Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

 İşsizlik virüsü…

Koronavirüs kadar işsizlik virüsü de toplumu tehdit ediyor.

“Ekonomide olumlu gelişmeler var” açıklamalarına karşın istihdamda kayıp,  işsizlik bir türlü önlenemiyor. Koronavirüsün gündeme oturduğu dönemde Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2019 Aralık ayına ilişkin açıkladığı işsizlik verileri adeta dudak uçuklattı.

İşsiz sayısı 4 milyon 394 bin, işsizlik oranı ise yüzde 13.7 olarak gerçekleşti. Bu oran ve sayı son yıllarda ortaya çıkan en yüksek veri.  Daha acı ve düşündürücü yanı yine TÜİK verilerine göre 838 bin kişinin iş bulmaktan umudunu kesmesi. İş bulmaktan yorulanların sayısı son 5 yılın rekoruna ulaşmış durumda. Gizli işsizler dikkate alındığında gerçek işsizlik oranının yüzde 17 olduğu savunuluyor. İddianın doğruluk payı hayli yüksek.

İşsizlik gençlerde yüzde 25 oranda. Yani her dört gençten biri yanıla yakıla iş arıyor. Genç kadınlarda ise işsizlik yüzde 30’u buluyor. İş kapısını çalan gençlerin çoğu üniversite mezunu. Bu da gösteriyor ki istihdam yaratacak yatırımlar yerine betonlarla döndürülmeye çalışılan ekonomi gençlere iş kapılarını açmıyor.

İşsizlik, özellikle genç işsizliği son derece can yakan toplumsal sorun. İstihdam piyasasındaki daralma ülkenin geleceği olan gençleri vuruyor, karamsarlığa itiyor. Bu tablo karşısında kaygılanmamak olası mı? Yükselen işsizlik kuşkusuz kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ekonomiyi tetikliyor.

İşsizlik tüm ailelerin ortak derdi. Neredeyse her evde bir işsiz var. Bazılarında bu sayı daha yüksek. Resmi rakamlara göre 4.4 milyon kişi işsiz. Aslında kayıtlara geçmeyenlerle birlikte işsiz sayısı 7 milyonu aşıyor. Bu ortamda düşük ücretle, hatta sosyal güvenceden yoksun çalışmayı bile kabul ediyor genç işsizler. O denli çaresiz ve muhtaçlar. Ama merdiven altı üretim kapıları bile kapalı.

İş bulabilmek için nitelikli yüksek öğretim kurumunu bitirmenin yeterli olmadığı üniversiteli genç işsizlerle görülüyor. Gelecek umuduyla üniversiteye başlayanlar, mezun olunca büyük hayal kırıklığı yaşıyor. Bir anlamda, çevresine, ailesine, hayata küsüyor, içine kapanıyor. Üniversitelilerin yanı sıra mesleki ve teknik lise mezunlarındaki işsiz sayısı da giderek artıyor. Çok salık verilen teknik eğitim de iş kapısını aralamıyor artık. Korkunç olan işsizliğin giderek çoğalması, her yıl üniversite mezunlarının işsizler ordusuna katılması.  Her alanda boy gösteren Suriyeli ve diğer sığınmacıların ucuz iş gücü olarak istihdam edilmelerinin gençlerin önünü kestiği aşikâr.

Ortak sorun işsizliğin önlenebilmesi için siyasi iradeye önemli ödev düşüyor. Yakınmak yerine bir şeyler üretebilmeye, yatırım ve istihdama dönük ekonomi politikalarına acil gereksinim var. Çünkü can yakan toplumsal sorun çok büyük ve giderek büyüyor.  

Yeni üretim kaynaklarının, dolayısıyla yeni iş alanlarının açılabilmesinin bir diğer yolu yabancı sermayenin ülkeye yatırım yapması.  Eğer, yabancı sermayeye ekonomik, sosyal ve hukuksal güvenceler verilirse rahatlıkla yeni iş alanları açılır, gençlere iş kapısı aralanır. Sonuçta,  işsizlik virüsünün yok edilebilmesi için üretim ve yatırım odaklı ekonomi politikalarının hayata geçirilmesi şart.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.