Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Sellerden Ders Alınmıyor 

Sağanak yağışın oluşturduğu sel bu kez Trabzon’un Araklı ilçesini vurdu. 3 kişinin ölümüne, 7 kişinin kaybolmasına yol açan sel bölgenin değişmezi oldu.

Karadeniz, küresel iklim, daraltılan dere yatakları ile yaylalara gelişigüzel yapılan kaçak binalara göz yumulmasının bedelini sel felaketiyle ödüyor.

Her yıl, özellikle yaz mevsiminde bölgenin değişik illerinde aşırı yağışın oluşturduğu sel, önüne ne gelirse sürükleyip götürüyor, binalar yıkılıyor, can ve mal kayıplarına yol açıyor.

Kimilerinin bölgenin yazgısı olarak nitelendirdiği selden ne yazık ki Karadenizli gerekli dersi almıyor. O kadar uyarılara,  önlemlere karşın, değişen hiç bir şey yok. İnsanlar yine gür derelerin, ırmakların kıyısına, yamacına ve yağışlara açık tepelere yüksek binaları konduruyor, “Bize bir şey olmaz” tavrı ile inadını sürdürüyor, bildiğini okuyor.

Meydana gelen sel binaları yıkıp, can aldıktan sonra feryatlar çığlıklar yükseliyor. Ama bir işe yaramıyor. Yazık oluyor giden canlara. Aslında bu üzücü olaylar yazgı değil, ihmalkarlığın, yasa tanımazlığın, kuralsızlığın sonucu. Ne yazık ki, Karadeniz halkı, her yıl yaşadığı acı olaylardan çıkarımda bulunmuyor.   

Dere yataklarına yapılan kaçak,  binalar bölgenin her yerini sardı. Batıdan doğuya her yerde görmek olası çirkin yapılaşmayı. Doğu Karadeniz’de daha yaygın faciaya davetiye çıkaran ucube binalar.

Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize ülkenin en çok yağış alan illeri. Rize, yılda ortalama bin 200 kilo yağmur ile rekor kırıyor. Diğer iller de buna yakın yağmur alıyor.  Her an sel felaketi ile karşılaşmak mümkün. Eğer, gerekli önlemler zamanında alınır, dere içine bina yapımı önlenirse can ve mal kayıpları yaşanmaz felaket karşısında.

Elbette ki, doğal felaketlerin ne zaman, nerede, ne şekilde geleceği kestirilemez. Ancak, hazırlıklı olunduğunda, yasa dışı binalardan kaçınıldığında en az zararla atlatılır.

Dere yataklarının yeni imar alanları oluşturma amacıyla bazı belediyeler tarafından daraltıldığı aşikar.Oysa görevleri su yollarını genişletmek, alt yapıları sağlıklı yapmak.  Büyük kentlerde, alt yapıların yetersizliğinden ötürü kısa süreli yağmur hemen sele dönüşüyor.

Kıyıdan yaylalara dek yürümenin bile mümkün olmadığı dik yerlerde ucube binaların varlığı her geçen yıl artıyor. Tümü değil, ama bazı belediyeler kaçak ve tehlike arz eden yapıları görmezden geliyor.

Hiç kuşku yok ki,  dere yataklarına ve  doğa cenneti yaylalarda çirkin ve,kaçak binaların çoğalmasında çeşitli dönemlerde çıkarılan  imar barışı yasaları da etkili oluyor. Aslında yasalar aracılığı ile kaçak bina sahipleri bir anlamda ödüllendiriliyor,  cesaretlendiriliyor.

Turizmin göz bebeği, dünyaca ünlü Ayder, Uzungöl, Kümbet, Çambaşı ve Sis Dağı’nda rant uğruna imara aykırı yapılan kaçak binalarda ürkütücü boyutta artış var. Yaylaların yeşili hızla yok olmaya doğru evriliyor. Bu çirkinliğe “dur” demenin zamanı çoktan geçti bile.

Eğer doğa ile bu kadar oynar, özgün yapısını bozarsanız intikamını da kaçınılmaz olarak selle alıyor.

Kısaca, 21. yüzyılın en büyük tehdidi küresel iklimle birlikte, yaylalara ve dere yataklarına kondurulan kaçak binaların çoğalması, alt yapıların yetersiz oluşundan ötürü sel her yıl Karadeniz’i vuruyor.

Ne var ki, yaşanan felaketlerden hiç ders alınmıyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.