sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Lüks araçlar ne güne duruyor?

Hükümet ile imzaladığı çerçeve anlaşmasından ötürü tepkileri üzerine çeken Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın “ Sendikaların kasası boş, greve çıkacak işçiye ödenecek para bulamazlar” sözü işin tuzu biberi oldu.

Ergün Atalay’ın sözü şık olmadığı gibi, emekçiyi üzdü. Eylem kararı gündemde iken acele bağıtlanan sözleşme doğal olarak emekçide soğuk duş etkisi yarattı.

İşçinin ödediği aidatlarla trilyonluk makam araçlarına binen, her genel kurulda devasa tutarda tazminat ve bol sıfırlı maaş alan çok sayıda sendikacı var. Sendikacılık onlar için birer kazanç kapısı.

Yüz binlerce kamu emekçisi ve asgari ücretli güçlükle geçinmeye çalışırken, elbette talep edilenin altında zamma imza atan Türk-İş Genel Başkanı ve yönetimi eleştirilecek, tepki gösterilecek. Kuşkusuz yıl sonunda yapılacak Türk-İş Genel Kurulu’nda delege bunun hesabını soracaktır.

Türk-İş Başkanı sendikaların greve çıkacak maddi gücünün bulunmadığını vurgulayarak, bir anlamda sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldıklarını ima etti.

Oysa, işçi ücretinden belirli miktarda aidatı üyesi olduğu sendikalara ödüyor. Bu para nereye gidiyor? Eğer kasalarında greve çıkacak emekçiyi ödenecek para yoksa,  göz kamaştıran, siyah camlarla kaplı, işçinin yaşamı boyunca alamayacağı lüks makam otoları ne güne duruyor? Hem grev boyunca maaşlarından veya tazminatlarından feragat edemezler miydi?

Rahmetli Seyfi Demirsoy’un dediği gibi “Sendikacılık çileli ve ideali olanların işidir”. Ne yazık ki demokrasinin olmazsa olmaz kurumlarından biri olan sendikalara güven giderek aşınıyor. Niye 14 milyona yakın işçinin ancak 1 milyon 900 bini sendikalara üye?   20-25 yıl gibi çok uzun süre koltukta oturan başkanlar özeleştiri yapıp, kendilerini sorgulasın. Sendikal anlayışta kökten değişim gerçekleşmeden emekçiler, daha çok yüzde 6, 7 ve 8’e talim eder.

Yüzde 13.76’lık sendikalaşma oranı Avrupa ülkelerine göre hayli düşük. Son istatistiklerde Türk-İş ve DİSK’in üye sayısında artış olurken, AKP’nin  iktidara geldiği 2002’den bu yana üye sayısı hızla artan Hak-İş  bu kez üye yitirdi.

İşverenlerin sendikalara soğuk bakması ve işçiyi işten atması, işçilerin işten atılma kaygısı taşımasının yanı sıra, sendikalara olan güvenin giderek azalması sendikalaşmanın önündeki en önemli engel.

Türk-İş’in kamu sözleşmelerinde düşük oranlı zamma imza atması sendikalara olan güveni daha da azaltacağı aşikar. Ergün Atalay, ne denli kendini savunsa bile bağıtladığı sözleşme emekçiler ve kamuoyunda karşılık bulmadı.

Hele hele greve çıkacak sendikaların kasasının boş olmasını dillendirmesi “özrü kabahatinden büyük” deyişini hatırlattı. Nereden bakarsan boş ve talihsiz sözler.

Gerekirse işçinin ödediği aidatlarla alınan makam araçları, oteller ve tesisler satılır greve çıkacak emekçiye destek olunurdu.  Niyet farklı olunca çevir gazı yanmasın türünden sözlerle savunma yapılıyor. Ne var ki hiç inandırıcı değil. 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.