Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
TOLGA TIKIÇOĞLU

TOLGA TIKIÇOĞLU

İki kavram arasında

  Geçenlerde bir dostumdan sitem dolu bazı sözler işittim. Ordu’daki iş istihdam alanının darlığı bir yana, iş başvurusu yaptığında genelde olumsuz netice aldığını söyledi, ardından şunu ekledi: “İnan var ya, eğer bir torpilim ya da elimden tutan bir büyüğüm olsa hemen işe girerdim, artık piyasa böyle olmuş, adamın yoksa kimse seni tınlamıyor.”

        “Haklısın, maalesef durum böyle” demekten başka bir şey gelmedi aklıma. Daha sonra düşündüm de hakikaten toplumumuzda bunun ne kadar yaygın ve kabul edilmiş bir gerçek olduğunu, çoğu insanın artık bu duruma alıştığını ve meselelerin bu şekilde halledildiği algısının iyice yerleştiğini fark ettim.

        Peki bu ne kadar normaldir? Bizim normal olarak gördüğümüz bu durumun aslında ne kadar trajik ve toplumsal güveni, liyakati baltalayan bir olgu olduğu gerçeğini ne zaman tam olarak görüp, ne zaman gerçek manada sesimizi çıkaracağız?

        Sadece istihdam meselesinde değil, aslında birçok konunun bu şekilde yürütüldüğünü görüyoruz; ihaleler, işler, projeler…

        Yukarıda bahsettiğim duruma bilimsel manada “Nepotizm” diyoruz. Akrabaların, yakınların ya da aynı fikirde olanların kayırılması, öncelik verilmesi; iltimas ya da kayırmacılık.

        Bu şekilde oluşturulan kadrolar hiçbir zaman verim getirmez ve nitelikten uzak, kalitesi düşük bir görüntü ortaya çıkar. Yeterli insanların yerine getirilen bu kişiler, beraberinde de kurumsal ve toplumsal çöküntüyü getirir.

        Çevremize bakıyoruz mesela, hayatımızı düzenleyen ve idame etmesine vesile olan kurumlara göz atıyoruz; eğitime göz atıyoruz, diğer hizmetlere; en küçük birimden en büyüğüne kadar.

         Nepotizm’i ve yer işgalinin en bariz yansımalarını hemen hemen her gün etrafımızda görebiliyoruz. Kokuşmuşluk ve verimsizlik, çöp yığınları gibi gözlerimizin önünde.

        Sonra da dert yanıyoruz! Şu kurum böyle kötü, burası şöyle kötü vs. E peki, bizi bu hale getiren zaten kendimiz değil miyiz? Bunu bir gözden geçirelim.

        Gelelim madalyonun ters yüzüne:  Bir de maalesef toplum olarak pek beceremediğimiz ancak gelişmiş ve sistemi oturtmuş ülkelerde gördüğümüz ve “Keşke bizde de böyle olsa.” dediğimiz duruma.

         İnsanların beceri ve bilgisine göre kademelerde yer aldığı, kayırmacılık denen algıya taban tabana zıt olan ve işi bilen kişilerin yönetimde, özellikle kamuda yer almasıyla toplumsal refahın sağlandığı, devletin daha sağlam ve kaliteli hizmet sunduğu olgusu.

          Her ne kadar bir “yönetim modeli” olarak da düşünülmüş olsa da, gelişmiş ülkelerin kendi sistemleri içinde benimsediği, hayata geçirdiği “Meritokrasi” kavramı. Liyakata dayalı düzen!

           Özlem duyuyoruz, olmasını istiyoruz ama hep bir “ütopya” olarak zihnimizde kalıyor. Aslında en başta kaybediyoruz; kendimize inanmayarak. Toplum mazoşizmin dibini yaşıyor.

          Emin olun bize uzak bir kavram değil; zira Osmanlı bunu çok güzel hayata geçirmişti; “devşirme sistemi”, “loncalar”, “yeniçeri yetiştirilmesi vs.” Peki bu dizaynı zamanla ne bozdu?  Yavaş yavaş yerini Nepotizm’e bırakması.

Tarihe bakıyoruz, geçmişi okuyoruz. Nasıl eridiğimizi, kayırmacılığın bizi nasıl tükettiğini öğreniyoruz; ders almıyoruz.

          İşte toplumsal olarak aşamadığımız ve bu iki kavram arasında sıkışıp, doğru olanı tercih etmeyi bir türlü beceremediğimiz gerçeğimiz.

          Beyler, hanımlar! Doğru olanı sağlamadıkça, daha çok dert yanarız,  “Atalarımız ne muhteşemdi.” türküleri söyleriz. Anılarda yaşar, eskiden bir türlü kurtaramayız zihnimizi.

          Bir zamanlar diz çöktürdüklerimizin karşısında diz çökmeye ve dizlerimizi ağrıtmaya daha çok devam ederiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Alperen Çağrı Güler Alperen Çağrı Güler 27.03.2018

Yazılarını ara ara takip ediyorum. Kültürel zenginlikleri korumanın yanında bu değerleri bilmekte çok önemli diye düşünüyorum.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?