TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
TOLGA TIKIÇOĞLU

TOLGA TIKIÇOĞLU

Yalan dünya

Hepimizin malum olduğu bir türküdür bu; Neşet Ertaş`ın “Yalan Dünya” adlı türküsü.

        Şimdi sizi bir hikayeye götüreceğim. Yalan dünya türküsüne güzel bir örnek teşkil eden. Bundan yıllar, yıllar önce yurdumuzda yaşanan ve aslında çoğumuzun bilmediği, ilk defa duyacağı ve duyduktan sonra da biraz tebessüm edip, biraz da üzüleceği bir hikaye: Bizim hikayemiz.

         Konuya girmeden önce, bu hadiseyi öğrenmeme neden olan haberi anlatarak giriş yapmam daha uygun olur diye düşündüm:

         Bundan dört beş gün kadar önce SpaceX adlı şirket tarafından güneş sistemi yörüngesine Tesla markalı bir araç gönderildi ve açıklamalara göre yüzlerce hatta binlerce yıl uzayda dolaşacak. Her iki şirketin kurucusu Elon Musk hem bir hayalini gerçekleştirdi hem de güzel bir reklam yaptı doğrusu.

          Bu projedeki en büyük kazançlardan biri de, yollanan “Falcon Heavy” adlı ağır yük füzesinin başarıyla görevini icra edip, aynı şekilde dünyaya iniş yapması. 64 tona kadar ağır yükü uzaya götürebileceğini kanıtlamış oldu. Ayrıca bu zamana kadar ki en güçlü roket unvanını da kaptı.

          Tabii ileriki yıllara doğru Mars`a iniş yapma gibi hayalleri ve planları var. Bu girişimler sadece ön hazırlık ve geliştirme aşamaları. Bütün mesele araç göndermek değil yani.

          Neyse… Şimdi biz konumuza dönelim:

          Bundan yine yıllar önce Sovyet Rusya, “Sputnik 1” adlı uydusunu dünya yörüngesine gönderir(1957) ve bu dünya uzaycılık tarihinde bir ilktir. Bu aynı zamanda ABD-Rusya arasındaki uzay çekişmesinin de başlangıcıdır.

          Bu gelişmelerden etkilenen birkaç gencimiz çıkar ortaya. İlgileri ve merakları neticesinde 1959 yılında “Bandırma Füze Kulübü”nü kurarlar.

          Ülkede eşi benzeri görülmemiş bir kulüptür. Daha sonra adı “Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırma Derneği” olarak değişir ve resmiyet kazanır.

         Daha sonra derneğe Ermeni asıllı Türk vatandaşı Kirkor Divarcı katılır ve onun katılımı dernek için bir dönüm noktası olur. Zira, füze yapacak yeterli bilgi ve donanıma sahiptir. Üniversitede öğretim üyesidir o dönemde.

           Nişanlanmak için biriktirdiği 400 lirayı da bu uğurda harcayacak kadar da bilime önem veren, davasına sahip çıkan bir değerdir.

            Projeyi de İTÜ`ye kabul ettirir. Desteği alınca, çalışmalara başlanır. TSK`ya da projeyi kabul ettirince ilk Türk füzesi olan “Marmara 1”  30 Ağustos 1962 yılında üzerindeki Türk bayrağı amblemi ile semaya çıkar.

           Sadece 1m 33cm uzunluğunda ve bir buçuk kg ağırlığındadır. Yaklaşık bin metre göğe yükselir. Mükemmel değildir ama büyük bir hayalin küçük bir adımı olarak tarih sayfalarına adını yazdırır.

            Bu çalışmaların da devamı gelir elbette: Sonrasında “Marmara 2”, “Hürriyet 1” ve “Hürriyet 2” adlı füze gönderme denemeleri olur. Sürekli olarak geliştirilen füzelerdir ve hepsi daha da yükseğe gönderilir.

            İstanbul ve Ankara gibi büyük illerde derneğin şubeleri açılır.

            Daha sonra akıllarına bir fikir gelir: Uzaya bir canlı gönderilecektir; bir fare.

             Bunun için çalışmalar başlar. Projenin adı “Aktrüs” olarak açıklanır. 4 m ve 500 kg ağırlığı ile daha önceki yapılanların en büyüğü olacaktır.

            Ancak birden bire bir şey olur; Kirkor Divarcı`nın Üsküdar`daki evinde yangın çıkar. Bütün projeler, çalışma kayıtları onun evindedir. Her şey küle döner ve bütün hayaller yangınla birlikte uçup gider.

            Anlaşılan yine gizli bir el bir şeyler çevirmiştir. Bütün çalışmalar durur ve yangından sonra uzay çalışmaları bir daha yapılmaz. Dernek faaliyetleri durdurulur.

            Böylece Türk`ün uzayla imtihanı daha yolun başında iken sona erer.

            Peki o yangın çıkmasaydı ve bu zamana kadar Türk uzay sanayi gelişerek gelseydi ne olurdu? Muhtemelen şöyle olurdu: SpaceX`ten önce dünya yörüngesine biz bir aracımızı çoktan gönderirdik; sürücü koltuğunda oturan cansız manken bir Türk olurdu; pala bıyığı ve Türk bayrağı amblemli kıyafeti ile bir eli dışarıda -elinde tesbih- bir eli direksiyonda uzay boşluğunda ilerlerdi. Ve muhtemelen de arabada çalan şarkı, uzaya gönderilen Tesla`daki gibi “Space Oddity” adlı parça değil, Neşet Ertaş`ın “Yalan Dünya” sı olurdu.

       Ama olmadı, birileri yine ilerlememizi ve gelişmemizi istemedi. İşte bu yüzden yalan dünya…

      

            

            

             

               

          

        

         

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.