sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Siyasetin Dili Sertleşiyor

Yerel seçimlere kalan sürenin boyu kısalırken, siyasetin dili giderek sertleşiyor.

Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan her seçimde olduğu gibi 31 Mart için de erkenden sahaya inerek seçmenin karşısına çıktı.  Çeşitli açılışlar ve illerde gerçekleştirdiği mitinglerde sert  sözlerle CHP Genel Başkanı’na yükleniyor.  Aynı sert söylemleri henüz alanlara çıkmayan,  ana muhalefet lideri kapalı salon toplantılarında ve grupta yaptığı konuşmalarla Erdoğan’a yöneltiyor.

Kuşkusuz, seçimlerde işbaşındaki partinin lideri ile ana muhalefet partisi başkanının karşılıklı eleştirilerde bulunmaları, söylemlerde bulunmaları son derece doğal. Türk demokrasi tarihine baktığımızda özellikle Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit’in birbirlerine yüklendiklerine çok tanık oldu Türkiye. Ancak, karşılıklı salvolarda birbirlerine yönelik incitici, kırıcı ifadelerden kaçınıyordu her ikisi rahmetli olan Demirel ile Ecevit.

Günümüze ise iktidar ile ana muhalefet liderlerinin sözlerinin dozajının bir hayli sert olduğunu görüyoruz. Oysa, bir seçim yapılacak, seçmenin tercihi ile yeni Belediye Başkanları belirlenecek. Sonuçta seçmenin tercihine her parti ve lider saygı gösterecek. Ne gerek var bu sözlere. Bu denli sert ve incitici bir dil kullanılmasından seçmenlerin büyük çoğunluğunun rahatsız olduğunu düşünüyorum. Öyle anlaşılıyor ki, Kemal Kılıçdaroğlu’nun sahalara inmesi ile karşılıklı salvolar daha artacak.

İttifakın büyük ortakları sert söylemlerde bulunur da küçük ortaklar onlardan geri kalır mı? Zaten kalmıyorlar da.

Geri kalmadıkları, Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Millet İttifakı’nın diğer paydaşı İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in konuşmalarında, açıklamalarında net olarak görülüyor. Umarım tüm liderler bundan sonra yapacakları mitinglerde daha hoş görülü, yapıcı dil kullanırlar. Ülkemizin daha çok hoşgörüye, yapıcı dile ihtiyacı var.

Bu arada adaylarını saptamada epey geç kalmakla suçlanan CHP’de sular bir türlü durulmuyor.  Adayların açıklanmasının ardından seri şekilde gelen istifalar parti yönetimini pek etkilememişe benziyor. Oysa, Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Kesimoğlu, Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Marmaris Belediye Başkanı Ali Acar, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ile adaylık beklentisinin boşa çıkmasının ardında DSP’den Şişli’ye aday olan Mustafa Sarıgül’ün çevrelerinde  kuvvetli oy potansiyeline sahip olduğu yadsınamaz.  Yine Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı yarışına DSP’den katılacak Celal Doğan’ın bölgede sevilen, seçmenin ilgi göstereceği bir isim olduğunu belirtmekte yarar var. Bu isimler DSP’nin adayları olarak bir anlamda CHP ile yarışacak.

Genel Başkan Yardımcıları Seyit Torun ile Oğuz Kaan Salıcı’nın tabanın taleplerini ve objektif ölçütleri dikkate almadan, kendilerine yakın isimleri aday olarak belirlediği, Muharrem İnce taraftarlarının dışlandığını savunan parti içi muhalefet, olası bir başarısızlığın bir bedeli olacağını ifade ediyor. Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın bir isim olan Akif Hamzaçebi’nin Genel Sekreterlik görevinden istifa etmesinin iddiaları haklı kılıyor gibi. Bu görüşlere TBMM Grup Başkanvekili Engin Altay’ın da katılması hayli anlamlı.

Muharrem İnce, Umut Oran, Aziz Kocaoğlu gibi muhalefetin başını çeken isimlerin tepkilerini içine atarak parti disiplini adına yurdun dört bir yanında seçim çalışmalarını yürütmeleri son derece doğal. Zaten olması gereken bu. Eğer bir hesaplaşma olacaksa onun zamanı yerel seçim sonrası.

Eğer, 31 Mart akşamı başarısız bir sonuç ortaya çıkarsa yine bir olağanüstü genel kurul bekliyor CHP’yi. Olası genel kurulda bu kez salt Muharrem İnce değil, diğer sürpriz isimler de Genel Başkanlığa aday olabilir. Hatta Kemal Kılıçdaroğlu’na çok yakın olan Grup Başkan Vekili Özgür Özel’in adı bile gündemde dolaşıyor. 

 Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya ve Adana’yı CHP kazanırsa Kılıçdaroğlu,  elini daha da güçlendirir, muhalefetin etkisini olabildiğince etkisizleştirir. Tabii bu senaryoların hangisinin gerçekleşeceğini 31 Mart sonrası göreceğiz. Sahi aday belirlemekte geç kaldığı öne sürülen Kılıçdaroğlu, sahaya inip hala neden seçmenin karşısına çıkmıyor?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.