Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Kanalı bırak, depreme bak…

İstanbul Silivri açıklarında 4.7 büyüklüğündeki depremin, Kanal İstanbul tartışmalarının yoğunlaştığı günde meydana gelmesi, “Kanal mı deprem mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında adeta “yapılacak, yapılmayacak” restleşmesine dönüşen Kanal İstanbul’a yönelik kamuoyu gibi, bilim insanları arasında da görüş ayrılıkları var.

Yapılması halinde 1936’da imzalanan Montrö Sözleşmesinin delineceği, kenti besleyen su havzalarının kuruyacağı, ekolojik dengenin bozulacağı ve en önemlisi olası büyük depremi tetikleyeceği vurgulanan kanalın aynı zamanda şimdiden arsaları kapatan Araplara rant sağlayacağı savunuluyor.

Açıklanan ÇED raporunda her şey güllük gülistanlık gösterilse de dünya güzeli İstanbul’un ekolojik dengesini bozacağı, su havzalarına zarar vereceği aşikar. Hele hele eli kulağındaki büyük depremi tetikleyeceği çoğu bilim insanı tarafından belirtiliyor. Bilim insanları “depremi tetikler” görüşünde birleşiyorsa durum vahim demek. Ünlü jeolog Celal Şengör ise çoğu meslektaşlarının aksine kanalın depremi tetiklemeyeceğini açıkladı. 

Megakent İstanbul’un büyük depreme karşı hazırlıklı olmadığı sır değil. Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 50 bin binanın çürük, her an yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğunu ifade etti. 1999 depremi sonrası okulların, hastanelerin ve diğer kamu binalarının tümü depreme dayanıklı hale getirilemedi. 50-60 katlı binalar mantar gibi çoğalıyor. Bu tablo karşısında ürpermemek, kaygı duymamak elde değil.

Kanal İstanbul için 75 milyar harcama yapılması öngörülüyor. Ancak, araştırmalar maliyetin artarak 120, hatta 150 milyar lirayı bulabileceğini gösteriyor. Böylesine devasa paranın tartışmalı kanal yerine, yeni istihdam alanları oluşturularak işsizliğe çözüm olacağı, diğer ekonomik alanlarda değerlendirilerek çalışan ve emeklilerin satın alma güçlerinin iyileştirilebileceği veya toplumsal sorunların aşılmasında kullanılabileceği belirtiliyor.

Asıl bu para, her an beklenen, büyük yıkıma yol açması beklenen 7 ve üzerindeki depreme karşı alınacak önlemlerde kullanılabilir. Binlerce çürük binalar yıkılarak, kentsel dönüşüme öncelik verilebilir. Çünkü söz konusu olan insan ve tarihi eserlerle bezenmiş İstanbul.

Önceki gün meydana gelen 4.7 ve dört ay önce yürekleri ağza getiren 5.8 büyüklüğündeki depremler nasıl korkuttu, İstanbul halkını, ülkeyi. En büyük eksiğimiz depremlerin unutulması, alınacak önlemlerin ıskalanması. Ne zaman, sallanıyor İstanbul, o zaman aklımıza geliyor deprem ve yaratacağı olumsuzluklar.

Hiç de yabana atılacak gibi değil olası büyük İstanbul depremi. Enerjiyi, birikimi kanala değil, İstanbul’un dayanıklılığına, güçlenmesine ve gerekli önlemlerin alınmasına yöneltmek kaçınılmaz. Rehavete kapılmamak gerekiyor. Salt İstanbul değil,  Türkiye’nin aktif deprem kuşağında bulunduğu gerçeğini de unutmayalım.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.