Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Başkabakan Yardımcımız Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, millî görüş camiasından ayrıldıktan sonra “Halkın Sesİ”  olmaya karar vermişti. 37 yıl önce adalet ve kalkınma davamız var demiş, 2001’de  de bu adla bir parti kurulduğunu duyunca heyecanlandığım gibi Sayın Kurtulumuş’un partisine verdiği bu adı duyunca da heyecanlanmıştım. Rahmetli Refaiddin Şahin Ağabeyim, beni yanına çağırdı. Dedi eğitim, kültür, sanat faaliyetlerinin sesini duyurmak  istiyorsan bize destek ol!  Sonra Sayın Bekaroğlu ve Sayın Ahmet Demircan’la da istişarelerim olmuştu. Ancak inancım oydu ki halkın sesi olmak kitlelerin gönül gücüyle yürüyebilmeye bağlıdır. Kadro çatışmalarından uzak üyelerinin oy çokluğunu doğru hesaplayan ve o oy çokluğuna göre icra yapan bir kitle partisi oluşumuna hizmet etmek gerekti. Kadroların bölük pörçük olması sonucu oluşan küçük kadro partileri halkın sesi nasıl olabilirdi ki? 2001 ruhuyla her fikre yer açtığını söyleyen Ak Parti, kadro partisi olarak kurulmuş da olsa aldığı oy potansiyeliyle kitlelerin sesi olmayı başarmıştı, bölünmenin ne anlamı vardı?

Kısa süre sonra Sayın Kurtulmuş ve Saygıdeğer Dostum Samsun Millevikilimiz Sayın Ahmet Demircan da Adalet ve Kalkınma davası içinde yer aldı. Baktım Gazi Üniversiteli dostlarım Sayın Prof. Dr. Naci Bostancı, Sayın Prof.Dr. Vedat Bilgin  ve Sayın Prof.Dr. Hüseyin Yayman da katıldı davaya. Dava büyüyecek demek ki dedim, kitleler etkisini artırıyor. Kitlelerin etki gücüne daha da  inandım.  Bu inançla 7 Haziran seçimlerinde Ak  Partiden aday adayı da oldum. Fikirlerim vardı, davaya sunmak istediğim. Gazeteler bunları zaman zaman manşetlere de taşımıştı.  Adalet ve kalkınma davasının daha fazla güç kazanması için bilimsel gerçeklere ve doğru bilgilere dayalı fikirler ürettim durdum ve yayınladım hep. Başta muhtarlar olmak üzere bütün sivil toplum kuruluşlarıyla yakın temasa geçtim.

Onlarla sohbetlerimde bana yandıkları derdin  en büyüğü neydi biliyor musunuz? Köşebaşını tutmuş etkili ve yetkili kadrolar kitleler adına konuşuyor, bu da halkın sesi oluyor. Biz sadece nutuk  dinliyoruz  sivil toplum kuruluşları olarak bizim çözüm önerilerimizi ciddiye alan bile yok(!) Kendilerine öyle sanmayın, onlar sizden etkilenerek fikirler üretirler, ona göre icra içinde olurlar dedim. Adayı olduğum partinin içinde akademik bir kadronun varlığına dikket çektim. Onların kitlelerin sesini dinlemeyi, bilimin emri kabul ettiklerini de vurguladım ve dertlerini yüreğime işledim.

Halkın sesini duyabilmek çok önemli. Duydum demeyle duyulmuyor bu ses! O ses ancak  icrayı üyelerin oylarına sunmakla net olarak duyulur. Bu cumhuriyet tarihi boyunca yapıldı mı hiç? Yapılmadı, demek ki kitle partisi kurulamadı. Böyle bir partinin kurulması veya partilerin buna evrilmesi  en büyük dileğim  ama doğrusu çok umutlu değilim. Çok zor, köşebaşını tutanlar benim türkülerimi dinleyecek herkes demekten vazgeçemez.  Keşke geçebilseler… Her siyasetçi kendi doğrularını bir yana bırakıp o sesi duyabilmeye odaklanabilse...  Bunu yaparken de kim benim dostum kim düşmanım ayrımı yapmama olgunluğunu gösterebilse…

 Benim doğrularımı paylaşmayan benim partimden değil anlayışı partileri dar kadroculuğa sürüklüyor.  İstisnalar var tabi. Kİtlelerin sesini duyma çabası içinde gördüğüm  çok  politiacı tanıdım. Bunlardan birisini yeni görevi dolayısıyla fikir dostlarıma tanıtmak istiyorum:

Demokrasi adası projesinin sahibi genç ve dinamik mimar hemşehrimiz  Sayın Çiğdem Karaaslan. Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş olacak ki genç yaşına rağmen bugün genel başkan yardımcısı ve çevreden, şehirlerden , kültürden sorumlu. Bu Samsun için bir şans bence. Kendisiyle de yeni tanıştım.  Ciddî konularda istişarelerimiz oldu. Memleket meselelerine hakim buldum  Sayın Karaaslan’ı. İnanıyorum ki halkın sesini duyar. Görevinde başarılar diliyorum.

Kitle partisi konusunda önceki yazılarımda  da açıklamalar yapmıştım. Nedeni, dayatmacılığın çağ dışı olduğunu vurgulamaya çalışmaktı. Partilerde sen ben  azalacağına çoğaldı.  Sayın Arınç bile eskiden bizdik, şimdi ben olduk  deme noktasına geldi. Yeniden seçime gidilmesinin nedeni de sen ben değil mi?  İyi değil bu gidiş. Kitleler bunu istemiyor, kendi  sesinin duyulmasını istiyor,  halkın sesini  duymamız lazım. Selam kitle partisi olma yolunda ilerleme çabası gösterenlere, selam!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.