Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
TOLGA TIKIÇOĞLU

TOLGA TIKIÇOĞLU

Mevcut durumun devamı kime yarar?

          Ülkemiz, daha doğrusu tüm gündemimiz önümüzdeki erken seçime odaklanmış durumda. Geçtiğimiz şu haftada tüm adaylar netleşti. Görünen o ki 24 Haziran`daki seçim oldukça renkli olacak; Zira birçok yeni ismin katıldığı gibi çatı adaydan ziyade altı aday birden seçilmek için kulvara girecek. Bazıları için yeterli imza toplanırsa tabii.

           Her adayın kendine göre iddiası var. Muhalefet kısmındaki en etkili isim ise kanımca Muharrem İnce. İsmi açıklandıktan sonra yaptığı konuşma milyonlarca kişi tarafından umut olarak algılanmış kanaatindeyim. Ana muhalefet olan CHP, iktidarın en yakın takipçisi konumunda bilindiği gibi. CHP açısından İnce, değişim talep edenlerin ortak temsilcisi olarak seçildi.

            Bunların dışında Akşener`e de umut bağlayan milyonlarca seçmen olduğu aşikar; Çünkü gelinen on altı yıllık süreçte, vatandaşlarımızın bir kısmı gerçekten değişim/dönüşüm, yani taze kan istiyor. Yeni kurulmuş olan İYİ Parti`nin kısa sürede bu kadar popüler hale gelmesinin iki nedeninden biri budur: İnsanların yeni ses ve yeni kişiler görmek istemesi. Diğer husus ise muhalefetin etkisiz kaldığı düşüncesidir.

             Muhalefet karşısında ise siyasetin en güçlü ismi olan CB Erdoğan var. 2002`den bu yana gelinen süreçte, Ak Parti hareketinin, ülkemizde bulunan muhafazakar seçmenin -çoğunun- temsilcisi on altı yıldan bu yana kendisidir. Onu ayakta tutan seçmen, bu siyasi statükonun, yani mevcut durumun devam etmesinden yana. Tüm ekonomik bozukluklara, iç ve dış politikadaki sıkışmışlık ve sosyal problemlere rağmen, seçmeni kendisini destekleyecek gibi görünüyor. Ama ne kadarlık bir kısmı? İşte önümüzdeki süreçte asıl belirleyici olan husus budur. Seçmeni, tüm bunalımlara rağmen arkasında duracak mı, statükonun devamını sağlayacak mı? Kilit nokta tam da burası. MHP desteği de göz ardı edilmemelidir elbet.

              Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda kabaca iki tür seçmen ortaya çıkıyor: Bunlardan bir tanesi değişim isteyen taraf, diğeri de durumun devam etmesinden yana olan taraf.

               Peki mevcut durumun devam etmesi kime yarar? 25 Haziran sabahı uyandığımızda hangi kişinin bize liderlik edeceğini bilmiyoruz, ancak nasıl bir Türkiye`nin bizi beklediğini biliyoruz.

               Şöyle ki: Herhangi bir ülkenin insanlarının huzuruna, yaşam kalitesine, eğitim kalitesinden tutun da mutluluğuna kadar belirleyici olan faktörlerin başında ekonomi gelir. Eğer ekonominiz iyi ise, insanlar hükümetleri tutar, hükümetler de işlerine bakar ve bu şekilde karşılıklı olarak durum sürer gider.

               Ülkemizde ise bu işler tam da böyle olmuyor maalesef. Parti tutmak ile ülkenin durumunu düşünmek söz konusu olduğunda, seçmen olarak duygusal davranıyoruz. Duygusal davrandığımızda da olumsuzlukları görmediğimiz gibi değişim talep edemiyor, “Kötü de olsa ben onlardanım.” gibisinden yanlış bir anlayışın kurbanı oluyoruz.

               Ekonomik faktörün bu kadar etkili olduğu bir çağda, gelin hep birlikte bazı rakamlara göz atalım. Her vatandaşın anlayacağı şekilde bazı bilgiler vereceğim: Öncelikle ülkemizdeki enflasyon oranının %10 gibi yüksek bir oranda olduğunu ve çift haneden mutlaka düşmesi gerektiğini unutmayalım. Kaldı ki OECD ülkeleri arasında en yüksek enflasyon oranına sahip ülkeyiz.

Bunun dışında tüm dünyada en fazla değer kaybeden paraların başında lira geliyor; Mart ayı rakamlarına göre Lira, ‘gelişmekte olan ülkeler kategorisinde’ dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimi. Geçtiğimiz günlerde Mehmet Şimşek`in açıklamasını hatırlayalım: “Liranın bu kadar değer kaybedeceğini tahmin etmemiştik.”

               Doların da 4 liranın üzerinde seyrettiği ve bu artışın ülkenin belini büktüğü, her şeyin zamlanmasına sebep olduğu, doların düşmeyeceği, bu yükselişin önümüzdeki süreçte de devam edeceği biliniyor.

              Gelelim işsizliğe: Ülkemizde an itibari ile 3,5 milyon işsizimiz var ve işsizlik oranı 10,4. Bu rakam çok yüksektir.

              Peki kişi başına düşen gelir ne durumdadır diye baktığımızda, yıllardır 10-11 bin dolar bandında durakladığımızı, 2023 hedefinin 25 bin dolar olmasına rağmen, bunu başarmaktan uzak olduğumuz gerçeğini de hep birlikte görüyoruz.

              Son olarak da dış borca göz atalım: Sadece 2018 yılının ilk iki ayındaki dış borcumuz 14,84 milyar dolar. Türkiye`nin genel dış borcu ise 400 milyar doların üzerinde seyrediyor. İhracatımız ithalatımızı karşılayamıyor. Borçlanarak büyüyen bir ülkeyiz.

               Her şeye zam geliyor; akaryakıttan tutun da faturalara ve gıdalara, ete  kadar her şey çok pahalı.

               Dış politikayı da unutmamalıyız elbette. Orada da problemler mevcut.

              Tüm bunları göz önüne aldığımızda, ekonomik olarak enkaz halinde olan tabloyu kim devralacak? Bu durumun bu noktaya gelmesine neden olan siyasi irade, her şeye rağmen ülkeyi yönetmekte ısrarcı. Eğer mevcut yöneticiler tekrar kazanırsa ilk yapacakları iş ekonomik sıkıntıları düzeltmeye çalışmak olacak. Uzmanlar ise, Türkiye`nin yakın dönemde kemer sıkma politikalarına yöneleceğini öngörüyor.         

İktidar sahipleri bu durumu düzeltemez ise kesinlikle siyasi tarih sahnesinden silinecek. Halk bu durumu asla affetmez. Bu ise tamamen muhalefete yarayacak, kucaklarına iktidar verilecek.

               Eğer ki muhalefetteki biri seçimi kazanırsa, bu problemlerle boğuşmak zorunda kalacak. Belki de başaramayacak, ekonomik bozukluğun faturası kendisine kesilecek. O da tarih sahnesinden silinecek ve bu durum ise tamamen Ak Parti`ye yarayacak. “Gördünüz mü, beceremediler.” diyecekler.

              İşte bu açıdan baktığımda soruyorum: Mevcut durumun devam etmesi kime yarayacak?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.