Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
TOLGA TIKIÇOĞLU

TOLGA TIKIÇOĞLU

Bakış Açısı

 

       Hangi mesele olursa olsun objektif değerlendirme ve yorumlama mekanizmasını bir türlü zihnimizde kuramıyoruz. Bütün vücuda sirayet etmiş bir hastalık gibi sarmış bizi. İnsanı sarmış, insanlar yığın olmuş, yığınlar tek ses, tek slogan.

        Yine yapacağımızı yaptık ve bir dış politika meselesinde bile iç siyasi bakış açımızla, kendi at gözlüğümüzden olayları değerlendirmeye başladık.

         Şimdi de er meydanına iki cengâver çıktı: Biri “İran’daki olaylar üst aklın oyunudur, dıştan tezgâhlanan bir meseledir, bunlar isyancıdır” vs. filan. Diğeri “Bunlar ezilmiş bir halkın isyanıdır, oradaki yönetim totaliterdir, teokrattır. Devrimden sonra rejim, halkı ile bir türlü barışamadı, bu kalkışmayı destekliyorum” vs.

          Yahu tamam anladık biriniz sağdan biriniz soldan bakıyorsunuz. Kiminiz “Gezi Olayları”na benzetiliyor diye rahatsız olup hükümete toz kondurmamak adına İran`ı okumaya çalışıyor, sokağa çıkanı terörist ilan ediyorsunuz -enteresan- kiminiz de hükümete alerjiniz olduğu için “Bakın onlar da bunlar gibi.” mantığını kafanızda kurup sokağa çıkanlara aferin çekiyor, “Böyle devam ederseniz sonunuz İran gibidir.” mesajını vermeye çalışıyorsunuz.

           Valla bravo! Çekin İran silahını, doğrultun sizin gibi düşünmeyenlere; sırf x partili olduğunuz için toptan yuhalayın, ya da sırf y partili olduğunuz için toptan sahip çıkın. Sosyolojik vaka konusu olabiliriz böyle giderse.

           Evet hiçbirimiz Orta Doğu uzmanı değiliz, kimse bizden üst düzey bir şey beklemiyor zaten. Ancak uzman olmak ile at gözlüğüyle bakmak arasında bir şey var: Meseleleri, elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda okumak ve anlamaya çalışmak.

           Mesela, İran`a uygulanan ambargo nedeniyle son 5-6 yılda milli gelirin yarı yarıya azaldığını, ya da İran`a yönelik büyük biraderlerin tehditleri nedeniyle İran’ın, ablukaya alınma korkusu olduğunu, bunu kırmaya yönelik de Suriye, Irak ve Lübnan gibi ülkelerde kendilerine saha açmaya ve ülkelerini uzak mevzilerde savunmaya çalıştıklarını biliyor muyuz?

         Dış politika böyle iken, uygulamaya yönelik olarak mecburen kaynakların neredeyse yarısının savunma bütçesine ayrılması zorunluluğu.

         Ambargo nedeniyle yarısı eriyen bir milli gelir, üstüne de İran`ın kendini savunma siyasetinin neticesi olarak kaynaklarının önemli bir kısmını aktarması da eklenince, ülkedeki insanların fakirleşmesi kaçınılmazdır. Ki bu durum böyle olmuştur. Kaldırın ambargoyu, tehdit etmeyin bu ülkeyi, bakın isyan çıkıyor mu? Unutmayın ki devrimleri aç insanlar yapar!

         Ülkedeki işsizlik %12 ve sokağa çıkanların çoğu yirmiş beş yaş altı gençler.

         Peki hırsızın hiç mi suçu yok? demişti Nasrettin Hoca. Var tabii, olmaz olur mu!

          Ülkede baskıcı bir yönetim, kendi ideolojisini bütün tabana yayan ve devrim muhafızlarının Azrail gibi ortalıkta gezdiği bir ortam. Baskı, rüşvet, yolsuzluk vs.

           Mesele bu nedenle sosyo-ekonomik bir durum.

            ABD ve İsrail bu meselenin neresinde? Onlar için gün doğdu, vurabildikleri kadar vuruyorlar şimdi. Fırsatçı akbabalar gibi, gökyüzünde tur atıyorlar.

            Efendim dış güçler sokağa salmışmış. Hadi oradan!

            Netice: Güzel bakana “güzeldir”, kötü bakan “kötü” . Bırak sen bakmayı, bakmakla görmek arasında fark vardır. Görmeye çalış, dene, düşün.

            Ha bir de unutma ki: İran kalesi yıkılırsa sonraki hedefte Türkiye vardır!

        

        


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.