sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Ne Okur Ne Yazar

Eğitimde, çağdaşlıkta, tıpta, sanayide, yaşamın her alanında gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşmak için daha çok yol almamız gerektiği bir kez daha gözler önüne serildi.

“8 Eylül Dünya Okuma Günü” nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim. Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri temel alınarak yapılan araştırma, dünya kadar ülkemiz adına da hayli düşündürücü ve üzücü tabloyu ortaya koydu.

UNESCO’nun verilerine göre dünyada 750 milyon kişi okuma ve yazma bilmezken, TÜİK’e göre 2 milyon 337 bin kişi bu haktan yoksun Türkiye’de. En önemlisi kadınların okur yazarlık oranı erkeklerden daha geride. Yani yaşamın her aşamasında olduğu gibi eğitimde de geride kadınlar.

BM’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasında dünyada 2030 yılına değin tüm insanların okuma-yazma yetisine kavuşturulması yer almasına karşın, hala dünyada 750 milyon kişi ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor. Hiç şüphe yok ki nüfusu 82 milyona doğru giden Türkiye’de de 2 milyon 337 bin kişinin okuyamaması, yazamaması, daha doğrusu bilinçsizce yaşamını sürdürmesi azımsanacak rakam değil.

Dünyada okuma yazma bilmeyenlerin çoğunluğu kişi başına milli geliri düşük, gelişimini tamamlayamayan, aşırı yoksulluk ve açlık çeken Afrika ile Asya ülkelerinde yaşıyor. Hala ormanlarda çağdaşlığa tanık olamamış kabile yaşam sürdüren insanlar var dünyada. Daha geçenlerde, yanılmıyorsam Güney Amerika’da Amazon ormanlarında bu şekilde yaşayan insanların fotoğrafları düşmüştü medyaya. Bu çağda hala bu denli ilkel hayata devam edenlere tanık olmak gerçekten şaşırtıcı.

Son yıllarda UNESCO, eğitimde özellikle kız çocukların, kadınların okur-yazar olabilmesi için atılıma geçse de bu alanda daha çok uğraş verilmesi gerektiğini kendi verileri ile tartışmasız ortaya koydu.

Ulu Önder Atatürk’ün Cumhuriyet döneminde gerçekleştirdiği devrimler sayesinde eğitimde önemli adımlar atan, kadınlara haklar sağlayan Türkiye’de günümüzde 2.5 milyon kişinin okur-yazar olmaması, töre cinayetlerinin artması, maarif sistemiyle sürekli oynanması hiç kuşku yok ki çağdaş yaşamın, ülke gelişiminin önüne konulan engellerdir.

Son yıllarda sıkça yapılan değişiklilikler eğitimin niteliğini artırmadığı gibi, içinden çıkılmaz hale getiriyor. Sistemle sürekli oynamak sınavlar karşısında adeta birer yarış atına dönüşen çocukları bıktırıyor, okula karşı soğutuyor. Eğitim sisteminde neredeyse her yıl değişime gitmekten çocukların ve velilerin başı dönüyor, ne yapacağını bilemiyor.

Çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un göreve başladığından bu yana alanı ile yaptığı açıklamalar, kararlar umut verici nitelikte. Bakan Selçuk’un hiç neden yok ki okullarda kutlanmasından vazgeçilen 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim gibi ulusal bayramları yeniden müfredata alması, yani yeniden okullarda kutlanacak olması yüreklere su serpti, bundan sonraki uygulamaları için umutlandırdı. Hala anlayabilmiş değilim ulusal bayram kutlamalarından vazgeçme kararını.

Koltuğa oturduğundan bu yana söylem ve uygulamalarıyla olumlu sinerji yaratan Bakan Ziya Selçuk’tan “Doğruyum, çalışkanım” diye başlayan “Andımızın” yeniden okullarda okunması yönünde karar almasını, talimat vermesini bekliyor toplum. “Ulusal bayramlar oldu, sıra andımızda” diyerek beklenti içinde veliler.

Yeni Eğitim Bakanı da hoşnutsuz sık değiştirilen eğitim sisteminden. “Eğitim metodunda bilim varsa işe yarar. Dahi, üstün zekâlı insan sayısı bizim ülkemizin nüfusu kadar olan ülkeler var dünyada. Bizim bir şey yapmanın ötesinde kıyameti koparmamız lazım eğitimde. Bizim sivri akıllılara ihtiyacımız var” diyerek sistem değişikliğinden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getiriyor.

Elbette ki, bakanın eğitim alanında bir şeyler yapabilme isteği, iddiası gelecek adına olumlu ve sevindirici. Umarım,  amacını gerçekleştirmenin önüne, yoluna engel çıkartmazlar, aksaksız devam eder.

Çünkü, dar kalıba sığdırılmış, okumayan, sorgulamayan, yazamayan, öz eleştiriye olanak sağlamayan eğitim sistemiyle Türkiye’nin veya bir başka ülkenin çağdaşlık yolunda ilerlemesi olası değil. Böyle devam ederse eğitimde ilerlemez geriye gider, okuma yazama bilmeyenler de çoğalır.

 Onun için rahat bıraksınlar bakanı, istediği yenlikleri gerçekleştirsin, eğitimde beklenen atılımları yapsın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.