Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
TOLGA TIKIÇOĞLU

TOLGA TIKIÇOĞLU

Bir güne sığmayan iki acı

        Sağ partiler, demokrasiyi, seçmen çoğunluğunun aritmetik toplamına “Milli irade” adı vererek, bu çoğunluk iradesini demokrasi diye sunuyor. Oysa “Milli irade” ancak ve ancak, bir ülkede yaşayan bütün insanlara söz ve örgütlenme hakkı verince bir anlam kazanır. Yine “Milli irade” ancak temek hak ve özelliklerin bütün güvenceleri ile tanındığı düzenlerde bir anlam ifade eder.

        Sol partilere örgütlenme olanağı verme, bir seçim yap, “Bu milli iradedir” de ve bu iradeyi savun… Olmaz!

        Demokrasi çok boyutlu bir kavramdır. Demokratik bir toplumda sermaye kesimi hangi koşullarda örgütleniyorsa, emek kesimi de aynı biçimde söz ve örgütlenme haklarını kullanabilmelidir. Sağ ve sol partiler, ancak böyle bir düzende gerçek tabanlarına oturabilirler.”

          Evet, günümüzde birçok siyasi tarafından tartışılan ve hala da tam olarak neticelendirilememiş bir konu yukarıda yazılan. Sol ve sağ partilerin yaklaşım tarzları ve siyasi anlayışlarının bir takım çıkmazları olarak da belirtilebilir.

          “Ne kadar da gerçekçi ve isabetli tespitler.”, diye düşünmeden edemiyoruz. Peki bu yazı ne zaman yazılmıştır? Türkiye`nin hangi siyasi döneminin kaleme yansımasıdır?

           Şaka değil, yukarıda yazılanlar Aralık 1983`teki bir köşe yazısının ufak bir parçasıdır. Yani günümüzden tam otuz beş yıl önce Uğur MUMCU tarafından kaleme alınmıştır. (Devrimci ve Demokrat kitabı, s. 72-73)

            Kitap köşe yazılarından derleme olduğu için kaynak olarak onu verdim, kafa karışıklığı olmasın.

        Bundan yirmi beş yıl önce 24 Ocak`ta hain bir pusu nedeniyle kaybettik kendisini. Geçtiğimiz gün yurdumuzun birçok yerinde her yıl olduğu gibi yine andık.

         Sizi bilmem ama ben onun yazılarını okuduğumda ne kadar büyük bir gazeteciyi kaybettiğimizi bir kez daha anlıyorum. Çünkü Mumcu, salt olarak gördüğü ve doğru olduğunu düşündüğünü yazan değil, aynı zamanda ülkenin o dönemlerdeki siyasi atmosferi altında, açık yüreklilikle ve cesurca olayların üzerine giden ve kimsenin sözcüsü olmadan, sadece ve sadece doğruları yazmaya çalışan, bu ülke için kalemini oynatan dürüst ve onurlu bir gazeteci idi.

         Yalanları ve iftirayı yayma rolünü üstlenen sıradan gazeteciler gibi değildi. Günümüzdeki birçok gazeteci gibi aklını ve vicdanını bir takım gruplara teslim etmiş biri de değildi.

           CIA-MOSSAD-Barzani ilişkisine ilk değinen cesur gazeteci idi ve aslında bu konunun onun başına bela olacağını da biliyordu. Yine de yılmadı.

           Bu konu nedeni ile de üst akıl tarafından hain bir suikasta kurban gitti. Ondan geriye kalanlarla yaşamaya çalışıyoruz. Her 24 Ocak`ta aslında onunla bir kez daha ölüyoruz.

           Sadece Mumcu`yu anmıyoruz o günde. Bir diğer değerli insanımız da 24 Ocak 2001`de yine hain bir suikasta kurban giden Diyarbakır emniyet müdürü Gaffar Okkan.

            Tam bir efsane. Görev yaptığı dönemde tüm Diyarbakır halkı tarafından sevilen, sayılan ve statlarda kendisine tezahürat yapılan bir emniyet müdüründen bahsediyoruz. Normalde gördüğümüz bir manzara değildir. Ki Okkan`ı farklı yapan da zaten budur.

            Sevginin her şeyin üstesinden gelebileceğini ve önyargıları bir balyoz gibi yıkabileceğini tüm ülkeye öğretmiştir.

            İki adet otomobil ile görevlendirdiği kadın polislerin, sokak sokak gezerek kimsesiz çocuklara ve yaşlı kadınlara yardım etmelerinden tutun da esnafla ve mahalleli ile iç içe yaşayarak, onların dertlerine derman olarak tüm anlayışları yıkmasına kadar…

          Diyarbakır`da Hizbullah`ı çökerten kahraman, yine kuvvetli şüphe ile Hizbullah tarafından bir sokakta haince çapraz ateşe tutularak şehit edilmiştir.

          Şehir halkı ardından gözyaşları dökerek onu uğurlamış ve ondan sonra da bir daha hiç unutmamıştır. Binlerce çocuğa Gaffar adı verilmiştir.

          Ülkemizin içinden geçtiği şu sancılı süreçte Mumcu ve Okkan gibi akıl ve vicdan sahibi insanlara çok ihtiyacımız var. Kendilerine bir kez daha Allah`tan rahmet diliyorum.

           Daha birçok şey yazılabilir ama bir sayfaya iki büyük acı ancak bu kadar sığıyor.

          Aslında sığamıyor…

          

 

          


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?