edilecek. İstanbul’da 750 bin Suriyeli olduğu göz önüne alınırsa, mega kent yakın gelecekte bunların egemenliğine girebilir. Zaten Fatih ilçesinde üstünlüklerini çoktan ilan ettiler bile. Birçok kent sığınmacılardan ötürü yaşanmaz hale geldi.

5 milyon sığınmacıyı ekonomi artık kaldırmıyor. Gençler iş kapılarını aşındırırken, yurttaş hastane kuyruklarında ömür tüketirken sığınmacılar iyiden iyiye yük olmaya başladı. Kimilerinin nefret ve ırkçılık söylemi diye nitelendirerek karşı çıktığı sığınmacıların yurtlarına dönmesinin zamanı geldi,  geçti bile. Çünkü kemik bıçağa dayandı.  Irkçılık diye gönderilmelerine karşı çıkmak da akıl karı değil. Türkiye gerekeni yaptı zaten.

Bu konuda yapılması gereken, Suriye hükümeti ile masaya oturup ülkelerine gitmelerini sağlamak, akılcı göç politikası oluşturmak. Başka çözüm de yok.

Emperyalist ülkelerin kabul etmediği, AB ülkelerinin korkarak kaçtığı sığınmacılara Türkiye daha ne kadar ev sahipliği yapabilir ki?  Hem vaat edilen sözler, yardımlar karşılanmıyor, hem de Türkiye’nin arkası sıvazlanıyor. Onların amacı Türkiye’yi kaçak göçmen merkezi yapmak. Buna karşı önlemler şimdiden alınmalı ki, istekleri gerçekleşmesin.

Hem sığınmacıların faturasını niye hep Türkiye ödesin, yurttaş mağdur olsun?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.