• dolar dolar 3.7496
  • euro euro 4.0271
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Zati  ÜRER

Zati ÜRER

TAHRİK  VE ŞİDDET

Ayrıldığı eşine öfkesiyle ruh sağlığını kaybeden bir ayakkabı tamircisi insan sağlığı  hizmetindeki         Dr. Aynur Dağdemir'i  hem de hastane odasında katletti. Ne acı!

Samsun’da  ikinci  kez insan sağlığına hizmet eden hekimimizi şiddetten koruyamadık. Şimdi kınama, bildiri sunma, demeç verme, şiddete lanet okuma yolunda herkes, acı içinde. Lakin toplum olarak tedbir almak, caydırıcı olmak, önlemek için gerekenleri yapmakta yetersiz kalıyoruz diyen yok(!)

Toplum içinde ruhsal travma geçirdiği için şiddete başvurmaya hazır, tedavi altına alınması gereken çok insanımız var.  Kent yaşamına sıkaşarak yüreği kabız olan insanlar, genetik özelliklerinin de etkisiyle saldırma, öldürüme güdüsü içine düşüyor. Ansiyete bozuklukları, deprasyonlar toplumu sarmış durumda. Ruhsal rahatsızlığının farkına varıp tedavi  olan insan çok az. Ruhsal rahatsızlık içindeki  insanlar trafikte, hastanede, sokakta, iş yerlerinde kol  geziyor ve çoğumuz  bunun farkında değiliz. Muhatap olduğumuz insanların her an şiddetine uğrayabileceğimizin de.

Adam ayrıldığı eşinin peşine düşüyor ama ruhsal dengesi öylesine bozulmuş, öylesine öldürmeye odaklanmış ki günahsız bir hekimi bıçaklıyor sonra da kendini  5.kattan atıyor. Bu bilinçli yapılabilecek iş olabilir mi?

Hayatta  en hakikî mürşit ilmin gereğini yapamıyoruz. Bilim diyor ki şiddet toplumsal  bir hastalıktır. Hastalığın da bilimsel tedavisi mümkündür. Gerek örgütlü terör suçları  gerekse bireysel suçlar bir bilimsel çalışma sonucunda önlenebilir.  O adamın bu denli  ruh hastası olması önlenemez miydi  ya da eğitimli güvenlik görevlilerinin tetik teşhisiyle cana kıyması engelenemez miydi? Terörist olmuş gencecik insanların bu bilim çağında üzerlerine bomba sararak kendilerini öldürümeleri de akıl alır   şey mi? Ruh dengesi ölümü hiçe sayacak kadar bozulmuş insanların sürekli  infilakini izlemek ve kendilerine lanet okumaktan geçip  düşünelim artık.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Sayın Prof.Dr. Ömer Alparslan Aksu, “Zıtları uzlaştırmada hayat, çatıştırmada memat vardır. Hayat memat meselesi ölüm kalım meselesi demektir, memati ölüm getiren demektir. Kurtlar Vadisi dizisinde böyle bir tip var. Biz ölüm getiren değil, uzlaştıran ve hayat veren tipler yaratmalıyız.” diyor. Ancak  Dr. Aynur Dağdemir’in  yayından fırlamış oku tutması gibi nafile bir uzlaştırma çabası işe yaramayacaktır. İnsanların eğitim sürecinde ele alınması gerek, şiddet içerikli sinema-tiyatro eserlerinin sürekli göz önüne serilmemesi gerek. Demokrasinin eğitimle geliştirilmesi gerek yani.

Ülkemizde uzlaşma kültürünü geliştirmeye odaklanmış bilim, kültür, sanat ve eğitim insanlarının ışığının yasama erkine etkisini olmalı. Böylece  çok yönlü bilimsel çalışma ve güvenlik tedbirleriyle toplumu rahatlatma operasyonları yapabilecek  uzlaştırma yasalarının iyi düşünülüp  fazla geç kalmadan yürürlüğü sokulması  sağlanmalıdır.                 

Sayın Cumhurbaşkanı  G20 zirvesinde “Zenginler biraz kârınızı azaltın, fakirleri tahrik etmeyin.” dedi. Bütün dünyada paylaşım adaletinin sağlanması ve kalkınmanın ona göre yürütülmesinin gereğine çok güzel işaret etti. Kendine yakışan bir söz etti ama gerçekleşmesi kolay değil. 

Dünyadaki ekonomik dengelerin sosyal adaleti sağlayacak şekilde kurulması kolay olabilir mi?        Keşke olabilse! Geçim derdi, işsizlik tümüyle ortadan kaldırılabilse!  

Herkesin mutlu olacağı işi olsa terörle, şiddetle, öldürmeyle kimin, ne işi olabilir ki? İş dayanışmayı, dayanışma da dostluğu getirmez mi? İşte bu gerçekten hareket etmek bütün dünya siyasetçilerinin hedefi olmalı aslında ama biz bütün dünyaya hükmedemeyeceğimize göre kendimizi  bu yolda ilerletmeye bakmalıyız. Bunu yapabildiğimiz oranda tahrik, dolayısıyla da şiddet azalacaktır.

Şiddet sonuçtur, biz hep şiddete lanet okuyoruz. Oysa  tahriklere dur demenin bilimsel yollarını bulmaya çalışsak ya!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.