OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Sayın Cumhurbaşkanı dik durmak ama dikleşmemek sözünü hiç dilinden düşürmüyor.       Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre dik iki ayrı mecaz anlamda kullanılıyor. Birincisi ters, aksi söz diğeri de kaba, yersiz davranış. Dik bakış, dik kafa sözleri de bu anlamlardan deyimleşmiş. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı dik durma sözüne inanç ve inatla duygu, düşünce ve icraatların savunulması anlamlarını yüklüyor. Dikleşmeyi de meydan okuma olarak veriyor. Yani diyor ki inandığını inatla savun ama kimseye ters tutum içine gİrme.

Demokrat olmanın gereği de budur. Dayatmayla, zorla ve ters davranışlarla başkalarına hükmetmek antidemokratlıktır. Her demokrat ya ben doğru düşünmüyorsam, hatalıysam duygusu içinde olmayı başarabilmelidir. O zaman uzlaşma kolaylaşır. Demokrasi onun için var zaten. Uzlaşma kültürü demokrasinin temelidir.

 7 Haziran seçimleri sonrası millet uzlaşma istedi.  Yani demokrasinin gereğini istedi. Ama millî iradeye saygılıyım dedikleri halde bütün partiler ilkeleriyle dik durdu. Sonuç yok, uzlaşma çıkmadı. Demek ki dik durmak ister istemez dikleşmeye gidiyor.                                           Sayın Cumhurbaşkanının yukarıda açıkladığım dik sözcüğüne yüklediği anlamı sanırım sözlüğe  bu yüzden yazmadılar.

MHP lideri Sayın Bahçeli dik durdu, hükümet olmak istemediğini açıkladı ve sürekli iktidar partisini suçladı. Sonuçta dik duracağım diye dikleşti. Oysa yıllar önce 3 milletvekiliyle koalisyon hükümetlerinin beyni olan bir başbuğu vardı. O sürekli iktidarda olarak devletin içinde söz sahibi olmayı, milletin doğrularını etkili ve yetkili olarak savunmayı tercih etmişti. 

 Sayın Bahçeli onun bu icraatını göz ardı etti ve Başbuğun oğlunu kaybetti.

Demokrasimiz bu yüzden sağlıklı yürüyemiyor. Hep benim doğrularım kabul görecek, hep benim türkülerim söylenecek diyenimiz çok maalesef! Kabahat kürk olsa giyen de yok!      Onun için ülkemizde kitle partisi oluşamıyor. Yetkili kadrolar hep  kendi türkülerini dinletmek istiyorlar. Kadro partilerinin ömrü de ya uzun olmuyor ya da memlekete hizmet etmekte yetersiz kalıyorlar bu nedenle.

Ülkemizin en büyük ihtiyacı  kitle partisi, üyelerinin oy çokluğunun talebine göre hareket  eder ve millî iradeyi tecelli ettirir. Herkes etiketine bakmadan dinlenir. Makam-mevki-gelir paylaşımları kitlelerin dileği hiçe sayılarak  kadroların keyfi tasarruflarına bırakılmaz.      Böylece devletin kilit noktalarına sızmalar da önlenir.

Devletin en kritik noktalarına sinsice sızmalar belli örgütlenmelerle köşebaşı kadrolarına nüfuz etme yoluyla olmadı mı tarih boyunca?

Demokrasi dik durmayı değil halkın önünde eğilmeyi,  yani halkın sesi olmayı gerektirir. Dik dur eğilme, bu millet seninle diyebilmek gerçekten halkın sesi olabilmeye bağlı. Halk iradesini köşebaşı kadrolarının iradesine vererek dik durmak demokrasiye uymaz! Bütün partilerin halkın sesini dinleyebilme gücü kazanması dileğimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.