Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

İnandırıcı değil

Yaşamın gerçek enflasyonu ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakam arasında büyük çelişki olduğu sürece dar gelirlinin rahat nefes alması çok zor.

TÜİK’in Ağustos ayına ilişkin yüzde 0.86, yıllık ise yüzde 15.01 olarak açıkladığı enflasyon rakamı giderek artan hayat pahalılığı karşısında hiç inandırıcı değil. Seçimin ardından iğneden ipliğe her şeye zam geldiği ortamda yüzde 0.86 oranındaki enflasyon cebi yanan yurttaş kadar ekonomistlerce de doğru kabul edilmiyor.

Şekere, çaya iki kez, sigaraya, elektriğe ve doğalgaza zam yapılırken doğrusu enflasyon nasıl bu denli düşük çıkıyor? Anlamak olası değil. Tüketicinin temel ısınma giderini oluşturan doğalgazda bir ay içinde yüzde 32 artış olduğunu hatırlatalım. Milyonlarca dar gelirlinin elektrik, su ve doğalgaz faturası son zamlarla daha da kabardı. Doğalgaz faturası tek başına asgari ücretin en az yüzde 10’una denk geliyor. Yurttaşın tükettiği doğalgaza ödeyeceği para bu yıl yüzde 40.6 artarken, ulaşım, kira ve beslenme giderlerinde de önemli artışlar oldu.

Cep ve mutfak yakan fiyatlar karşısında işçi, memur ile emekliye gerçekleşen yerine, bir türlü tutturulamayan öngörülen enflasyon kadar zam öneriliyor, maaşlara yapılan yüzde 4 gibi son derece düşük artışla milyonlarca dar ve sabit gelirli sefalete mahkum ediliyor.

Sadece ısınma giderleri değil, temel tüketim maddesi ete gelen artışlardan ötürü mutfaklara et giremez oldu. Kasaplar, dar gelirli yurttaşın et yerine kilosu 3 ya da 4 liradan satılan sakatatı tercih ettiğini belirtiyor. Bir ayda kemikli et 35 liradan 42 liraya yükseldi.  Kıymanın kilosunu 50 liradan düşük değil. Bu fiyatlar karşısında vatandaş, bütçesi elvermediğinden zorunlu olarak sakatata yöneliyor.

Fiyatlar böyle iken açıklanan son derece düşük enflasyona doğal olarak kimse inanmıyor.  Oysa ,Ağustos’ta beklenen enflasyon  yüzde 1.35 idi.

TÜİK’in enflasyonu düşük çıkarmasının altında işçi, memur ve emekliye yapılacak zammın düşük tutulmasının bulunduğu sıklıkla dile getiriliyor. Zaten enflasyon hesaplanmasında esas alınan verilerin dar gelirli yurttaşın temel gereksinimlerini karşılayan tüketim maddeleri ile uzaktan yakından ilgisi yok. Belki de çoğu vatandaşın yaşamı boyunca tüketmediği, tüketemeyeceği maddeler TÜİK tarafından hesaplanmada esas alınıyor. Sonunda çarşı pazar enflasyonu ile açıklanan resmi rakamlar arasında dağlar kadar fark oluşuyor. Tabii kimseyi ikna edemiyor.

Bazı yazarlar, ikide bir turizmin her yerde hareketli olduğunu, insanların akın akın tatil beldelerine koştuğunu, insanların maddi olarak zorlanmadığını, dolayısı ile ekonomide kriz yaşanmadığını sürekli yazıyor.

Doğru, yıl boyunca zor koşullarda çalışan ücretli ile emeklinin belirli kesimi 12’ye çıkarılan taksit sayısı  sayesinde iyi kötü bir yerde yılın yorgunluğunu kısa süreli olsa da atmak için tatil yapıyor. Herkes gibi onların da tatile ihtiyacı var.  Belki yıl boyunca yemeden, giymeden kısarak biriktirdiği para ya da kredi kartına taksit yaparak güneşin, denizin veya yaylanın keyfini çıkarmaya çalışıyor.

Ne var ki, özellikle emeklilerin ve asgari ücretlinin, hatta diğer dar gelirlinin çoğunun tatil yaptığını söylemek fazla iyimserlik. Keşke maaşları dolgun olsa da tümü tatilin keyfini çıkarsa. Ama nerede.  Maaşlarına yapılan düşük zamla bunu yapmaları zaten çok zor. Aldıkları düşük maaşla ancak temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar. Bütçeleri bir ölçüde iyi olup, tatile çıkanları gösterip de, “Bakın onlar da gidebiliyor, her yer dolup taşıyor” iddiasında bulunmak abesle iştigalden başla bir şey değil.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.