sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

“Gönülleri çaldım”

Yenilenecek İstanbul seçimine ilişkin siyasetin dili kaygılandığım gibi yine sertleşmeye başladı.

Soğukkanlı, babacan, kavgayı sevmeyen ve hoşgörülü tavırlarıyla sempati toplayan AKP adayı Binali Yıldırım bile dozu hayli yüksek sözler söylemeye başladı. Yıldırım, “Bu seçim neden iptal edildi” diye soranlara, “Çok basit, çünkü çaldılar” diye yanıt vererek, önümüzdeki seçim sürecinde karşılıklı salvoların yeniden havada uçuşacağı mesajını verdi.

Oysa, Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı, Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı gibi önemli makamlarda görev yapan Binali Yıldırım, hep sakin ve ılımlı tutumu ile tanınırdı. Ne var ki, son sözü ile kamuoyunu şaşırttı. Demek ki, siyaset böyle bir şey. Gerektiğinde hoş görülü bir insanı bile yeri geldiğinde sertleştiriyor. Belki de, partisi tarafından bu yönde tavır takınması istenmiş olabilir. Bilemem tabii.

Yıldırım’ın sözlerine CHP adayı Ekrem İmamoğlu, yine sakin bir dille “Çalmak kelimesini kullanacaklarsa gönülleri çaldığım doğru” diyerek kendinden beklenen yanıtı verdi. Şüphesiz, İmamoğlu’nun yanıtı ikinci kez gerçekleştireceği seçim çalışmalarında da rakibine karşı kırıcı olmayacağı, toplumu kucaklayacağının işretiydi. Yani, yine her kesimden insanların ayağına gidecek, büyüklerin ellerini öpecek, sakin bir dille seçim kampanyasını yürütecek. Olması gereken de bu aslında. Birbirini incitecek, kıracak sözlerden, söylemlerden kaçınmak, kucaklayıcı dil kullanmak gerginleşen ortamı yumuşatacak şu ramazan günlerinde. Keşke tüm siyasetçiler Ekrem İmamoğlu gibi, güzel sözlerle seçmenin gönlünü çalsa.       

31 Mart seçimi öncesi sarf edilen sözlerin ne denli kırıcı ve örseleyici, miting meydanlarındaki söylemlerin sert olduğu hala hafızalarda. Aslında hiç gerek yoktu bu sözlere. Nihayetinde  seçim yapılacak, yerel yönetimleri yönetecek kişiler belirlenecekti. Nitekim İstanbul haricinde seçilenler koltuklarına oturarak hizmetlerine çoktan başladı bile. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararı ile İstanbullu seçmen 23 Haziran’da bir kez daha sandığa giderek tartışmaya son noktayı koyacak.

Ülkenin seçim atmosferinden bir an önce çıkarak halkın belini büken, günlük yaşamda sıkıntı çektiren hayat pahalılığı ve işsizliğe odaklanılması şart. 31 Mart’ın hemen ardından, “Oh seçimler yapıldı, artık halkın temel sorunları gündeme gelecek” derken YSK’nin iptal kararı ile siyasetin bir numaralı gündem maddesi yeniden seçim oldu.

YSK’nın uzun yıllar tartışılacak, konuşulacak kararı ile halkın çözüm beklediği temel sorunlar öyle görünüyor ki ötelenecek, yeni yasama yılına kalacak gibi. Çünkü, açık olsa bile TBMM’nin ilgili yasaları 23 Haziran’a dek çıkarması zor görünüyor. Hemen ardından Meclis’in tatile girmesi kuvvetle muhtemel. Eğer, TBMM’nin yaz boyunca çalışmasına karar verilirse bir şey diyemem. Ancak, vekillerin yorucu bir seçim kampanyasının ardından tatile çıkmak isteyecekleri sır değil. Son sözü bu konuda elbette Cumhurbaşkanı Erdoğan söyler.

İşsizlik giderek artıyor. Gizli olanlarla 7 milyonu aşkın kişi yanıla yakıla iş arıyor. Ama istihdam alanları kısıtlı olduğundan yeni iş kapıları aralanamıyor. Her evde neredeyse bir işsiz var. Çoğunluğu da üniversite mezunu.

Piyasaların ateşi düşürülemiyor. Dolar aldı başını yükseklere doğru gidiyor. Çarşı pazar fiyatları el yakıyor. Dar gelirli işçi, memur ve emekli düşük aylığı ile temel gereksinimlerini bile karşılamakta zorlanıyor. Esnaf satış yapamamaktan, durgunluktan yakınıyor.

İşte bu tablo karşısında, siyasetin ülkenin ana gündemine odaklanması gerekiyor. İstanbul seçimi kazasız belasız yapılar da siyasi iktidar halkın beklentilerini karşılayacak kararları hayata geçirir. . Bunun da çözümü siyasete diyalogun, karşılıklı anlayışın ve uzlaşmanın egemen olması. Halk daha fazla bekleyecek durumda değil artık.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.