sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Şükrü  Karaman

Şükrü Karaman

Unutulmaz sendikacı

Türkiye, onu 1991 yılında madencilerin Ankara yürüyüşü ile tanıdı.

Genç ve kararlı duruşu, işçi haklarından ödün vermeyen tavrı, emekçiler üzerinde yarattığı coşku ile Türk sendikacılık tarihine adını yazdıran az sayıdaki sendikacılardan biri idi.  4 Ocak 1991’de Yıldırım Akbulut’un Başbakanlığı döneminde toplu iş sözleşmesinin uyuşmazlıkla sonuçlanarak grev kararı alınması üzerine on binlerce yer altı maden emekçisini arkasına alarak Zonguldak’tan Başkent Ankara’ya yürüyüş başlatan liderdi.

Emekçilerden aldığı güç ve destekle yürümeye başlayan, alın terinin hakkını son kuruşuna kadar almaya kararlı olan genç sendikacı Genel Maden-İş Genel Başkanı Şemsi Denizer idi.

Tek amacı sorumluluğunu omuzlarında hissettiği, yerin yüzlerce metre altında kazma sallayan, saatlerce gün yüzü görmeyen emekçi kardeşlerinin hakkını korumak, evlerine helalinden para girmesini sağlamaktı. Dönemin Türk-İş Genel Başkanı Şevket Yılmaz’ın karşı çıkmasına karşın,  zor koşullarda kırıp dökmeden  gerçekleştirdikleri yürüyüş Türkiye’nin yanı sıra dünyada da ilgi ile izlenmişti.

Amaç, Çankaya Köşkü’ne kadar yürüyerek Cumhurbaşkanı Turgut Özal görüşerek sonuç almaktı.  Çankaya Köşkü’ne ulaşılmasa da çeşitli engellere rağmen Mengen’e kadar gerçekleştirilen “Büyük Madenci Yürüyüşü”  çalışma yaşamının unutulmazları arasında yer aldı. Hiç kuşku yok ki, büyük yürüyüş Türk sendikal hareketine genç, idealist, emekçinin güvenini kazan bir sendika liderini, Şemsi Denizer’i kazandırdı. Kimileri ona bu yürüyüşten ötürü Polonya işçi lideri Lech Wallesa’yı hatırlatarak “Yerli Wallesa”  adını taktı.

Daha sonra seçildiği Türk-İş Genel Sekreterliği görevinde de emekçilerin kazanımları için yoğun mücadele verdi. Kamu sözleşmelerinde etkin tavır takınarak, daha fazla ücret, daha iyi sosyal haklar alabilme adına epey koşuşturdu.

Anadolu Ajansı’nda çalışma yaşamı muhabirliğim döneminde yakından tanıdığım Şemsi Denizer, sözünün eri, güvenilir, işçiyi satmayan karakterde bir sendikacıydı. Aramızda oluşan dostluktan ötürü, sayesinde çok atlatma habere imza attım. Tabii ki güvenini kazanmıştım. Hiç unutmam hükümet ile kamu toplu iş sözleşmelerinin yürütüldüğü bir dönemde uzlaşmaya varıldığı haberini önce bana iletmişti. Alınan zam miktarını öğrendikten sonra acele şekilde flaş olarak ajansa geçmiştim. Oysa, diğer gazeteci arkadaşlar olandan bitenden habersizdi. Onlar hala toplantının sonuçlanmasını bekliyordu.

Geçtiğim haber üzerine haber merkezleri o arkadaşları arayarak sözleşmenin sonuçlandığını bildirerek, adeta fırça attılar. Gazeteci arkadaşların bana yönelik şaşkın ve bir o kadar öfkeli bakışları hala gözlerimin önünde. Ne var ki gazeteciliğin, atlatma haberin kuralı bu idi. Şimdi atlatma haberler hak getire. Artık bültenlerden, yazılı açıklamalardan emek harcanmadan haber üretiliyor.

Dedim ya, Şemsi Denizer’in dostluğu, güvenirliği  bir başka idi. Eğer o da size güveniyorsa sorun yaşanmaz, sizi satmazdı.

Acı bir olay sonucu aramızdan ayrılalı 20 yıl oldu. 6 Kasım 1999’da Zonguldak’ta silahlı bir saldırı sonucu yaşamını yitirdi.  Belki özel yaşamı ile magazin basının gündemine çok düştü, yazıldı, çizildi. Ancak, emekçi hakları için mücadelesi, “Büyük Madenci Yürüyüşü”nün önderi olması onu hiçbir zaman unutturmayacak. Günümüze baktığımızda yokluğu daha çok hissediliyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.