Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Türk-İş genel kuruluna doğru…

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) 23. olağan genel kurulu 5-7 Aralık tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek.

1 milyonu aşkın üyesi ile Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olan Türk-İş genel kurulunda 301 delegenin oy kullanacağı seçimde mevcut Genel Başkan Ergün Atalay’ın listesinin kazanması olası.  

Atalay’ın Ağustos ayında 200 bin kamu işçisi adına bağıtlanan toplu iş sözleşmesi imza töreninde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a, “uzasa işi karıştıracağız, en azından kapattım böyle” ifadesi emekçiler ve kamuoyu tarafından tepki ile karşılanmıştı.  Genel Kurulda hem bu sözlerinden hem de talep ettiğinin altında yüzde 8+4’lük zamma imza atmasından ötürü Ergün Atalay’ın muhalif sendikalar tarafından yoğun eleştirileceği aşikâr.

Genel Kurulun bir diğer önemli gündem maddesi muhalif sendikalardan Tek Gıda-İş Sendikası’nın daha önce aldığı, “Türk-İş’ten ayrılma” kararı. Sendika genel kurulunda Türk-İş’ten ayrılma yönünde karar alınırken, hayata geçirilmesi Yönetim Kurulu’na bırakılmıştı.  Kuşkusuz, karar, hukuki yanı ile Türk-İş Genel Kurulu’nda tartışılacak. Zaten gündemde buna ilişkin madde bulunuyor.   Tartışmaların ardından Tek Gıda-İş’in durumu, yani Türk-İş içinde kalıp kalmayacağı netlik kazanacak.

Konfederasyon içindeki muhalif sendikalar Tek Gıda-İş, Belediye-İş, Kristal –İş, Deriteks, Tez Koop-İş ve TÜMTİS tarafından Ergün Atalay’ın karşısına yönetim listesi çıkarılması kuvvetle muhtemel. Ancak, delege sayılarının az oluşundan ötürü kazanma şansları az.

 Aslında, çalışan sayısı karşısında üye sayıları düşük olan sendikaların bu olumsuzluğu masaya yatırarak  çözüm bulmaları, ortak noktada buluşmaları gerekiyor. Genel Kurulda “sen-ben” kavgasından uzaklaşarak ‘daha fazla işçiyi nasıl üye yapabiliriz’e kafa yormaları, emekçinin yaşadığı sıkıntıları ortadan kaldırmaya yönelik çözümler üretmeleri öncelik olmalı.

Ülkemizde sendikalaşma oranı yüzde 13. 76 ile Avrupa ülkelerinin hayli gerisinde.  Sendikalı işçilerden ancak yüzde 7’si toplu iş sözleşmesinden yararlanıyor. Yani, emekçiler sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi hakkından yoksun. Aslında üzerinde durulması gereken ana başlık bu olmalı genel kurulda.

Daha önce 1 milyonu aşkın kamu işçisi adına toplu iş sözleşmesi görüşmelerini yürüten Türk-İş, günümüzde ancak 200 bin emekçi adına sözleşme bağıtlıyor. Kamu işletmelerinin hoyratça özelleştirilmesi sonucu kan yitiren, amaçlanan düzeyde büyüyemeyen sendikalaşmanın bugünkü olumsuz tablonun oluşmasında, işverenlerin katı tutumu, işçide oluşan “işten atılırım” korkusu, düşük oranlarda bağıtlanan sözleşmelerden ötürü sendikalara karşı oluşan olumsuz algı önemli rol oynuyor. Emekçinin kafasındaki kaygıyı, algıyı giderme görevi sendikalara düşüyor.

Sendikalar, demokrasinin “olmazsa olmaz “ kurumlarıdır. Emekçi örgütlerinin güçlü olduğu ülkelerde demokrasinin çıtası yükselir, işçiler, patronların iki dudağından çıkacak sözle değil,  toplu iş sözleşmesi ile alın terinin gerçek hakkını alır. Sendikalar, çıkar yarışını bir yana bırakarak, aidatını aldığı emekçinin kazanımı için mücadele etmeli. Türk –İş Genel Kurulu’na kısır iç tartışmalardan çok emekçinin sorunları ve çözüm yolları damga vurmalı.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.