TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
TOLGA TIKIÇOĞLU

TOLGA TIKIÇOĞLU

Saflar sıklaşırken

         Amerika Birleşik Devletleri`nde şahin kanat, yapılan değişikliklerle tamamlanmıştı; Önceden beri yardımcılığı yürüten Pence koyu bir muhafazakar. Kendileri, askeri yöntemlerle Orta Doğu`nun dizayn edilmesinden yana. Geçtiğimiz haftalarda dış işlerine getirilen Mike Pompeo ise tam Donald Trump kafasında biri. O da muhafazakar ve şiddet yanlısı görüşlere sahip. Soğuk savaş döneminde askeriyede görev alması ve Müslüman karşıtı sözler sarf etmesi öne çıkan özelliklerinden.

        Son olarak ise Ulusal Güvenlik Danışmanlığı`na getirilen John Bolton dikkat çekiyor. Kendisi Kuzey Kore`nin vurulması görüşünü savunmakla birlikte, İran`a karşı da tek seçeneğin askeri müdahale olduğunu belirtiyor. Rusya`ya karşı ise sert politika kullanılmasından yana. O da diğerleri gibi muhafazakar ve savaş yanlısı tutum içerisinde.

        Başlarında ise ABD`nin çılgın başkanı var: Donald Trump. Sanırım onu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Meksika sınırına duvar öreceğini, bazı İslam ülkelerinin vatandaşlarını ülkesine sokmayacağını ve İran`a karşı daha da sert olacağını söyleyip başkan olmuştu zaten. Göreve geldiğinden bu yana da saldırgan tutumunu sürdürüyor. Bir önceki dış işleri bakanı Rex Tillerson, Kuzey Kore`ye karşı askeri müdahaleye ve İran`a karşı uygulanan sert politikaya karşı idi. Bundan dolayı da Trump ile uyuşamadılar ve Tillerson`un bileti kesildi. Yerine gelen kişiyi zaten yukarıda yazdım.

         Tabloya bu şekilde baktığımızda, dış işlerinden tutun da yardımcısına, Ulusal G. Danışmasına kadar hepsi de saldırgan tutum içinde olan ve çıkarları gereği savaş çıkarmakta herhangi bir tereddütleri olmayan zihniyetler. Bundan dolayı zaten “Şahin kanat” deniliyor.

         Peki tüm bu değişiklikler ne için? Tabii ki ABD`nin emperyal politikalarını uygulamak ve bu politikaların önündeki engelleri kaldırmak için. Trump, Obama döneminde ABD`nin epey bir güç ve itibar kaybına uğradığını dile getiriyordu ilk geldiğinde. Bunu tekrar sağlamak için elinden geleni yapıyor ve yapacak da. Gerçekten de Orta Doğu`ya baktığımızda ABD`nin güç kaybına uğradığını net bir şekilde görebiliriz. Esad`ın hala koltuğunda oturmasından tutun da Türkiye`nin PYD-PKK-DEAŞ a karşı etkili operasyonlarına, Türkiye`ye karşı eskisi gibi söz geçirememesinden, bölgedeki Rus etkisini azaltamamasına kadar birçok konuda ABD adeta çuvallamış durumda.

          Küresel güç olan ve bu gücünü kaybetmek istemeyen Trump, iktidar ama muktedir olamamanın verdiği psikoloji ile ABD gücünü kanıtlamak istiyor. Bu satırlar yazılırken ABD başkanı, Suriye`yi vurmak için Akdeniz`e destroyerini gönderdi ve attığı tweet ile “Hazır ol Rusya, füzelerimiz geliyor.” diyerek çılgınlığını bir kez daha gösterdi.

          Elbette mesele sadece güç göstermek değil; yukarıda da belirttiğim gibi bölgede ABD çıkarlarına aykırı birçok unsur ve olgu var, Trump bunları kendi lehine çevirmek istiyor.

          Yine bu satırlar yazılırken İngiltere başbakanı May, askeri müdahaleye hazır olduklarını belirtti.

           Şimdi safları bir sıralayalım: Bir tarafta ABD-İngiltere-Fransa-İsrail-Suudi Arabistan; diğer yanda ise Rusya-İran-Suriye ve hatta Çin.

           ABD, Suriye`yi vurur mu bilinmez, belki de bu yazı çıkana kadar çoktan vurmuş olur ya da vazgeçer. Ancak önemli olan bu da değil. Önemli olan nokta şu: 3.Dünya savaşına doğru giderken safların biraz daha sıklaştığının farkında mısınız? Ülkeler iyice taraflarını belli ettiler ve bloklar artık daha da netleşiyor.

            Hal böyle iken Türkiye`nin tavrını merak ediyorsunuz değil mi? Efendim 2.Dünya Savaşı zamanında dönemin reisicumhuru İsmet İnönü, savaşa girmemişti. Çünkü eğer İngiltere-Fr tarafında olsaydı Alman istilası korkusu vardı. Yok eğer Almanya tarafında olsaydı bu sefer de İng-Fr saldırısından çekiniyordu. Bu nedenle ortada kalmayı tercih etti. Hatta dönemin  İngiltere başbakanı Churcill ta Adana`ya kadar gelip, tren vagonunda İnönü`yü ikna etmek için az mı dil dökmüştü.

          Yeni bir cihan harbi safhasına girdiğimiz şu dönemde Türkiye, tıpkı 2.Dünya Savaşı`nda olduğunu gibi arada kalmış durumda. Bir tarafta ABD, diğer tarafta ise Rusya.

          Bakalım önümüzdeki dönemde hangi ülkenin hangi lideri ülkemize gelip, vagon aralarında, saray köşelerinde bizi savaşa sokmak için ikna etmeye çalışacak. Hep birlikte göreceğiz…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.