Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
TOLGA TIKIÇOĞLU

TOLGA TIKIÇOĞLU

Kaygı Verici

 

        Gündemimiz o kadar yoğun ki insan bazen hangi konuya değinsem diye oturup düşünüyor. Tabii anlayabildiği ve yorumlayabildiği ölçüde. Şimdi de gündem, çıkarılan “696 sayılı KHK’nın 121. maddesi” ile çalkalanmaya başladı. Hatta öyle böyle değil, eski CB Abdullah Gül ve bazı hükümet yanlısı hukukçular da çekincelerini dile getirdiler. Bunun üzerine de, Gül`ü hedef alan söylemler oldu. Bu tartışma alevi hemen sönmeyeceğe benziyor.

         Hukukçu değilim, işin teorik kısmını da bilmem. Ancak ortada somut bir gerçek var: Uzun uzun maddeyi yazmaya lüzum görmüyorum, isteyen araştırıp bulabilir. Maddedeki asıl önemli cümle ise “terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması” kısmı. Bunları bastıran sivillere muafiyet vaat ediyor.

          Bunun sakıncalı olduğu hususu birçok hukukçu tarafından dile getirildi bile. En çok dikkatimi çeken ise şu yorum oldu: “ İşlenmiş suçtan dolayı af çıkarılabilir. Ama gelecekte işlenecek suçlardan dolayı sorumluluk doğmayacağı yönünde hukuki düzenleme yapılamaz. Kimse böyle bir düzenleyemeye dayanıp işlediği suçun sorumluluğundan kurtulamaz.” demiştir, hukukçu Adem Sözüer.

          Gerçekten de tuhaf bir madde. İnsanın aklına birçok şey gelmiyor değil hani!

          Ülkemize bakıyoruz, etrafımızda yaşayan insanlara… Parti sevdası duygusu gittikçe sivrileşiyor, sivrileştikçe batıyor sağ sola. İnsanlar partili değil taraftar olmuş. Sloganlar kin ve nefret kusuyor. Takım tutar gibi bakıyoruz meselelere, bizim takımı tutmayanı eve sokmuyoruz. “Bizden” ve “onlardan” olmuşuz. Tribünler dolu, sahaya meşale atıyoruz. Attıkça ve çoğalttıkça alevleri, sevgimizi daha çok gösterdiğimizi sanıyoruz. Yargısız infazcılar kol geziyor.

          Ülkenin siyasi atmosferi böyle, çıkan KHK ortada.  Bir de şunu eklemek istiyorum: Darbe girişiminden sonra tuhaf bir dernek kuruldu, adı “HÖH”. Yani “Halk Özel Harekat” demek anlamı. Verilen son rakamlara göre otuza yakın şehirde dernek kurup örgütlenmişler.

        Peki kim bunlar?, Ne iş yaparlar vs. diye kendi kendime sorup, biraz bilgi edindim. Milli birliğin ve beraberliğin sağlanması için vatanseverler tarafından oluşturulmuş milli bir oluşum olarak açıklıyorlar kendilerini.

         İyi tamam güzel de, peki paylaşılan videolar ve fotoğraflarda yer alan silah ve mühimmatlar neyin nesi? Kimi kimden koruyacaklar? Bu faal dernek bildiğimiz “Paramiliter” bir kuvvet değil mi?  Asker ve polisimiz yetersiz mi kalıyor acaba?

          Dernek başkanı “Cihad” için savaştıklarını beyan ediyor. Başka bir paylaşımında da, “Tencere tavacı sokağa çıkmış, gönüllü vatanseverler olarak bu densizlerin karşısında, mehter marşı eşliğinde yerimizi alacağız.”

ifadesi yer alıyor.

           Kim bu tencere tavacılar? Bu ülkede yaşayan insanlar. Bir şekilde tepkilerini dile getirenler. Eleştirirsin, doğru bulmazsın o ayrı. Varsa kamuya zararı olan, yargılarsın. Peki, durumu meydan savaşına getirme noktası ne oluyor?

           Şimdi konuyu toparlıyorum: Bir tarafta muğlak ifadeler içeren, net olmayan ve geleceğe yönelik olarak, teröre karşı koymada sivillere koruma veriyormuş algısı yaratan bir KHK, bir yanda dernek adı altında birçok ilde örgütlenen ve silahlı görüntüler vermekten çekinmeyen bir oluşum. Tencere tavacı diyerek, belli kitleyi hedef tahtası olarak koyan…

            Hadi diyelim ilerde Gezi benzeri bir durum oldu. Maddedeki muğlaklık ortada kalmaya devam ederse ve bir takım gruplar bunu kalkan olarak kullanmak isterse ne olacak?

            Düşünmek dahi istemiyorum… 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.