Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
TOLGA TIKIÇOĞLU

TOLGA TIKIÇOĞLU

Neden olmasın

    Bir alan düşünün: Üç bin küsur dönümlük bir arazi üzerine yapılan, yemyeşil kentsel bir park. İçinde yüzlerce farklı bitki türü, yirmi binin üzerinde ağaç ve yüzlerce hayvan türü. Yapay göller vs.

            Şehrin tam ortasında bulunan, insanların sıkıcı iş maratonunun ardından dinlenebileceği ve birazcık da olsa nefes alabileceği, doğa ile iç içe zaman geçirebileceği, aileleriyle piknik yapabileceği bir doğa parkı.

             Böyle bir yer var mı? Evet var: New York City`de bulunan “Central Park”

             Öyle büyük bir harika ki, adamlar yüzlerce sene sonrasını düşünerek yapmışlar bunu. İnsanlar stres atsın, doğadan kopmasınlar ve rehabilite olsunlar diye. Çünkü biliyorlar ki insanlar betonlar arasında daralıyor ve doğayı görmek istiyor. Hissetmek ve algılamak istiyor. İnsanoğlu doğadan gelmiştir ve ait olduğu yerden giderek koparılmaktadır. Bunu görüyorlar.

              Bunu neden mi anlatıyorum?  Çünkü bu kentleşme ve betonlaşma yarışı ülkemizde de son sürat devam ediyor ve etrafımız betonlar tarafından kuşatılıyor da ondan.

              Şehrimizin Durugöl Mahallesi’nde bulunan yetmiş bir dönümlük bir arazi var; yeşilliği ile, doğası ve ufak da olsa bir gölü ile şu gri betonlar içerisinden yakut gibi parlayan bir alan. Oranın tamamen ortadan kaldırılıp yerine rezidans projesi yapılacağını öğrendik. Çok üzüldük haliyle, şehir merkezinde kala kala orası gibi ufak tefek birkaç yeşil alan kaldı.

              Yahu bu insanların yeşil alana ihtiyacı yok mu? Orayı insanların aktivite yapacağı, doğal bir alan haline getirsek kötü mü olur? Yürüyüş yolları, piknik alanları yapsak, hatta daha da büyütsek orayı; ağaçlar diksek ve ortasında güzel bir göl olsa, kuşların gelip konakladığı, çeşitli hayvanların barındığı bir alan.

             Akciğeri olsa şehrin.

        Bu insanların doğa parklarına ihtiyacı var. Dinlenebileceği, aileleri ile vakit geçirebileceği alanlara.

         Betonlardan sıkıldı insanlar, yükselen binalardan, Avm`lerden ve rezidanslardan bıktı. Elimizde kalanları gelecek nesiller için değerlendirip, torunlarımıza ve gelecekteki Ordululara güzel bir yaşam alanı bırakmak aslında en büyük hizmet değil mi?

          Bırakın bu alanı ortadan kaldırmayı, alanı büyütüp hemşerilerimize ve insanlığa armağan olarak sunmalıyız. Bizim de bir “Central Park`ımız” olsun. Çok mu görürler acaba bize?

           Asıl o zaman bir hizmet sunmuş oluruz. Rezidanslar mı? Onlar sadece bazılarının işine yarar. Sizin ve benim gibi garibanlara değil.

            Ha bu arada,  doğal alanı ortadan kaldırıyorsunuz filan. İyi hoş da bu şehrin insanlarına sordunuz mu?

    

O Güne Dair

           9 Ocak Salı günü AKM`de harika bir tiyatro seyrettim. Adı “Köprüden Önce Son Çıkış”

         Gerçekten de hayatımda seyrettiğim en etkileyici tiyatrolardan biriydi. O gün Gala yapılmıştı ve bu sene ilk kez Ordulularla buluştu.

          Ordu`nun tiyatro karnesi müthiş. Bu alanda birçok ilden daha aktif olduğumuzu biliyorum. Sanat adına harika şeyler oluyor.

           Bu değerli oyunun ortaya konulmasında  başta OKSAD  başkanı Nurgül Çoluk ve ODÜ Tiyatro Bölüm başkanı Yasin Akyüz olmak üzere emeği geçen herkese canı gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca tiyatroya olan desteğinden dolayı ve o gün de aramızda bulunan Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş`a da teşekkür ediyorum.

           Oyun şubattan itibaren sahne almaya başlayacak. Mutlaka izleyin.

         

 

        


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.